image

PeyamaKurd- Türkiye’de açıklanan tüm mali programlara, alınan önlemlere rağmen ekonomik krizin önü alınamıyor. 

Duvar yazarı ekonomist Ümit Akçay'a göre, 'Türkiye için en kötüsü henüz başlamadı.' 

Gelinen noktanın kökeninde ne olduğunu sorgulayan Akçay, Türkiye ekonomisinin sermaye hareketlerine aşırı duyarlı olmasının bu sonuca neden olduğu görüşünde.

"Canlı sermaye girişleri olduğunda ekonomi büyüyor, girişler azaldığında ekonomi duraklıyor, çıkış gerçekleştiğinde de ekonomik daralma yaşanıyor. Bununla bağlantılı ekonomik büyüme ile cari açık arasındaki ilişki de, bağımlı üretim yapısının bir sonucu" yorumunu yapan Akçay, krizin, ekonomi yönetimini önüne katıp sürüklediğine dikkat çekiyor.

Önceki gün ilan edilen enflasyonla mücadele programını 'ciddiyetsiz' olarak tanımlayan Akçay, bu durumun ‘sürüklenme’ görüntüsünü daha da pekiştirdiğini ifade ediyor. Henüz bankacılık sistemindeki hasarın nasıl halledileceği, firma iflaslarının nasıl yönetileceği gibi hayati konuların netleşmediğinin altını çizen Akçay, tespitlerini şöyle sürdürüyor:

"Toplu işten çıkarmalar ile işsizliğin artacağı bir ortamda enflasyon yüksek kalmayı sürdürecek. Türkiye ekonomisindeki sorunlar 2013 yılında başlamadı ama bu tarihten itibaren giderek artıyor. 

Bu ifadeyi ekonomi yönetiminin karşılaştığı önemli açmazlardan birini tarif etmek için kullanıyorum. Bu açmaz kısaca şu: Siyasi iktidar, iktidarda kalmak için faizi düşürmek istiyor. Faizi düşük tutma çabası bir süre sonra TL’deki hızlı değersizleşme ile sonuçlanıyor, bir başka ifadeyle döviz şokları haline geliyor.

Ancak iktidar için faizlerin düşük olması ne kadar önemliyse, TL’nin değerli olması da o kadar önemli. Bu durumda TL’nin değerlenmesi için yüklü faiz artışları yapılıyor. Bu iki hareket bir kısır döngü olarak birbirini besleyerek ilerliyor."

Akçay, 30 Ekim 2017’de yazdığı yazının son paragrafını hatırlatıyor:

“2017 sonuna yaklaşırken, bir yıl sonra kredi genişlemesi reel olarak yeniden sıfıra yaklaştı, yani durma noktasına geldi. Böyle bir atmosferde, kurda yaşanan atakların sürmesi durumunda faiz indirimi şöyle dursun, artırmak kaçınılmaz hale gelebilir. Bu durumda, işsizliğin, enflasyonun ve faizlerin aynı anda arttığı bir 'korku tüneli' ile karşılaşabiliriz. Kısacası 2017 sonu itibariyle, bir süredir farklı yollarla ertelenen krizin yeniden gündeme gelmesiyle karşı karşıya olabiliriz.”

Bir yıl sonra, geriye dönüp bakıldığında şu anda, 'korku tüneli' olarak tanımladığı süreçte ilerlendiğini kaydeden Akçay, 'en kötüsü geride kaldı’ açıklamalarının herhangi bir güvenilirliğinin kalmadığına dikkat çekiyor ve ekliyor:

"Türkiye için en kötüsü henüz başlamadı."