image
Cihat Emir Aykaç Yazarlar
image
Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde El Nur ve Lindwood camiilerine, cuma namazı esnasında, terörist saldırı geliştirildi ve 49 insan acımasızca öldürüldü, 48 kişi de yaralandı.

Olayın vehametinden ötürü yaşadığımız şaşkınlığı henüz üstümüzden atamamışken, Erdoğan’ın, miting meydanlarında bu katliamın görüntülerini izlettiğine şahit olduk.

Soğuk kanlı bir şekilde onlarca insanı öldürebilen, bunu yaparken de Facebook’tan canlı yayın yapacak kadar da gözü dönmüş birinden bahsediyoruz. Gözünü döndüren, onu bu kadar acımasız kılan, İslâm’a duyduğu onulmaz kin ve nefret midir, yoksa psikolojik rahatsızlıkları daha başat bir rol mü oynamıştır bilemiyorum.

Bildiğim tek şey, o görüntüleri birkaç saniye dışında izleyemediğim gerçeğidir. Tıpkı IŞİD’in büyük prodüksiyonlarla çekmiş olduğu katliam görüntülerini izleyemediğim gibi. Tıpkı Roboski’de katır sırtında taşınan bedenlerin fotoğraflarına bakamıdığım gibi.

Her ne nedenden ötürü olursa olsun, insanların katledildiği görüntüleri izlemek, sağlıklı insanlar için müthiş bir dayanıklılık gerektirir. Bir tavuğu kesmek, tavuğun kesilişini izlemek ve kestiğiniz tavuğu yemek dahi belli bir dayanıklılık gerektirken, bir insanın bilgisayar oyunuymuş gibi katledilmesini izlemek takdir edersiniz ki daha zordur.

Peşmerge komutanı şehid Hucam Surçi’nin katledilişini hâlâ dahi izleyemedim örneğin. Fakat son saniyelerinde kararlı, onurlu ve cesur duran bakışlarını da unutmuş değilim. Vahşi teröristler tarafından katledilmiş olsa bile o direniş dolu, yaşam dolu bakışlar nasıl unutulabilir? Komutan Hucam Surçi’ye öldü diyebilir miyiz?

Velhasıl kelam, bir katliam görüntüsünü izlemek fazlasıyla acı vericiyken bu görüntüleri miting meydanında halka izlettirmek daha da acı vericidir. Çünkü işin içerisine siyasi çıkar girer, işin içerisine kitlelerin safiyane duygularını istismar etmek girer, kan üzerinden siyaset üretmek girer.

Erdoğan eğer katliamlara karşı bu kadar duyarlıysa 10 Ekim’i, Suruç’u, 5 Haziran’ı, Roboski’yi ve kendi döneminde olsun olmasın bütün katliamları gün yüzüne çıkarsın, sorumlularla veya ihmal sahipleriyle hesaplaşsın.

Yeni Zelanda başbakanı, katliamda vahşice öldürülen insanlarımızın taziyesine baş örtüsü takıp gidiyor. Bu hassasiyeti gösterebiliyor. Erdoğan bu ülkede IŞİD’in veya Roboski örneğinde olduğu gibi TC güçlerinin saldırısı sonucu katledilen insanlarımıza taziyelerini iletti mi?

Yeni Zelanda başbakanı Jacinda Ardern, “Sizin yaşadıklarınızı kalbimizin derinliklerinde hissediyoruz. Yastayız, bu adil değil ve öfkeliyiz.” açıklamasında bulundu. Erdoğan’ın “her kürtaj bir Roboski’dir” sözünden daha samimi, anlamlı ve acıyı paylaştığını hissettiren bir cümleydi bu.

Katliamlarla miting meydanlarında hesaplaşılmaz.

Hıristiyan biri çıkıp terör eyleminde bulunuyorsa bunun suçlusu bütün Hıristiyanlar veya Hıristiyanlık değildir. IŞİD’in İslâm’la alakalı olmadığı gibi. Fakat maalesef gerçekler kullanışlı olduğu ölçüde gerçektir.

 

Cihat Emir Aykaç

18.03.2019