image

PeyamaKurd- Suriye'de devam eden strateji savaşlarına dair Atlantic Council'de bir yazı kalem Aaron Stein, ABD'nin hamlelerinin rakipleri tarafından kolay engellendiğini belirtti:

Trump yönetiminin ABD çıkarlarına uygun olduğu düşünülen olumlu tavizleri koparmak için Amerikan varlığını kullanma stratejisi, rakip oyuncular tarafından çok kolay engelleniyor. Kazanan olmayacak ve bunun yerine oyun sıfırlanmaya devam edecek.

Dış saldırı ihtimalinin düşük olacağı dikkate alındığında, Rusya'nın amaç ve yetenekleri ile ABD'nin Suriye'deki varlığının “küçük finansal maliyeti” hakkındaki varsayımlar Suriye’de süren varlığı haklı çıkarmak için kullanılacakken, ABD kalmaya karar verecektir. Bu tahminler sorgulanmalıdır.

“Maliyet düşük fakat bedelsiz değil”

ABD'nin Suriye'deki varlığının maliyeti düşüktür, ancak bedelsiz değildir ve süresiz olarak bölgeye tutunmayı kabul ederek, ülkeye konuşlandırılan Amerikan askeri güçleri başka hiçbir şey yapmamaktadır. Bu, ölçülmesi zor bir fırsat maliyeti, ancak dikkate alınması gereken bir şey.

Örneğin, ABD Hava Kuvvetleri “kendisinden istenen tüm görevleri icra etmek için çok küçük”. Amerikan Özel Kuvvetler topluluğundan da politikalar konusunda rehberliğini ihlal etmesi ve 1: 1 görev-ev oranını kabul etmeleri rutin olarak isteniyor. Bu, muvazzaf personelin görevlendirildikleri yerle evlerinde eşit zaman geçirdikleri anlamına gelir.

Hava kuvvetlerine ve özel kuvvetlere bindirilen yükler, 2003'teki işgalin ardından Irak’taki Amerikan başarısızlıklarından ve savaştan harap olmuş ülkedeki Amerikan varlığını sınırlandırma kararlarından kaynaklanıyor. Olaylara müdahale ederken, hava kuvvetleri tarafından desteklenen az sayıdaki Amerikan askerinin “hafif ayak izini” savunmak siyaseten daha makuldür. 

“ABD, güç kullanacağını açıkça belirtti”

Bu özellikle Suriye'de geçerli. Ordunun özel Kuvvetleri tarafından yönetilen Irak-Suriye sınırındaki Tanf üssü, bölge çevresini izlemek için kontrol noktaları ve daha küçük geçici üsler ile çevrelenen 55 kilometrelik bir yarım daire içinde bulunmaktadır. IŞİD terör örgütünün yenilmesi için kurulan üs, artık İran karşıtı kampanyada ve Suriye’yi İran’a bağlayan yol üzerinde kilit bir nokta olarak görülüyor.

ABD’nin bu üssü korumak için tahsis edilmiş ve savunma görevleri icra eden F-15E veya F-22 savaş uçakları var. Bu, yaklaşık 7 saat aynı yarış pistinde uçmaktan farksız. Uçuşlar, üssü hava taarruzlarına karşı korumak ve 55 km'lik bölgenin işgaline karşılık vermek için planlanıyor. F-15E’ler iki kez İran yapımı Shahed-129 İHA’sını düşürdü. Ayrıca, en az iki olayda Amerikan uçakları bölgeyi ihlal eden militanları bombaladı.

Savaşın temposu, dikkat çeken önemli bir değişken. ABD, kendini savunma konusunda güç kullanacağını açıkça belirtti. Bu basit gibi görünüyor. Gerçek ise daha karmaşık. ABD, IŞİD’i yenmek için Suriye'de. Bu görevin yasal makamları, askeri gücün kullanımı yetkisini tabi.

“Rusya, ABD varlığını kullandı”

Bu nedenle, IŞİD ile bağlantılı olmayan militanlar gibi ilan edilmemiş bir düşman kuvvetine karşı alınan her türlü eylem, harekete geçmeden önce Amerikan kuvvetlerinin düşmanın niyetini belirlemesini gerektirir. ABD’nin rakipleri bunu anlıyor ve suistimal edebilir. Örneğin Rusya ve İran sivil uçaklarla Tanf üzerinde uçuyor.

Rusya da, Suriye'deki Amerikan varlığını savaşa kendi katılımını derinleştirmek için kullandı. Bunun en belirgin işareti, Rusya'nın Suriye'ye uçak konuşlandırdığı Ekim 2016'da görüldü. Rus Hava Kuvvetleri, Sovyetlerin yıkılmasından beri sıkıntı çekmekteydi.

