image

PeyamaKurd - Kürdistan Bölgesi ve İsrail arasındaki ilişkinin sadakati ve güvenilirliği 1960’lı yıllara dayanıyor. Kürtlerin bu dönemde İsrail’e olan desteği, taraflar arasında günümüze kadar uzanan güçlü bir ilişkinin kurulmasını sağladı.

The Jerusalem Post yazarlarından Hoger Tarkhani, “İsrail ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi” başlıklı makalesinde, Kürtlerin Yahudilerle geçmişe dayanan tarihsel bağları, Erbil ve Tel Aviv arasındaki siyasi ilişkiler, 2017 bağımsızlık referandumunda İsrail’in göstermiş olduğu tavır gibi önemli konuları ele aldı.

İsrail on yıllar boyunca, bölgedeki Kürtlere eğitim ve destek sağlayan tek ülke konumundaydı ve özellikle Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile güçlü ve özel ilişkilere sahipti. Bu ilişki sarmalı Kürdistan Bölgesi Hükümetinin federal Irak yönetiminden bağımsız olmak için gittiği referandum sürecine kadar uzanıyor. Kürtler için eşsiz olan bu olağandışı dönemde, bağımsızlığı savunan ve destek veren tek ülke İsrail idi.

Kürdistan Bölgesi’nin İsrail ile ilişkileri, derin ve stratejik bir kökten beslendiği için, ABD ve Avrupa ülkeleri ile olan ilişkilerle kıyaslandığında daha güçlü bir izlenim gösterir.  

İsrail 1960 ve 70’ler boyunca Orta Doğu’daki jeopolitik stratejisinin (Arap olmayan milletlerle ittifak kurmak) bir parçası olarak Kürtlerin bölgedeki taleplerini gizlice destekliyordu.

2003 yılında Irak rejiminin düşmesinin ardından taraflar arasındaki bağ daha da güçlendi ve belirgin bir şekilde kendini göstermeye başladı. Dönemin İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Kürdistan Bölgesi ile İsrail arasında başlayan ziyaretlere vurgu yaparak resmi ilişkilerin kurulmasının önemli olduğuna dikkat çekmişti.

“İsrail bağımsız ve özgür Kürdistanı destekleyen tek ülkeydi”

Bazı raporlara göre, İsrail ordusu ve ona bağlı istihbarat birimleri, 2004 senesinde Irak, İran ve Suriye’nin Kürt bölgelerinde faaliyet göstermiş, bu bölgelerde bulunan Kürt güçlere destek ve eğitim sağlayıp gizli operasyonlar yürütmüştür.

Bu dönemde tüm dünya ülkeleri, Kürtleri ve haklı bağımsızlık taleplerini göz ardı ederken, İsrail bağımsız ve özgür bir Kürdistanı destekleyen tek ülke olmuştu.

İsrail yine aynı kararlı duruşuyla 9 Eylül 2017 tarihinde gerçekleşen Kürdistan Bağımsızlık Referandumunun sonuçlarını onaylayan tek ülkeydi. Dahası İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, referandumdan çıkan bağımsızlık zaferini desteklemeleri için dünya ülkelerine baskı yapmıştı.

Netanyahu aynı zamanda daha sonra gerçekleşecek olan Kerkük olayında da Irak ve İran destekli Şii milis güçlerine karşı da güçlü bir şekilde Kürtlere olan desteğini yineleyecekti.

Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Erbil’de düzenlenen bağımsızlık yanlısı gösterilerde Kürt halkı, İsrail bayrağını dalgalandırarak kendilerine verilen desteği takdir etmişlerdi.

“Netanyahu: Kürtler bağımsız olmayı hak ettiler”

İsrail sadece Kürdistan Bölgesi’ndeki Kürtleri değil, diğer ülkelerde yaşayan Kürtlerin de arkasında olduğunu açık bir şekilde dile getiriyordu. Netanyahu aynı dönemlerde gerçekleşen Suriye’deki Türkiye destekli operasyonlara tepki göstererek sosyal medya hesabı üzerinden şu mesajı paylaşmıştı: 

“İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere yönelik saldırısını şiddetle kınıyor ve Kürtlere karşı girişilen etnik temizlik konusunda uyarıda bulunuyor. İsrail, cesur Kürt halkına insanı yardım sağlamaya hazırdır.”

