image

PeyamaKurd - Birleşmiş Milletler (BM) Erbil Ofisi’nin önünde kendisini yakma teşebbüsünde bulunan ve hakkında idam kararı olan Rojhılatlı siyasi mülteci Behzad Mahmudi olayı Kürt kamuoyunda birçok durumun sorgulanması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. 

Söz konusu şahsın kendisini yakma girişimi öncesi hem ‘belirli basının kanallarının haberdar’ edilmesi, hem de o an orada bulunan söz konusu basın mensuplarının şahsa müdahale etmemesi insani bir suçun işlendiğinin en büyük göstergelerinden birisi idi. Diğer yandan bu girişim ‘planlı bir eylemin de projesi mi?’ sorusunu akıllara getirdi.

“Dikkat çeken ayrıntılar ve söz konusu muhabirlerin gönderildiği ağ"

En dikkat çeken ayrıntı ise, Olay yerinde bulunan kişiler, muhabirlerin olay yerine 25 yaşındaki Mahmudi ile beraber geldiğini ve kendisini yakmasını beklediklerini ifade etmeleri. Bir diğer ayrıntı ise, gencin elinde benzin dollu pet şişe varken onunla röportaj yapmaya çalışmaları ve gencin kendini yakarken hiç bir engelleme girişiminde bulunmamaları. Mahmudi can havli ile kaçarken dahi söz konusu muhabirler sadece çekim yapıyorlar.

Mahmudi ile röportajda bulunan Xandan, NRT ve Kurdsat muhabirleri neden olaya müdahale etmedi ya da neden bu gençle beraber BM noktasına kadar geldiler? Akıllara durgunluk veren soru yanıtını bekliyor.

Söz konusu üç televizyon kanalının ‘Süleymaniye merkezli’ yani Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) karşıtı olması ise ayrıca dikkat çekiyor. Xandan Berhem Salih’in, NRT Kürdistan Bağımsızlığına Nexêr (Hayır) kampanyaları düzenleyen Yeni Nesil Hareketinin Başkanı Şasuvar Abdulvahidin, Kurdsat ise YNK klikinin baş aktörü Lahor Cengi ekibine ait.

Olay gündeme geldikten sonra birçok çevre tarafından farklı boyutlarda tartışmalara yol açtı. Bu vahim hadiseyi özellikle Kürdistan Hükümeti karşıtı kesimlerin, sadece hükümeti ve Kürdistan Bölgesi İdaresi’ni karalamak amacıyla kullanmak istedikleri açıkça belliydi.

“Kürdistani medyanın vasatlığı her geçen gün daha çok hissediliyor”

Basın ve yayın; Yasama, Yürütme ve Yargı’dan sonra en önemli dördüncü kuvvettir. Bu güce sahip olanlar her türlü atmosferi yaratmaktan geriye durmazlar. Bu olayın Kürdistan Bölgesi Hükümetine zarar vereceği açıkça ortadayken, Kürdistan Bölgesi Hükümetine bağlı çalışan ‘basın ve medya kuruluşlarının’ bir havuza doldurulan suya bardak daldırıp aynı suyu edef kitleye servis etmesi de doğru ve etik bir enformasyon yaklaşımı değil.

Bugün Başûr medyasına bakıldığında orada bulunan basının bir çoğunun macera peşinde olduğu aşikârdır. Buna tepki verecek bir Kürdistani basın da yok. PeyamaKurd olarak birçok olay ve yaşanması istenmeyen hadiselere karşı analizler ve değerlendirme yazıları yazdık. Hatta basını bile eleştirdik.

Biz, geçmişten beri bu cesareti gösterirken maalesef sözde ‘Kürdistani ve ulusal basın bizleriz’ diye geçinenler hiç oralı olmadılar ya da işlerine gelmedi. Hükümet ise birçok eleştiriye rağmen giderek vasatlaşan basını fabrika ayarına geri döndürmedi.

Söz konusu olayı üstten verip geçme Kürdistan Bölgesi Hükümeti ve Kürdistan Bölgesine zarar vermekten başka bir şey değil. Basın ve Gazetecilerin bu ve benzeri olayı araştırması gerekirken sadece, ‘Hükümet açıklamaları, olayın yaşandığı zamanın ayrıntılarını vs…’ vermesi gazeteciliğin unutulduğu anlamına gelmektedir.

“Behzad Mahmudi, kardeşimi katletti yıllardır onu arıyoruz”

PeyamaKurd’e söz konusu olaya ilişkin gelen bilgilere göre, hakkında idam kararı olan 25 yaşındaki Behzad Mahmudi, 2018 yılında çıkan bir çatışmada Bokan Kürtleri’nden Xalit Ebdulla Mistefa Ebdullah’ın kardeşini katlediyor ve kayıplara karışıyor.

Hakkında idam kararı bulunan Behzad Mahmudi’yi televizyondan gören ve yetkililere seslenerek şahıs hakkında şikayetçi olduklarını belirten Xalit Ebdulla Mistefa Ebdullah açıklamada bulunarak şu ifadeleri kullanıyor:

“Ben Xalit Abdullah Mustafa Abdullah. İran’ın Bokan kentinde yaşıyorum. Dün Kürdistan Bölgesi, Erbil kentinde Behzad Mahmudi isimli bir genç kendisini Birleşmiş Milletler Ofisi önünde yaktı. Behzad Mahmudi 2018’de bir çatışmada kardeşimi katletti. Biz o süreçte Behzad Mahmudi’nin peşine düştük ama izini bulamadık. Bu nedenle şu an bulunduğu şehirdeki idari yöneticilerden talebimiz, bu kişi hakkında gerekli kanuni işlemler yapılsın ve kardeşimi katleden bu kişi hakkettiği cezayı çeksin.”

“Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve her görünen de gerçek değildir.” Bu ve buna benzer durumlar Kürdistan Bölgesi ve hükümetin kazanımlarına zarar vermek için kurgulanan çok basit ama etkisi büyük olabilecek kumpaslardır.

Bu noktada işin üzerine düşen kesimi ise medya ve basındır. Maalesef Güney medyası doğruları araştırma ve Kürdistani bir bilinç oluşturmak için yetersizdir. Hükümetin aleyhine olan bu durumu görmesi ve bir an önce sağlam yapı taşlarına dayalı zeminler oluşturması gerekmektedir.