Bu nedenle, uçakların yaşı veya güdümlü mühimmatın nadiren kullanımına bağlı olarak Rus yeteneklerini başarısız olarak görmeyi cazip kılıyor. Bununla birlikte, batılı rakipleriyle karşılaştırıldığında belirgin yetenek eksiklikleri olmasına rağmen, Rus Hava Kuvvetleri yüksek harekât temposunu ve hassas güdümlü mühimmat eksikliğinden dolayı saha bombardımanını sürdürdü.

“Lojistik zinciri devam etti”

Rusların daha fazla sivil öldürmeye istekli oluşu ABD'nin savaş tarzı için açıkça bir lanet. Fakat ABD için daha önemlisi, Rusya kara harekâtını desteklemek için Suriye'ye çok sayıda bomba nakletmek için gerekli lojistik zincirini sürdürmeyi başardı.

Rus politikası, daha derinlemesine araştırmaya değer. Bir iç savaş örtüsü altında, Moskova gelişmiş S-300 ve S-400 hava savunma sistemlerini konuşlandırdı. Bunlar güçlü radarlara sahip. Özellikle S-400 radarı sinyal istihbaratı platformu olarak çalışabilir.

Doğal eğilim, S-400'ün Amerikan ya da İsrail uçaklarını ve Suriye'deki hedeflere karşı gelecekteki herhangi bir füze saldırısını engellenip engellenemeyeceğine odaklanmaktadır. Bununla birlikte, sistem özellikle Suriye’de uçan F-22’ler hakkında değerli verileri de toplayabilir.

“Moskova kendi müttefiklerini dışarda bırakmaz”

Bu kısasa kısas ortamında, soru Amerikan fedakârlıklarının buna değip değmeyeceği ve ulaşılabilir bir politik amaca hizmet edip etmediğidir. Başka bir deyişle, ABD özel kuvvetlerine ve hava kuvvetleri bindirilen yük buna değer mi? ABD hâlâ Suriye'de nelerin başarılabileceği konusunda gerçekçi olmayan isteklere ve beklentilere sahip.

İki yıl süren savaş operasyonlarından sonra, Rusya'nın kendi çıkarlarına aykırı bir sonucu kabul etmesi olası değil. Rus çıkarları mevcut siyasi statükonun sürdürülmesine bağlı.

Öte yandan ABD, rejimin kendi başını kopartmaya ve mevcut rejimin kendi altını oyacağı bir siyasi süreçle ilerlemeye zorlanmasını istiyor. Aslında, iki taraf devlet yapısında bazı ufak değişikliklerde uzlaşmaya varabilir, ancak Moskova'nın kendi müttefiklerini iktidar dışında bırakmayı görüşeceğini düşünmek akılsızca olur. İran için de aynısı geçerli.

“Tahran, Şam’ın davetiyle çalışıyor”

Tahran, müttefikine yardım etmek için silah, asker ve malzeme sağladı. Şam'da, rejimin davetiyle çalışıyor. ABD, İranlıların komuta ettiği kuvvetlerin kaldırılması konusunda bir barış anlaşması imzaladı. Bu şu soruyu getiriyor: Suriye rejimi, Rusya ile bir çeşit yönetim değişikliği konusunda anlaşmaya varmasından sonra bile, diğer dış aktörlerin ülkeden çıkmasın isterken İran hükümetinin Suriye'de kalmasını isterse ne olur? ABD politik olarak dezavantajlı.

ABD'nin askeri varlığı iyi savunuluyor ve Amerikan mevkilerine tehdit oluşturmaları durumunda rakipleri üstün bir güçle riskiyle karşı karşıya. Ancak, soruna müdahil olan diğer aktörler, ABD'den bağımsız bir şekilde uzlaşmaya varırsa, elde toprak tutmadan kazanılan avantaj asgari düzeydedir. ABD ile Avrupalı geleneksel müttefikleri arasındaki İran ile ilgili algı farklılığı dikkate alındığında, İran'ın mevcudiyeti ana çekişme noktasıysa, Batı'nın bir mutabakatın herhangi bir yanına karşı muhalefetini sürdürmekte zorlukları öngörmek zor değildir.

Satranç gibi daha stratejik bir oyun oynamak için, diyaloğu genişletmek, Suriye müdahalesinin maliyeti ile boğuşmak ve ABD’nin çıkarlarının en iyi şekilde şiddetin yavaşlatılmasını ile mümkün olup olmadığını enine boyuna düşünmek gerekiyor.