image

PeyamaKurd- İran İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC), 8 Eylül 2018'de Kürdistan Demokratik Partisi İran’ın (KDP-İ) ​​kampını hedef alarak Kürdistan sınırlarına füze fırlattı. Bu saldırı 18 kişinin ölümüne sebep oldu ve 40 kişiyi de yaraladı. Tahran, saldırıyı 21 Temmuz'da PJAK tarafından gerçekleşen saldırıya yönelik misilleme olarak savundu. The Algeimner sitesinde dün, Mansur Piroti tarafından kaleme alınan, “İran’ın Kürdistan’a Füze Saldırısı ve Arkasındaki Mesajlar” başlıklı bir analiz yazısı yazıldı. Söz konusu yazıda, İran’ın farklı planlarının olduğu, Kürtlerin uluslararası desteğinden çekinildiği ve olayın bir perde arkasının olduğundan söz edildi.

“Kürtler, kendilerine karşı savaşı kabul etmediler”

Tarihsel olarak önemli bir grup olan İranlı Kürtler çok politik olduğunun farkındalar. İranlı Kürtler,  İran rejimlerinin tarih boyunca sürekli olarak reddettikleri yurttaşlık ve ulusal hakları için uzun süredir mücadele ediyorlar. Kürtler 1979’daki devrimci hareketlenmelerle,

Ayetullah Humeyni'nin Kürtlere “kutsal bir savaş” ilan eden yaklaşımını reddettiler.

KDP-İ çatısı altındaki Peşmerge güçleri Tahran rejim güçlerine karşı yıllardır silahlı direniş yürütmektedirler. 1979'dan 1982'ye kadar şiddetli çatışmalar yaşandı ve 1980'lerin ve ötesindeki çatışmalar devam etti. Bununla birlikte, 1996'da rejim politik ve askeri bir saldırı başlattığında, savaş yalnızca tek taraflı silahlı çatışma ile birlikte yurtdışındaki siyasi muhalefetin yerine de geçti.

“Kürtler İran’da, politik strateji izledi”

Geçtiğimiz on yıl boyunca KDP-İ, İran'daki sivil faaliyetlere odaklanan ve STK'ları politik katılım için kampanya yapmaya teşvik eden şiddet içermeyen bir strateji izledi. Bu yeni politika, KDP-İ eski genel sekreteri Xalit Azizi’nin çabalarıyla örnek oldu. Bu bakış açısının temeli, meşru haklarından haberdar olan Kürtlerin bu bilgiyi İran’a meydan okumak için kullanabilmeleri üzerine inşa edildi.

Son füze saldırısında öldürülen Rahman Piroti (KDP-İ'in liderlik komitesi üyesi), bu bakış açısını yıllarca destekledi. O, rejimin gerçek bir baş ağrısı olduğuna inanıyordu. Parti, füze saldırısından sonra İran'ın Kürt bölgelerinde onay toplayan bir yaklaşım ile şiddetten kaçınarak bir kınama yaptı.

İran'daki Kürt partileri bugüne kadar önemli adımlar attı. Tahran, onların uluslararası ya da bölgesel destek alabileceklerinden endişe ediyor

Ancak Kürtlerin rejim üzerindeki baskısının bir füze saldırısını haklı çıkaracak bir düzeye ulaştığına inanmak zor. İran’ın saldırının nedeni şüpheli. Ancak füzeler bir mesaj taşıdığı gerçekti: “Birden fazla partiye uyarı amaçlıydı.”

“İran’ın füzeleri tehdit oluşturuyor”

 “İran'ın balistik füzeleri   Türkiye, İsrail, Mısır ABD üsleri ve müttefiklerine, Suudi Arabistan'a ve güneydeki diğer Körfez ülkelerine, Afganistan'a ve Pakistan'a yönelik büyük bir tehdit oluşturuyor. Bunların arasında İsrail, İran olası bir saldırısından en fazla risk altında olacak ülke. Tahran, son zamanlarda Suriye'nin güneydoğusundaki Ebu Kamal'a ateş açan füzeler üzerindeki “İsrail'e Ölüm ” sözlerini bile yazdı . İsrail çok katmanlı füze savunma sistemleriyle korunuyor, ancak İran'ın Lübnan'daki Hizbullah'a ve Gazze'deki Hamas ve Filistin İslami Cihad'a sağladığı 150.000 roket ve füze tarafından hala vurulabilir durumda.

İran'ın 18 Haziran'da Doğu Suriye'deki Deyrezor’da terör örgütü IŞİD’i hedef alması üzerine, İsrail'in anonim güvenlik kaynakları füzelerin bir tanesinin hedeflerinin hepsini kaçırdığını gözlemledi. Fakat

“Kürtlere karşı farklı bir füze kullandılar”

Kürdistan’a yollanan füzelerin hassasiyeti ise dikkat çekiciydi. 

Fateh-110 füze serisini kullanarak - “İsrail'in Sihirli Değnek silah sisteminin mücadele ettiği füze çeşitlerinden biri”

- KDP-İ karargahına saldırdılar. İsrail Güvenlik kaynakları olaya farklı bir açıdan da bakarak, “Bizim füzelerimizden” deniyor olabilirler. Askeri üsleri ve nüfus bölgelerini hedefleyecek kadar kararlılar. ”Aynı zamanda daha sistematik füze saldırılarının habercisi olarak da görülebilir” yorumlarını da yaptılar.

Uyarının arka planı var. 6 Kasım 2017'de İran liderine yakın bir İran gazetesi olan Kayhan, Yemen'deki Husi isyancılarının Riyad'ın havaalanında balistik bir füze ateşledikten sonra Dubai'yi hedef alacağını belirten tartışmalı bir başlık haber yayınladı. Birleşik Arap Emirlikleri, Riyad, Cidde ve Suudi Arabistan petrol ve gaz şirketi Aramco'nun füze saldırıları için hedef olacağını da habere eklendi. Bu sözler o zamanlar İslam Devrim Muhafızları Birliği’nin (IRGC) bir manevrası olarak kabul edildi, ancak Suudi Arabistan'da nüfusun yoğun olduğu bölgeler aslında İran destekli Husiler tarafından hedef haline geldi.

“İran, terörizmi finanse ediyor”

İran rejimi teröristleri finanse ederek onlara ekipman, silah, eğitim ve sığınak sağlıyor. Şimdi bu listeye füze saldırıları da eklendi. Tahran balistik teknolojisini mükemmelleştirmeye ve füze menzilini genişletmeye devam ediyor. 

Hizbullah, Beyrut'ta yoğun nüfuslu bölgelerde roketleri ve füzeleri gizliyor. ABD üslerine füze ateşleyen IRGC bağlantılı Şii milisler ve Tahran “İsrail'in yeryüzünde silinmesi gerektiğini” istiyorlar. İran, bu yolda olası kazalar, yanlış hesaplamalar ya da planlar ile her an düşebilecek olan bir İranlı kılıcının altında kalabilir.

 

| Haberin Türkçe çeviri kaynağı PeyamaKurd’e aittir.