image

Röportaj: Zeynep ÇAĞER

 

PeyamaKurd- Kürdistan gündeminin yoğun olduğu bu dönemlerde, gelen bilgiler sürekli değişmekte ve yapılan algı operasyonları topluma yön vermektedir. Türkler tarafından Afrin saldırısı devam ederken, Kürdistan halkı gün geçtikçe bu saldırıya dünya ile beraber daha fazla tepki vermektedir. Referandum sırasında Kerkük’e saldıran İran güdümlü Irak, nasıl ki Kürtlerin kazanımlarını sabote etmek istemişse, Türkiye’de aynı eylemi Afrin üzerinden salladığı “teröristleri oradan çıkaracağız” bayrağı ile dalgalandırmaktadır. Peki kim bu teröristler ve oradaki sivil halk nerede? Bu sorulara açıklık getirmek ve balık ağına bağlı gündemin gerçek mi ya da dezenformasyon mu olduğu gün ışığına çıkarmak için KNK (Kongra Neteweyi ya Kurdistan) üyesi Numan Oğur ile konuştuk. Afrin’e yönelik PeyamaKurd’a konuşan Oğur, “Saldırı Kürtler’in elde ettiği demokratik kazanımların, Türkler tarafından baltalanmak istendiği için yapılıyor” diyor. Kerkük olayına ilişkin ise, “Talabani ailesinin yaptığı tarihi bir ihanetti” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kerkük olayları sırasında, Pavel Talabani France 24’e konuşarak, “Biz 4 parti anlaşarak 33 imza topladık ve Kerkük’ü teslim ettik” demişti. KNK olarak bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Kürdistan’ın bütün parçaları ile ilgileniyor. O dönemde yaşanan bu skandal olay, Talabani’nin, ailesinin Süleymaniye’de yaptığı gizli anlaşmanın daha sonra basına sızması ile beraber suç ortakları aramasına dönüşmüştür. Bu sadece 4 parti ile de sınırlı kalmadı. Daha sonra dediler ki, biz Mesud Barzani ile de toplantı yaptık, beraber anlaştık vs…  Biz hatırlarsanız bu olay karşısında sessiz kalmamış (KNK olarak) ve bir bildiri yayınlamış ve şunu çok net ifade etmiştik, “Kürdistan ulusal çıkarlarına zarar veren her parti ve birey bizim için makbul değildir.” Hatta ben kendi adıma söylüyorum orada Talabani ailesi tarihi bir ihanete imza atmıştır. Onunla beraber kim ortak imza atmışsa bir o kadar suçludur. Kağıt meselesine gelince de, o kağıdın tam olarak gerçek olup olmadığını halen bilmiyoruz. Çünkü eline bir kağıt almış ve sallıyordu, o kağıdın ne olduğunu ve ne yazıldığını bilmiyoruz.

Peki biraz gündeme dönelim. Şu an Afrin’i İran’a teslim ettiler diyorlar. Bu konu ile ilgili bir bir bilginiz var mı? Ya da ne düşünüyorsunuz?

Bakın Afrin’de şuan çok tarihi bir mücadele yürütülüyor. Orada YPG/YPJ ve DSG güçleri yüzlerce şehit vermiştir, onlarca sivil yaralı ve ölen var. Şüphesiz orada psikolojik bir savaş yürütülüyor. Kürdistan düşmanlarının elindeki medya çok kapsamlı ve kirli. Birçok şey söyleyebilirler ama bu söyledikleri şey yalandır. Orada Kürt halkı ve Kürt halkının dostları mücadele ediyor. Afrin, Kürdistan’ın en kutsal toprak parçalarından biridir ve Kürdistan halkınındır. Halkımız bu tip haberlere inanmasın orada tarihi bir mücadele veriliyor. Oradaki arkadaşlarla günlük görüşmelerimiz var moralleri yüksek. Oradaki düşman güçler bir bataklığa saplanmış durumdalar.

Siz yıllardır bu mücadelenin içindesiniz bildiğimiz kadarıyla. Roj Peşmergeleri’nin Afrin’e geçmesi istendi yardım için ama izin verilmedi. Bu konuya nasıl açıklık getiriyorsunuz?

