image

PeyamaKurd- Terör örgütü İŞİD’in 2014 yılında Şengal’esaldırdı. Bu tarih Şengal ve Êzdîler için acıların başlangıcı olarak tarihe kayıtlandı.  Saldırı sonrası binlerce insan katliama uğradı, yüzlerce insan kaçırıldı ve sayısı hala belli olmayan Kürt kadınları köle pazarlarına esir olarak satıldı.Yelerinden, topraklarından göç etmek zorunda kalan Şengalhalkı, Uluslararası politikanın sessizliğine gömüldü. Şengal’den mecburi göç eden Kürtler Kürdistan’ın ve Dünya’nın dört bir yanına sığındı.  Bugün günlerden, Êzîdîhalkının “73. Ferman” dediği soykırımın 4. senesi. PeyamaKurd ekibi olarak bazı insanlara ulaşarak seslerini dünyaya duyurmak istedik. Durum vahim, acılar taze, günler onlar için zehir. Ne olacak bilmiyorlar. Yetkililerden şikayetediyor dünya bizim için sessiz kaldı diyorlar. 

Gözlerimin önünde kardeşime tecavüz ettiler” 

Terör Örgütü IŞİD saldırısından kaçıp Şırnak, Diyarbakır, Mersin ve son olarak da İstanbul’a gelen Şengalli Dijwar“Aylardan Ağustos idi ve biz evde oturmuş ailece sohbet ediyorduk” diye söze başlıyor ve şöyle devam ediyor: “ O sırada birden bire bir kalabalık oldu biz kavga çıktı zannetti sonra baktık ki sakallı adamlar, ellerinde İslam bayrakları etrafa saldırmaya insanları öldürmeye başladılar. Çığlık sesleri, yalvarmalar sonu gelmiyordu…  Bunlar Bize doğru gelmeye başlayınca hepimiz o telaşla bir yerlere kaçtık o esnada abimi öldürdüler kardeşlerimi, annemi aldılar. Kardeşim bağırıyordu (Gözleri doluyor burada…) yapmayın! Bırakın diyordu. Ben o korku ile onları izliyordum annemi götürdüler zaten. Yaklaşık 5-6 kişi kardeşime oyun oynayarak tecavüz etmeye başladılar. Ben o esnada çıktım, beni gördüler ‘Bunu alın’ dediler. Gözlerimi bağladılar, dövdüler bayılmışım. Nere olduğumu bilmiyordum. Saat kaç? Nereye geldim? Gördüklerim rüya mıydı? Bilmiyordum. Gözlerimi açtılar sonra Arapça bir şeyler söylüyorlardı anlamıyordum fakat “Kürtlere ölüm getirdik” diyordu biri. O Kürttü. Halkını ve kendini satmış bir Kürt. Yaklaşık 1 ay ellerinde kaldım, sonra beni başka bir yere göndermek için birilerine teslim ettiler o esnada bir boşluk yakaladım ve kaçtım. Ben bugün yaşıyorsam da, bir ölüyüm. Ne yurdum var ne ailem. Sonum ne olacak bilmiyorum. Kürtler böyle, bu halle nereye kadar gidecek inanın bilmiyorum.” 

Aç ve susuz günlerce dağlarda yürüdüm”

Terör saldırısından kaçan 25 yaşındaki Hêwî ise olanları şöyle anlatıyor: IŞİD’liler köyümüze saldırdığında ben evde değildim, ablam evliydi onların evindeydim. IŞİD’lilerellerinde silahlar korkunç bir şekilde insanları öldürüyorlardı. Ben onların geldiğini gördüm evdekileri uyardım eniştem elinde silahla kapıya çıktı zaten yaklaşık 10 dakika içinde öldürdüler onu. Ablamı götürdüler, yeğenim vardı 8 yaşında onu aldılar. Evin içine girdiler her şeyi yıktılar ben evin alt bölümündeki mahzene girdim beni göremediler inanın korkudan 2-3 gün orada bekledim. Köyde sağ kalanlar vardı fakat IŞİD oradaydı. Ben kaçmayı aklıma koymuştum onların eline düşemezdim. Bir gece vakti artık dayanamadım yakalansam bile kaçacağım dedim ve dağlara doğru kaçmaya başladım aç susuz günlerce o dağlarda yürüdüm, ayaklarım patlayana kadar yürüdüm koştum. Sonra kaçan insanlar ile karşılaştım ne yapacağımızı bilmiyorduk. Bir şekilde kurtulmalıydık. Ne su vardı ne yiyecek. Ölen insanlar vardı, bebekler vardı. Bazı insanlar bizi Urfa’ya geçirmeyi başardılar bize söz vermişlerdi Sizi Habur Sınır Kapısından kaçak geçireceğiz ve sizi Avrupa’ya göndereceğiz diye. Fakat öyle bir şey olmadı sanırım kendi siyasi çıkarları için bizi kullandılar. Mardin’e geldim sonra Midyat’taki kampta kaldım. Şimdi de kendi topraklarımıza döner miyiz yoksa sürüne sürüne ölür müyüz bilemiyorum. Yetkililerden hiç umuduz yok, dünya sessiz işlerine geliyor anlaşılan. Olan biz Kürt halkına oluyor.” 

Ben öğretmendim ama şimdi insan bile demiyorlar” 

Dilgeş 40 yaşında bir öğretmen yaşadıklarını hâlâ dün gibi hatırladığını belirterek, “Ben öğretmendim ama şimdi insan muamelesi bile yapmıyorlar” diyor. Ben o günleri fazla anlatıp hatırlamak istemiyorum çünkü bugün de aynı, değişen bir şey yok. Ben öğretmenim ilim sahibi bir insanım sokaktan geçen ipsiz sapsız adamların bile bana ‘Suriyeli bunlar’ demesi zoruma gidiyor. Ben Kürt olduğumu anlatsam da herkes Suriyeli biliyor öyle değerlendiriyor. Ha oradan kaçmışız haaDiyarbakır’a gelmiş günde 50-60 liraya kölelik yapmışız aynı. En acısı da Kürt halkının, kendi halkını dışlaması. Herkes bizim o tarafta yaşadığımıza odaklanıyor ama kimse onlar da Kürt, bizim kardeşlerimiz onlar için ne yapabiliriz demiyor. Bu benim ağrıma gidiyor. Ben öğrencilerimi, kitaplarımı özledim. Küçük bir odam vardı orada bir radyom onları özledim. Kime ne zararı vardı Şengal’in oradaki Kürdün? Benim artık hiçbir şeye umudum yok. Sadece gitmek istiyorum. Nereye diye sormayın belki de dipsiz bir kuyunun en dibine gitmek istiyorum” ifadelerini kullanıyor.