image
Burçin Erkan Yazar
image

Kürtler ve devlet deyince aklımıza gelen ilk şey, işgalcinin kulağımızda çınlayan sesi sanırım: ‘’Kürtler tarih boyunca bir devlet dahi kuramadı, hep başka devletlerin buyruğu altında yaşadı, vatansız Kürtler vb.’’ hiçbir dayanağı ve gerçekliği olmayan bu iddiaların ortaya atılması, Kürtlerin tarih ve kültürünü anlatan bir ‘eğitimin’ sisteminin olmayışından kaynaklıdır. Özetle ‘devletsizlik’ olarak nitelendirebiliriz.

Kürtler, Antik dönemden (M.Ö. 3000-400) yakın tarihimizde Pêşava Qazî Mihemed’in 1946’da kurduğu Kürdistan Cumhuriyeti’ne (Mahabat) kadar birçok imparatorluk ve devlet kurdu.

Antik dönemde kurulan bazı imparatorluk ve devletler şunlardır: Amed’in Ergani yakınlarında Çayönü kazılarından bölgede yaşadıkları tespit edilen Subarular, Hurriler, Mittaniler; Van Gölü civarında yaşamış olan Haldiler, Urartular, bugünkü Botan Bölgesinde (Şırnak-Cizre ve Siirt’i kapsayan alan) yaşamış olan Karduklar, Gutiler,  Zagrsolarda Kassitler ve Kürdistan’da büyük bir imparatorluk kurmuş olan Medler olmak üzere, Kürtlerin ataları birçok devlet kurdu ve yıkıldı.

Hurri Devletleri (M.Ö. 7.yy)

Kürtlerin atalarından biri olan Hurriler tüm Kürdistan’ın Medler altında birleşme sürecine kadar, 3000 yıllık evresi boyunca sayısız krallık ve şehir-devlet ortaya çıktı ve yok oldu. Hurrilerin kurduğu bazı krallık ve prenslik isimleri, günümüzdeki modern Kürt yerleşim yerleri veya klan isimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Muşku Krallığının adı Kuzey Kürdistan’daki Muş şehri olarak varlığını sürdürmektedir. Muşku Krallığı, Asur Kralı Tiglath-pileser (tahtı M.Ö. 1114-1076) tarafından fethedilmeden önce, 20000 asker toplayabilecek durumdaydı. Günümüzde bu krallığın Anadolu’da Hititleri nihai olarak yıktığına inanılmaktadır. Hurrilerin kurduğu krallıklardan biri olan Mardu Krallığının adı ise Kürt mitolojisinde, ulusun yaratıcılarından biri olan insansı Mard karakteri olarak varlığını korumaktadır.  Hurrilerin kurduğu krallıklar arasında, varlığını uzun yıllar koruyabilmiş olanlardan biri de Guti Krallığıdır. Gutiler birçok şehir devletini siyasal olarak birleştirmeyi başarıp Kürdistan dışına doğru fetih hareketleri başlatmıştır. Gutilerin yaptığı fetihler arasında kayıtlı olarak bulunanlar Akadia ve Sümer ülkesi fetihleridir. Sümerler günümüzde hala varlığını sürdüren Guti klanlardından bahseder. Sümerlerin Subaru ya da Subartular olarak adlandırdıkları modern Zibariler’dir. Zibariler, Sümerlerin 4 bin yıllık yazıtlarında belirttikleri Erbil’in kuzeyinde hala yaşamaktadırlar. Guti kralı olan Tirigan’ın adı da Sümer tabletlerinde korunmuştur.  Akadia Kralı Naram-Sin (M.Ö. 2291-2255) ise Gutiler hakkında şunları yazar ‘’…onlar dağların arasında büyüdüler, güçlendiler, boy pos kazandılar...’’ Naram-Sin’nin bahsettiği tam da bu dağlılar, ölümünden beş yıl sonra Akadia krallığını fethetti.

Günümüz koşullarında da Kürtlerin ceng meydanlarının Kürdistan dağları olması, dağda savaşmanın zor koşullarına rağmen Kürtlerin üstünlük sağlaması, atalarımızın bize miras bıraktığı savaşçı özelliğidir. Kürdistan dağları asırlardır gerçek sahipleri olan Kürtleri koruyup kolluyor. Antik dönemdeki devletlere baktığımız zaman da, Kürtlerin tarih boyunca hep bir mücadele içerisinde olduğunu ve kimseye boyun eğmediğini görüyoruz.

Mitanni İmparatorluğu (M.Ö. 1500-1350)

Mitannilerin kökeni hakkında iki görüş ayrılığı var: Babil tarihi yazarı K.L.W Kingi Mitannilerin Kasi halkının bir kolu olduğunu ve Ari kökenli olduğunu savunurken; Mezopotamya Halkları kitabında (Sf.128-135) Mitannilerin Subaru-Subartu halkının bir kolu olduğu ileri sürülmektedir. Ünlü Kürt tarihçi M.R. Izady de diğer bölgeleri Hurri olan bir Kürdistan’da Mittannilerin kurulan ilk Aryen hanedanlığı olduğunu dile getirmektedir. Batı Kürdistan bölgesinde ‘’Amed, Urfa,  Mardin, Sincar’’ ortaya çıkmışlar. Başkentleri Waşukani olan Mitanni devleti kurulduğu dönemlerde, güç ve zenginlik bakımından Mısır, Hitit, Akad imparatorlukları ile aynı düzeye ulaşmıştır. Mittaniler aynı zamanda Mısır Kralları ile siyasi anlamda yakın ittifaklar kurmuş ve yapılan evliliklerle bağlarını güçlendirmişlerdi. Nefertiti ve Nefertari gibi ünlü Mısır Kraliçeleri Mitanni Aryen prensesleriydi. Ünlü Mısır Kraliçesi Nefertiti güzelliği ve güçlü oluşuyla adını tarihe yazdırmıştır. Nefertiti kocası Akhenaton’la aynı düzeyde bulunuyordu. Firavunun uygulaması gereken cezaları ya da yapması gereken işleri yapabilme yetkisi vardı.

