image

PeyamaKurd - ABD merkezli, Foreign Policy, NATO ve Rusya arasında müzakerelerin devam ettiği Ukrayna krizi hakkında dikkat çekici bir yazı yayımladı.

Jeffrey Mankoff imzalı yazıda, "Türkiye, Rusya-Ukrayna çıkmazında büyük kayıplar yaşayabilir" başlığı kullanıldı.

Mankoff, Türkiye’nin Ukrayna sınırlarındaki krizin diplomatik olarak çözülebileceğine inandığını belitti. Yazıda “Rus yetkililer ise Ankara'nın Kiev'le askeri-teknik ilişkisini ve Kırım Tatar toplumuyla ilişkisini kışkırtıcı jestler olarak algılıyor” denildi.

Makalede, Türkiye ekonomisinin sallantıda olmasının, Erdoğan'ın iç popülaritesinin düşmesine neden olduğu ifade edildi. Yazıda ayrıca, Kuzey Afrika'dan Güney Kafkasya'ya kadar sahnelerde Türk ve Rus güçleri arasındaki zıtlaşma ile Ukrayna sınırlarındaki çatışmanın tırmanması durumunda Türkiye'nin en çok kayıp yaşayacak NATO üyeleri arasında yer alacağı öne sürüldü.

Mankoff, Rojava’daki DSG güçlerine dikkat çekti!

Rusya ile Türkiye’nin Libya, Afrika ve Dağlık Karabağ konusunda da karşı karşıya olduğunun altını çizen Mankoff, artan bölgesel rekabete rağmen Türkiye'nin, son yıllarda Rusya ile de stratejik bir yakınlaşma izlediğini belirtti.

Söz konusu yakınlaşmanın nedenlerinden birinin Rojava’daki ABD destekli Demokratik Suriye Güçleri (DSG) olduğunu belirten Mankoff, şu ifadeleri kullandı:

"Bu yakınlaşmanın ana itici güçleri, DSG güçlerine ABD'nin desteğiyle ilgili hayal kırıklığı ve ikincisi, başarısız 2016 darbe girişiminin yansımaları. Ancak Moskova, Türkiye'nin Suriye, Libya ve Güney Kafkasya'daki daha iddialı duruşuna müsamaha göstermeye istekli olsa da (kısmen bu, Türkiye'nin Batılı bir siperden ziyade bağımsız bir bölgesel oyuncu olduğu fikrini güçlendirmeye yardımcı olduğu için), Ukrayna haklı olduğunu kanıtlayabilir.”

2023 seçimlerinden sonra büyük bir değişiklik yaşanmayabilir!

Makalede ayrıca, ABD Başkanı Joe Biden'in Ocak 2021'de göreve başlamasından bu yana Ankara'nın, kısmen Rus baskısına karşı giderek daha savunmasız hale geldiği endişesi nedeniyle Washington ve diğer NATO müttefikleriyle arasındaki olağanüstü anlaşmazlıklarını düzeltmeye çalıştığı ifade edildi.

Yazının devamında “Yine de Washington'daki tutumlar son yıllarda sertleşti. S- 400 alımına ilişkin gerilimler, özellikle Capitol Hill'de uzun süredir devam eden hayal kırıklıklarını pekiştirdi ve Türk hükümetinin basın, sivil toplum ve muhalefet partileri üzerindeki baskıları bu gerilimi daha da artırdı” değerlendirmesi yapıldı.

Mankoff'a göre; ilişkileri iyileştirme çabalarına rağmen (Haziran 2021'deki NATO zirvesindeki Biden-Erdoğan toplantısı dahil), Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığının sonunu görülebileceği Türkiye seçimlerinden sonra büyük bir değişiklik pek olası değil.