image

PeyamaKurd- Türkiye’de yapılacak olan 24 Haziran seçimlerine çok kısa bir zaman kaldı. Seçim çalışmaları ve propagandaları devam ederken, siyasi kanatlar da politik vaatlerini topluma yansıtmaya başladılar. 24 Haziran’da Türkiye’deki tüm partiler oy toplamak adına, birçok manevraya başvurdular. AKP’sinden CHP’sine, Saadet Partisi’nden HDP’sine her parti, Kürt oylarının önemli bir değere sahip olduğunun farkındalar.

                Türkiye’deki partiler arası iç çekişmeler devam ederken, Kürtler partilerinin de seçimlere yönelik stratejik hamleler geliştirdiği gözlemlendi. Kürdistani partiler hep birlikte Kürt halkının iradesini temsil etmek için Halkların Demokrat Partisi (HDP) ile görüşerek, yapılacak bu seçimlerde ittifak zemini oluşturmaya çalıştılar. HDP, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “Kürdistani Seçim İttifakının sunmuş olduğu siyasi prensipler konusunda mutabıkız” açıklamasını yaptı. Daha sonra HDP kanadı yaptığı açıklamada, “Tarafların anlaşma sağlayamadığını” duyurdu.

                Kürdistani blok bu kararın ardından, “HDP ile Seçim Organizasyonunda Birlikte Çalışma Prensipleri konusunda daha görüşmeler devam ederken, HDP’nin ertesi gün (13 Mayıs gün) seçim bildirgesini kamuoyuna açıklayacağı bilgisi bize ulaştı. Bu tutum süregelen ittifak görüşmelerimizin ruhuna aykırı ve onu yok sayan bir girişimdi” açıklamasını yaptı.

“Gole giden ittifaka ofsayt bayrağı kaldıran yan hakem”

                HDP’nin, Kürdistani blok ile ittifaka önce yeşil ışık yakması ve “Taleplerini olumlu karşılıyoruz” açıklamasının ardından Kürdistani bloktan kopuk bir şekilde, “Anlaşma sağlayamadık” demesi akıllara PKK yöneticisi Mustafa Karasu’nun yaptığı açıklamaları getirdi. Karasu, Kürdistani partilerin HDP ile ittifak kurmasına yönelik, “Söz konusu seçim bloğunun HDP’den bir şey talep etmeden ittifak zemini kurmasını” belirtmişti. Bu açıklamadan sonra HDP’nin, seçim bloğunu taca atması absürt bir durum olarak karşılanmadı. Çünkü HDP, Kürdistani partiler ile ittifak zeminine sıcak bakıyordu fakat Kandil yoldaşları araya girerek bu birlikteliğin ortak bir paydada buluşmasına engel oldu.

                Karasu ittifakın uzlaşma sağlanmadı açıklamasından sonra ise, “HDP kendi paradigması ve siyasi anlayışıyla çelişmeyecek biçimde bu güçlerle Kürdistan zemininde hem seçim ittifakı yapabilir hem de siyasi ilişki kurabilir' dedi. Mustafa Karasu’nun yaptığı bu iki açıklama “Gole giden ittifaka ofsayt bayrağı kaldıran yan hakemi” akıllara getirdi. HDP her ne kadar bağımız yok argümanları kullansa da “PKK ile bağının olduğu birçok kesim tarafından bilinmektedir.” 24 Haziran seçimleri öncesi yapılacak olan “Kürdistani milli irade bağlamında HDP ile ortaklık zemini adlı çalışmaya” sabotaj uygulayan Karasu, belki de Kürdistan halkı için beklenen gölün atılmasına da PKK hakemler birliği adına engel oldu.” Bu strateji de Kürt halkının oyları için, MHP ve AKP hükümetinin ortaklık kurmasına da zemin hazırladı.

“Münferit çıkarlar, yıkımlara sebep oldu” 

      Kürdistani Seçim İttifakı bugün yaptığı açıklamada Karasu’nun, “Ne olduysa dışardan bir müdahale oldu ve HDP’yle bu partilerin seçim ittifakı gerçekleşmedi. Büyük ihtimalle AKP'nin müdahalesi oldu ya da AKP'nin isteğiyle başka güçlerin müdahalesi oldu ve sonuçta bu güçler böyle bir seçim ittifakına girmediler’ diyor. Mustafa Karasu doğru söylemiyor ya doğru bilgilendirilmemiş ya da eksik bilgilere dayanarak konuşuyor" ifadelerini eleştirdi.

      Peki çözüm süreci zamanında Kandil’in direktifi ile AKP ile ittifak arayışına giren HDP değil miydi? HDP 2015’te yüzde onluk seçim barajını geçip, yüzde 13.1'lik oranla 6 milyon 52 bin oy almış ve 80 milletvekili çıkarmıştı. Şüphesiz ki HDP’yi ayakta tutan Kürt halkının verdiği oylar idi. HDP ve AKP barış görüşmeleri adı altında koalisyon kurma girişiminde bulunmuştu. Bugün Kürdistan ittifakına müdahale edenler, o günde AKP-HDP’nin barış görüşmeleri koalisyonuna da engel çıkarmıştı.

                Çözüm süreci, haklar ve talepler derken bilindiği gibi hendek savaşını da  beraberinde getirdi. Sur, Cizre, Nusaybin ve daha birçok Kürt halkının yaşadığı yerin yıkımına zemin hazırladı. Dönemin HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder yaptığı açıklamada, Abdullah Öcalan'ın 'devletin hendek kazılmasını kabul etmeyeceğini, bunun egemenlik hakkında tecavüz olarak değerlendirileceğini' söylediğini” ifade etti. Hendek siyasetini ‘Devletin egemenliğine tecavüz olarak niteleyen” Öcalan’ın ardından dönemin Mardin Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk’te, “bölgede izlenen hendek siyasetinin yanlış olduğunu” belirtti.

“Fabrikada politika üret, satılmazsa Kürdün boynuna yük et”

                Kandilin HDP üzerindeki hegemonyası ve  “Kürtlerin oyunu al aynı zamanda Kürtleri ara yemek olarak kullan” siyaseti bugün bile devam etmektedir. Bu çerçevede alınan kararlara sorgusuz biat eden Kürt halkı maalesef ki politik bilinçten uzak bir yapıda sistematize olmuştur. Kandil ve HDP’de bulunan Kandil yoldaşları bunun farkında. Yaratılan bütün başarısız politikalar, “Kürt halkının üzerine yıkılmaktadır.”

                Seçim öncesi Türkiye’nin gündemine Kandil’e operasyon açıklamalarını aldı. 24 Haziran'dan önce Kandil'e yönelik bir saldırı yapılsa da yapılmasa da bazı çatışmalar yaşanacak gibi duruyor. PKK, yaşanacak durumdan en az siyasi sorumluluk ile çıkabilmek adına her politikasında uyguladığı gibi medya üzerinden Kürdistan Hükümeti'ne psikolojik olarak saldırı gerçekleştirecek. TSK’nın Kandil’den kastı,  PKK’nin ‘Medya savunma alanları’ dediği bölgenin adıdır. Yani PKK’nin en stratejik noktalarından, hayati damarlarından biri. Medya savunma alanları PKK için, iç savaş tehdididir. Bu nokta Güney Kürdistan’da olduğu için başarısız politikalarda olay “Kürdistan Hükümetine yıkılmaktadır.”

  PeyamaKurd/Editör