image

PeyamaKurd- Fabrice Balanche, Hoover Institute için kaleme hazırladığı makalesinde Suriye ve Rojava’nın yerel koşullarına dikkat çekti. Balanche, “Eğer yerel koşul ve politikaları gerçekçi şekilde ele alınmaz ise ABD varlığının bölgede başarısız olacağını” yazdı. 

“Suriye’de 3 sebepten dolayı kalmak istiyor”

ABD üç sebepten dolayı Suriye’de kalmayı planlıyor: “İslam Devlet’inin dönüşünü engellemek, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinde etkili olmak ve İran’ın Akdeniz’e doğru yaptığı “kara köprüsüne” engel olmak.”

Bu nedenle ABD 2000 askerini bölgede tutuyor, YPG’nin de aralarında olduğu Suriye Demokratik Güçleri’nden yardım alıyor. Bu karar büyük bir krize sebep oldu. ABD’nin tarihi müttefiki Türkiye YPG’yi PKK’nin uzantısı olarak görüyor ki bu da ABD’yi bir ikileme düşürüyor.

Diğer bir yandan YPG, Rojava’da yönetim ve askeri yapısının vazgeçilmez bir parçası. Ama Türkiye’nin aktif desteği olmadan ABD’nin İran ve Rusya’ya karşı stratejileri tehlikeye giriyor. Türk ordusu YPG’ye karşı olduğu sürece ABD vazgeçilmez bir yerel müttefikini kaybetme riski altında.

“Stratejik dengeler”

Amerikan güçlerinin bölgedeki varlığı İran’ın Akdeniz’e koridor açmasını sınırlıyor. Eğer ABD Suriye’den çekilir ve Türkiye’ye karşı koruma sağlamazsa, YPG, Rus koruması karşılığında Arap bölgelerini Suriye rejimine verebilir ve Kürt bölgelerinde YPG egemenliğini sürdürebilir.

YPG’li “yoldaşlar” “Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu”nun tüm yönetim ve siyasi organlarını, Menbiç ve Rakka’daki sivil konseyleri kontrol ediyor. Eski PKK’liler 
Kandil’den bölgeyi demir yumrukla yönetiyor. Arap bölgelerinde de Suriyeli Kürtler yönetimde, çünkü Arap nüfusunun “demokratik, sosyalist, ekolojik ve çok dinli” bir yönetim kuramayacakları varsayılıyor. Bu dominasyon Arap toplumunu özellikle de iktidarları marjinalize edilen kavim liderlerini kızdırıyor.

Türkiye’nin Rojava’daki siyasi evrime dair kaygıları meşru, çünkü PKK’nin varlığı Efrin’den Dicle Nehri’ne uzanıyor. Bu ABD’nin, Türkiye’nin Suriyeli Kürtlere karşı saldırısını desteklediği anlamına gelmiyor, çünkü harekat ABD’nin Rojava’daki stratejilerine zarar veriyor.

 

“ABD’nin ihanet ettiğini düşünüyorlar”

18 Ocak’ta Türkiye’nin harekatının başlamasının ardından Kürt savaşçılar Deyrizor cephesinden çekildiler çünkü eğer Türkiye'ye karşı ABD koruması olmayacaksa, Amerikan hedefini takip etme eğiliminde değiller. Kürtler ABD’nin kendilerine ihanet ettiğini düşünüyor.

Kürtler, Rakka’daki fedakarlıkları nedeniyle ABD’nin, Erdoğan’a karşı kendilerini korumasını bekliyordu ve hayal kırıklığına uğradılar. YPG kendisinin ABD için vazgeçilmez olduğunu düşünüyordu. Bir Kürt yetkili 2017’deki ziyaretimde bana “Bizi terk edemezler, biz ABD’nin tek müttefikiyiz. Eğer bizi terk ederlerse bir bölgede onlara bir daha kimse inanmaz”.

“Moskova ve Tahran ile görüşebilir”

Erdoğan, Efrin’de hiç Amerikan askeri olmadığı için Efrin’de YPG karşıtı saldırısını başlatabildi. Dahası, ABD önceliğinin Efrin olmadığı konusunda açıkça konuşmuştu. Türkiye, YPG’yi ve belki de Efrin’deki Kürt nüfusu devreden çıkararak YPG ve Kürtlere sert bir mesaj veriyor. YPG, Efrin’i savunmaktan aciz ise Rojava bölgesini nasıl koruyabilecek?

Eğer YPG Menbiç’i terk etmeye zorlanırsa ABD ile ittifakının yanlış bir tercih olduğuna inanacak. PKK liderleri, Suriye ve Ortadoğu’da kazandıkları her şeyi kaybetmemek adına YPG üzerinden Moskova ve Tahran’la görüşebilir. 

“ABD, YPG’nin destteğini kaybetmemek için”

Türkiye’nin Suriye ve Ortadoğu’da neden ABD’nin stratejisini neden bozduğunu sormamız gerekiyor. Türkiye’nin YPG’ye saldırısı Moskova-Tahrak aksinin çıkarlarına hizmet ediyor ve bunlar NATO üyesi değiller. Türkiye saldırısını erteleyebilir çünkü YPG ulusal güvenliğine yönelik acil bir tehdit değil. Bununla birlikte AB ve ABD özellikle Erdoğan’a karşı uzlaşmacı oldu çünkü onun tamamen Rusların yanına çekilmesini istemiyorlar.

ABD bu nedenle YPG’nin askeri desteğini kaybetmeden Türkiye’yi Batı kampında tutmanın yolunu bulmak zorunda. Her durumda Türkiye’nin işbirliği olmaksızın Suriye’deki Amerikan varlığı başarısız olacak.

 

(Analizin ikinci bölümü kısa bir süre içinde PeyamaKurd'un değerli okuyucuları ile paylaşılacaktır)