image

PeyamaKurd – Güney Kürdistan ve Türkiye arasında referandumdan sonra ilişkilerde kopmalar meydana geldi. Özellikle ticari alanda Türkiye’nin Kürdistan’a uyguladığı politikalar şiddetli denecek ölçüye ulaştı. Sınır kapılarının kapatılmasından, ‘kapıları kapatırsak açlıktan ölürler’ cümleleri bunları kanıtlayan olgulardan sadece birkaçı. Sınır kapılarının kapatılması ise özellikle Kürdistan Bölgesinde faaliyet gösteren sözde iş insanı ve ticaret simsarlarının işine geldi. Bu şahıslar, Kürdistan Hükümeti’nin tüm uyarılarına rağmen organize bir şekilde ‘Sınırdan kaçak mal geçirdiler. Ayrıca tarihi geçmiş malların da yeniden tarihlendirilerek piyasa sunulmasını sağladılar.’ 

Yukarıdaki bilgiler ışığında, bu şahısların yaptıkları eylemleri bizzat gören ve bu durumu kabul etmeyen Kurdistani bir yurtsever (belirli güvenlik gerekçelerinden dolayı adını paylaşmak istemedi) PeyamaKurd’e konuya ilişkin bir yazı gönderdi. 

Söz konusu yazı ise şu şekilde: 

“Gördüğüm ve bizzat şahit olduğum bir olay için siz değerli kardeşlerimi uyarmayı bir vazife görüyorum. 

Kürdistan Hükümeti’nin Türkiye başta olmak üzere bazı ürünlere uygulanan ambargoyu 16 Ekim ihanet şebekesinin, Kürdistan’ın meşru hükümetini uluslararası alanda etkisiz kılmak için deldiğine şahit oldum. 

Daha önce Kürdistan Hükümetinin, Türkiye'nin bazı ürünlerine (yumurta başta olmak üzere) karşı aldığı ambargo kararını 16 Ekim ihanetçileri, Süleymaniye-İran arasındaki Başmak gümrük sınır kapısı üzerinde resmen delmeye çalışmaktadır.

Süleymaniye kenti üzerinden yoğun olarak Erbil ve Duhokbaşta olmak üzere genelde de Kürdistan'ın muhtelif kentlerinde kaçak yollarla ve tüccarların tahsis ettiği eskortlar eşliğinde gece yarısından itibaren sevkiyatı yapılan ürünler, Kürdistan Bölgesinde aleni bir şekilde satılıp böylece Kürdistan merkezi hükümetinin yaptırım direncini kırmakta ve ambargoyu etkisiz kılmaktadır. 

Türk nakliye şirketlerinin (iki tanenin ismini vermek suretiyle Deniz Lojistik ve Çimen Trans) Suriye, Katar, Ürdün ve benzeri Arap ülkeleri üzerinde hayali beyannameler açarak,Başmak kapısı üzerinden Kürdistan’da piyasaya sürülen kaçak ürünler ambargoyu delerek her gün orada oldukları ve ekmeğini yedikleri Kürdistan Hükümetine bunu yapmaktadırlar. 

Bu ihaneti de maalesef Kürdistan’da kendilerine tüccar adını verenler ile ortaklaşa yapıyorlar.

Bir diğer husus ise İbrahim Halil Gümrük Kapısı üzerinden geçirdikleri civciv yumurtası konusudur. Yumurtalar, civciv yumurtası diyerek üzerlerine tarih yazılmıyor ve Kürdistan Hükümetini aldatarak dolandırıcılık faaliyeti yapıyorlar. Bu şahıslar, hükümeti aldatarak ve Kürt halkının kazanımları ile devlet otoritesini hiçe sayarak suç işlemekten ve ambargoyu delmekten çekinmemektedirler. 

Bu durumdan çıkardığım iki sonucu takdirinize sunuyor ve yetkililerin gereğini yapmasını talep ediyorum. 

• Birincisi meşru hükümetin kararlarını yok sayarak vatanına ihanet edenlerin ticaret sicil kayıtlarının feshedilmesi (Dilşat, Sami, İskender ve benzerleri ) ve ambargoyu delen Türk nakliye şirketleri ve sahiplerinin Kürdistan’a girmelerinin yasaklanması. 

• İkincisi ise Kürdistan’a ve Kürt halkının kazanımlarına karşı düşmanın safında yer alan 16 Ekim ihanetçilerinin, ihanetini gündeme taşıyıp halkı ikna etmeniz. 

Bu isimlerin, Kürdistan Hükümetinden gizli Türkiye ile ne gibi kirli ilişki ve ajandasın olduğu sorgulanmalı. Ayrıca suç işleyenlerin gerekli cezaları alması gereklidir. 

Eğer talep edilirse hem Türkiye’deki hem de Kürdistan’daki ambargoyu delen şirketlerin ticari ve şahsi bilgilerini bizzat sizinle paylaşabilirim. Gereğinin yapılması Kürdistan Hükümetinin sorumluluğundadır.

Sizleri Allah’a emanet ediyor gereğini yapacağınızı umuyor sevgi ile selamlıyorum.”