image

PeyamaKurd-  ABD'nin Suriye'de YPG'ye verdiği destek sebebiyle iki ülke arasında yaşanan gerilim, tarafların YPG'nin Menbiç'ten çekilmesi hususundaki anlaşmayı uyguladığı bir dönemde hala devam ediyor. Ankara'daki temaslarında ABD'nin Suriye'den ayrılmasının sonuçlarının "iyi olmayacağını" ve bölgede kalmalarının "Türkiye'nin avantajına" olduğunu anlattığını belirten ABD'li senatör "Suriye'de Türk ordusunun yeni harekâtlara girişmesini de istemezsiniz, aksi takdirde kendinizi bir bataklıkta bulursunuz" diye ekledi. Graham, ayrıca YPG'lilerin Fırat'ın doğusunda, yani Menbiç'e yaklaşık 20 kilometrelik bir uzaklıkta konuşlanmasının "yeterli olması gerektiğini" söyledi. Peki, ABD'li senatörün bu sözleri neyi amaçlıyor İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu ve dış politika uzmanı Özdemir Akbal, Sputnik'e değerlendirdi.

“YPG’nin desteklendiği bir gerçek”

Akbal, “Graham'ın ABD'nin Savunma Sekreterliği görevi Ashton Carter tarafından yürütüldüğü dönemden itibaren PYD'nin silahlı kanadını desteklediğini bilmekte fayda var. Bu durum aslında bir niyetin ortaya konulması. Yani bu açıklamayı tersi bir yönden ‘Suriye meselesine müdahil olmamanız bizim işimize gelir' diye okumak da mümkün. Graham, PYD ve onun silahlı kanadının en önemli temsilcilerinden. Dolayısıyla Graham'ın bir düşünce ve açıklamasının ötesinde fazlaca bir anlam ifade etmiyor. Eğer Türkiye bu hususta dikkatli ve gerekli stratejik adımları atabilirse belli bir dönem sonra ABD'nin PYD desteği direncinin kırılması mümkün. Bunun gerçekleştirilebilmesi için de ABD-Rusya heyetinin görüşmesinin ardından ortaya çıkacak olan siyasi iklimde stratejik adımların büyük bir incelikle hesaplanması gerekecek” dedi.

“Muhtemelen özerklik verilecek”

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu'na göre ise Graham'ın sözlerini son 1 ayda birbirini takip eden gelişmeler ışığında yorumlamak mümkün:

Menbiç'te ABD ile varılan anlaşmanın ne oranda ve şekilde uygulandığına ilişkin soru işaretleri olduğunu paylaşan Babüroğlu "Türkiye, hem Bab hem Afrin'i kontrol altına aldı ama onun hemen doğusunda bir Menbiç cebi kaldı. Menbiç'te sayıları 5 bin ila 7 bin arasında olduğu tahmin edilen PYD, YPG, PKK (mensupları) var. ABD ve Türkiye arasında sağlanan anlaşma kapsamında, YPG'lilerin silah teslim edip, Fırat'ın doğusuna çekileceği açıklanmıştı. Ama DSG'ye bağlı Menbiç Askeri Meclisi Komutanlığı çıkıp bir açıklama yapıyor ve diyor ki ‘YPG, kentte kalan 12 danışmanını da Menbiç'ten çekti'. İyi de nasıl oluyor? Orada sadece 12 danışman yoktu ki. Orada 5 bin ila 7 bin arasında YPG/PYD/PKK vardı. Bunlar çekildi mi? ABD Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Philip Kosnet, 2 gün önce ‘YPG ıslah oldu, bizimle işbirliği yapacak' diyor ama herhangi bir çekilmeden bahsetmiyor. Bu kişiler çekildi mi? Bunlar silahlarını teslim etti mi? Yoksa bu PKK'liler sivil halkın içine mi karıştı? Bu soruların yanıtlarını bulmamız lazım. Türkiye'nin istihbaratı var. Oradaki teröristlerin kimlikleri biliniyor olmalı. Menbiç Askeri Meclisi Komutanlığı'nın verdiği bu bilgiye bağlı kalmamak gerekir.

ABD'nin 16 Temmuz'da gerçekleşecek olan Trump-Putin Zirvesi'ne kadar zaman kazanma çabası içerisinde olduğunu savunan Babüroğlu "Fırat'ın doğusunda PYD/PKK'ye özerklik verilecek ve taraflar bu konuda muhtemelen anlaştı.

“YPG’yi dışlamayacaklar”

Suriye'nin güneybatısında da İsrail'in güvenliğini sağlayacak bir tampon bölgeden söz ediliyor. Geriye Menbiç, Afrin, El Bab ve İdlib kalıyor. Şahsi kanaatim, ABD'nin, Türkiye'yle 4 Haziran'da anlaşma yürürlüğe soksa bile PYD/PKK'yi gözden çıkarmayacağı yönünde. Zira Fırat'ın doğusu Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 27-28'ini kapsıyor. Burada PYD, YPG yani PKK var. ABD oradan PKK'yi uzaklaştırırsa orayı kim kontrol edecek? Bunun cevabı ABD'de de yok. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ‘Suriye'de PKK/PYD'yi dışlayıp bunun yerine askeri güç getirirlerse 50 bin Amerikan askerine ihtiyaçları olduğunu' söylüyor. ABD, bu 50 bin askeri getirmeyeceğine göre de YPG'yi dışlamayacak.

Zaten yetkililer, Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anladıklarını ancak YPG'yi de dışlamayacaklarını söylüyorlar. ABD ne Türkiye'den vazgeçiyor; ne de YPG'den…Bu sebeple 16 Temmuz'daki Trump-Putin zirvesi Türkiye açısından yaşamsal önemdedir. Zira eğer Suriye'nin doğusunda özerk bir yapıda anlaşılırsa, bu ilerleyen yıllarda Türkiye için büyüyen bir terör riski anlamına gelir" ifadelerini kullandı.

“İsrail ve ABD ses çıkarmıyor”

Esad'ın Dera'da stratejik üstünlüğü sağlamak üzere olduğuna işaret eden Babüroğlu "Dikkat ederseniz, bu ilerleyişe İsrail ve ABD ses çıkarmıyor. Çünkü Esad'ın Dera'yı kontrol altına alması konusunda Rusya, ABD ve İsrail anlaştı. Ama istenilen buradan İran'ın tamamen çekilmesi. Peki, Esad, Dera'yı tamamen kontrol altına aldıktan sonra ne yapacak? Kuzeye, yani İdlib'e yönelecektir. İdlib'te sadece ılımlı muhalifler değil, El Kaide motifli Heyet Tahrir Eş-Şam ve IŞİD motifli örgütler var. Esad, oraya bir saldırı düzenlerse ve Rusya Esad'ı durdurmazsa ne olacak? Türkiye gözlem noktalarını mı çekecek? Yoksa başka bir anlaşma mı yapılacak?”