Afrin’e bütün yurtsever güçler, faşizme karşı olanlar herkes gelebilir. Bütün Kurdistanî güçler oraya gidebilirler belirli bir komuta düzeyinde (emir- komuta zincirine bağlı olarak) yurtsever temelde düşmana karşı savaşabilirler. Biz Roj Peşmergeleri’nin Afrin’e geçmesine olumlu bakıyoruz. Şüphesiz Kurdistanî bütün Peşmergeler kardeştir. Bizim çağrımızda aslında, Kürdistan siyasi birliğini koruyabilmeli, ortak diplomasi ve askeri gücümüz olmalı temelindedir. Kerkük’te de, Mardin’de de, Afrin’de de her yerde düşmanlarımıza karşı savaşalım. KNK ortak hareket etmek için vardır zaten. Ayın 11’inde Afrin için, Hollanda’da büyük bir konferans yapacağız. Başta Kak Mesud (Mesud Barzani) olmak üzerek, KDP, YNK herkes davetlidir.

Türkiye’de bir Afrin sevdası başladı. Ama Afrin aslında küçücük bir yer. Afrin’in stratejik önemi nedir ki, Türkiye de böyle bir sevda başladı?

Mesele, Afrin’in küçük ya da büyük olması değil. Orada Kürtler’in bir kazanımı vardı. Kürtler kendi kendilerini yönetiyordu, demokratik bir modelleri vardı. Türkler bu demokratik modeli ortadan kaldırmak için bahane üretti ve oraya saldırı yaptı. Kürtler’in nerede bir kazanımı varsa, Türkler oraya yönelmek istiyor ve baltalamak istiyor. Afrin’de her kökenden insan çok güzel ve demokratik model şeklinde yaratmışlardır. Hatta bu model ile Orta Doğu’daki halkların beraber yaşama modelini orada hayata geçirmişlerdir. Türkiye olarak buna tahammül edemiyor ikincisi ise bu modelin gücü olan YPG/PYD’ye tahammül edemiyor. Yani saldırının birçok sebebi sayılabilir ama en önemlisi demokrasi modelini ortadan kaldırmak içindir denebilir. Türkiye biliyor ki Kürtler, Suriye’de demokratik bir modele oturursa, yarın öbür gün kendi kapısına da dayanacak. Onun için var olan bütün kazanımlar Türkler tarafından baltalanmak isteniyor.

Kürdistan şu an federasyon durumunda sadece bağımsızlığını ilan etmemiş. Şengal’i, Afrin’i ve diğer toprakları Kürdistan ile birleştirsek ve bağımsızlığa doğru gitsek nasıl olur? Kürtler için demokrasiden önce özgür yaşam önemli değil mi?

Bizim zaten uzun vadedeki hedefimiz, Demokratik Birleşik Bağımsız Kürdistan’dır. Bunu defalarca söyledik kimileri iyi niyetli, kimileri art niyetli anlamak istemiyor. Biz bağımsız Kürdistan’dan hiçbir zaman vazgeçmedik. Fakat Kürdistan’ı parçalara bölen biz değildik, düşmanlarımızdı. Şimdi parça parça bu mücadelemiz gelişiyor. Duhok bağımsız olur, Erbil bağımsız olur, Afrin, Amed vs.. şüphesiz ileriki dönemlerde bu şehirler ve parçalar birleşecektir. Fakat fiziki durum şuan da elverişli olmadığı için mücadelemizi birleştiremiyoruz. Yani özetleyecek olursak, Suriye’de demokratik federal bir sistem ortamı Kürtler için doğmuşsa bunu kabul ederiz.

Güney Kürdistan’da federal bir sistem bağımsızlığa doğru gidiyordu. Eğer ulusal kongre gerçekleştirmiş olsaydık ve Kurdistanî güçler bir arada olsaydı o bağımsızlık modeli de hayata geçerdi ve biz de destekliyorduk. Fakat biz bir arada olamadığımız için bir kayıp yaşadık ama bu geçici bir kayıptır mücadelemiz devam ediyor. Düşmanın kazanımları geçicidir. Kerkük’te tekrar Kürdistan olacaktır, Güney Kürdistan’da bağımsız olacaktır, Kuzey Kürdistan’da olacaktır.