Kürt kadınları politik bilinci, entelektüel duruşu ve savaşçı özelliğiyle bugün de adını tarihe yazmaya devam ediyor. Kürt kadınlarının Kürdistan tarihindeki rolü yadsınamayacak kadar büyüktür.

Med Federasyonu-İmparatorluğu (M.Ö. 727)

Göçlerle Kürdistan’a yerleşen Aryen halklar ve artık Aryenleşmiş yerli halklar Med Federasyonu çatısı altında birleşerek, Ortadoğu’nun önemli bir kısmını fethederek büyük bir imparatorluk kurdu. Kroneli Musa tarih kitabında geçen ve ünlü tarihçi Heredot tarafından da doğrulandığı üzere, Medler yöneticilerini seçimle belirlerdi. Bilinen ilk devlet başkanları Deiokes ya da Diyakou’dur (yönetimi 727-675). Deiokes, Kürdistan’a sürekli sefer düzenleyen yağmacı Asur İmparatorluğuna karşı Aryen halklarını birleştirmek için siyasi faaliyetlere girmiştir. Bu durumdan dolayı telaşlanan Asur devleti seferler düzenlemeye başladı ve ortadan kaldırdı. Deiokes’in halefi olan Phraortes ya da Khsahathrita (yönetimi M.Ö. 674-653) Deiokes’in yolundan gitti ve Asurlular tarafından aynı şekilde yenilgiye uğratıldı. Yenilmez Asur İmparatorluğu, sonunda Büyük Keyakseras (yönetimi 624-585) tarafından yok edildi. Arap’ha (Modern Kerkük) 615 yılında düşerek Medlerin eline geçmesinden sonra, Aryen Medlerinin akınlarına karşı ayakta kalabilmek için Asurlarla kader birliği yapan Manilerin bölgesi izledi. M.Ö. 614 yılında Erbil düştükten sonra, Medler Asur İmparatorluğu’nun başkenti Ninova’yı kuşattı. Çağa damgasına vuracak olan bu tarihi olay, Medlerin zekice örgütledikleri halk milisleri ‘’ya da gerillalar’’ sayesinde M.Ö. 612 yılında Ninova alınmış ve Asur ülkesi yok edilmişti. Güney Kürdistan’daki Behistun yazıtında ‘’kara’’ olarak adlandırılan bu savaş türü, ilk kayıt olarak tarihe geçmiştir. Medler döneminden günümüze kadar, Kürt peşmergeleri ‘’ya da gerilla savaşçıları’’ bu savaş türü ile Kürdistan’ı savunmuştur. Yüzyıllar boyunca Ortadoğu’daki halkların yağmalanmasıyla biriktirilen Asur serveti, yıkılmasıyla birlikte Medlerin eline geçmiştir. Asur zenginliği Med aristokrasisinin servetinin kaynağı olurken, aynı zamanda sınırların genişlemesi için askeri fetihlerin ekonomik gücü haline geldi. Büyük Keyakseras bütün Kürdistan’ı fethettikten sonra, Orta Asya ve Orta Anadolu’ya kadar sınırlarını genişletmiştir. Keyakser’in halefi olan Astyages’i (Azhi Dahak) yönetimi döneminde Orta Asya, Afganistan, Pakistan ötelerine kadar seferler düzenlemiş ve elde ettiği başarılara rağmen, Azhi Dahak yönetimi (M.Ö. 584-549) Med İmparatorluğu’nun sonuncusu oldu. Beklenmedik bir saray darbesiyle imparatorluğun yönetimini, varlığını Ahameni İmparatorluğu olarak devam ettirecek olan yarı Fars torunu Büyük Cyrus’a kaptırdı. Bir Med-Fars İmparatorluğu olarak varlığını sürdüren imparatorluk M.Ö. 522 yılında tamamen Fars olan Darius tarafından, resmi dini Zerdüştlük olan bir Fars devletine çevrildi.

Bu olaydan da anlıyoruz ki, atalarımızın cesur, savaşçı özelliklerini aldığımız gibi, ihaneti de miras almışız. Bugün işgalciden daha fazla Kürt milletine ihanet eden Kürtler de bir gün böyle tarih kitaplarında yerini alacaktır ama umarım ki tamamen yıkılmış, hezimete uğramış Kürt milleti olarak yer almayız. 

Kullanılan kaynaklar: M.R. Izady;Bir El Kitabı Kürtler, Muhammed Emin Zeki Beg; Kürtler ve Kürdistan Tarihi, Ali Rıza Şeyh Attar; Kürtler, Altan Tan; Kürt Sorunu.

 

Burçin Erkan

29.03.2018