Bu mesaj, Netanyahu’nun Kürt halkı için desteğini gösterdiği ilk mesajı değildi. Netanyahu, 2014 yılında yaptığı bir konuşmada yine Kürt halkını işaret ederek, “Kürtler mücadele etmeyi seven bir halktır. Onlar artık bağımsız olmayı hak ettiler” ifadesini kullanmıştı.

“Kürt halkına yardım etme konusunda özel bir görevim var”

Eylül 2014'teki IŞİD saldırısının ardından İsrail sivil toplum kuruluşu IsraAID, Amerikan Yahudi Komitesi ile işbirliği yaparak Irak Kürdistanı'ndaki Hristiyanlara ve Ezidilere acil yardım sağlayacağını açıkladı. Aynı yardım kuruluşu Ekim 2014 yılında, IŞİD’in Kürdistan’daki terör saldırılarından kaçan mültecilere insani yardım teklifinde bulundu.

IsrailAid’in kurucusu Shachar Zahavi, Kürdistan Bölgesi Duhok’ta yaptıkları yardım kampanyasında Kürtler tarafından sıcak karşılandıklarını belirterek, “Onlar İsrailli olduğumuzun farkındaydılar, Kürt halkı İsrail’i gerçekten çok seviyor” ifadesini kullandı. Zahavi açıklamasının devamında, bölgedeki en büyük devletsiz millet olan Kürt halkına yardım etme konusunda özel bir görevinin olduğunu belirtti.

“Mesud Barzani: İsrail ile ilişki kurmak suç değildir”

Öte yandan Kürdistan Bölgesi Hükümeti her zaman İsrail ile ilişki kurmaya hevesli bir tavır sergilemiştir. 2006 yılında Kürdistan Demokrat Partisi lideri ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, “Araplar onlardan nefret ediyor diye İsrail ile ilişki kurmak suç değildir. Aramızda hiçbir problem yok. Eğer Bağdat ile diplomatik ilişki kurarlarsa Erbil’de İsrail konsolosluğu açarız” ifadesini kullanmıştı.

Ancak tüm bu güçlü bağlara rağmen taraflar arasında siyasi ilişkiler henüz resmiyete dökülemedi.

“İsrail, Kürtlerle ilişki kurarak o bölgelerde göz ve kulak sahibi olur”

Kürtlerle güçlü ilişkilere sahip olmak, İsrail’i bulunduğu bölgede güçlü kılacağından dolayı, İsrail için de bir kazançtır. İki taraf arasındaki ilişki ağı kapsamında New Yorker ajansına konuşan eski bir İsrail istihbarat yetkilisi, “İsrail, Kürtlerle ilişki kurarak İran, Irak ve Suriye’de göz ve kulak sahibi olur” demişti. 

“İsrail petrolünün dörtte üçünü Kürdistan Bölgesi’nden ithal etti”

Financial Times'a göre ise bu ilişkilerle bağlantılı olarak, IŞİD döneminde İsrail, petrolünün dörtte üçünü Kürdistan Bölgesi’nden ithal etti. Bu ticaretin IŞİD militanlarıyla savaşırken bölge için çok önemli bir fon kaynağı sağladığı belirtildi. 

Haberde, İsrailli şirketlerin aynı dönemde güvenlik eğitimi vermenin ve petrol satın almanın yanı sıra Irak Kürdistanı'ndaki enerji, kalkınma ve iletişim projelerine de yatırım yaptıkları iddia edildi.

Diğer yandan Kürt halkının İsraillilerle ilişkileri geliştirmek istediğini son zamanlarda önemli Kürt isimlerden gelen mesajlardan anlayabiliriz. 

18 Ekim 2015 tarihinde bir Kürt Yahudisi olan Sherzad Omar Mamasani’yi Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı’nın Yahudi temsilcisi olarak atayan Kürdistan Bölgesi’nde 400 ila 730 arasında Yahudi ailenin yaşadığı tahmin ediliyor.

Bütün bu güçlü bağlarla Kürtler, Orta Doğu'nun en gelişmiş ülkesi olan İsrail ile güçlü ilişkiler kurarak modern tarım teknolojisinden faydalanabilir ve ilaç ihtiyaçlarını karşılayabilir, bu da bölgenin İran ve Türkiye de dahil olmak üzere komşu ülkelere olan bağımlılığını sona erdirebilir.


⇔ Çeviri: PeyamaKurd 

 


⇒ Farklı konulardaki analiz ve görüşlere bu LİNK üzerinden ulaşabilirsiniz