image

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’de konuşlanan askerlerini çekeceğini açıkladı. Bu karar sürpriz değildi, 6 ay önce de aynı şeyleri söylemişti. Fakat bir anda, yara bandı çeker gibi açıklama yapması tüm dünyada şok etkisi yarattı.

Bu şok etkisi öncelikle ABD’de hissedildi. Pentagon böyle bir kararın yanlış olacağını ifade etti. Savunma Bakanı Jim Mattis, Trump’ın geri çekilmeyle ilgili attığı tweetin ertesi günü istifasını sundu. Üstelik istifanamesinde şöyle ironik bir cümleyi de ekleyerek: “sizinle aynı görüşlere sahip kişilerle çalışmak sizin de hakkınız.”

Yalnızca Mattis karşıt değildi bu geri çekilmeye. IŞİD’le mücadele komiseri Brett McGurk de bunun yanlış bir karar olduğunu belirtti. Yine Demokratların tamamı, Cumhuriyetçilerin bir kısmı da yaşadıkları şaşkınlığı ve tepkiyi açıklamalarına yansıttılar.

Trump’ın hiçbir dış ilişkiler danışmanı da bu kararı desteklemiyor. Görünen o ki ABD’de Trump dışında Suriye’den çekilme taraftarı kimse yok.

Peki, Trump neden geri çekilme kararı aldı? Türkiye medyasına bakacak olursak Erdoğan’la yapılan telefon konuşmasından sonra yaşandı her şey. Erdoğan’a soracak olursak, Türkiye diplomasi alanında destan yazdı.

Rusya’ya bu kararı sorarsak ne cevap alırız? Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu konuda açıklama yaptı ve Trump’ın kararını inandırıcı bulmadığını ima etti; “ABD, yıllardır Afganistan’dan çekileceğini söylüyor ama 17 senedir çekilmedi.”

Rus Dış işleri Bakanlığı’ndan da benzer açıklamalar geldi.

O zaman sormamız gereken soru değişiyor; ABD gerçekten de Suriye’den çekilecek mi?

ABD genç bir ülke. Kendi ayakları üzerinde durabildiği tarihlerde kolonizasyon süreci kısmen tamamlanmış ve modernize edilmeye başlanmıştı. Artık büyük güç olabilmek için bir toprağı işgal edip yer altı ve yer üstü kaynaklarının üstüne konmak yerine, o bölgelere serbest piyasayı yerleştirmek ve büyük şirketlerin güvenliğini sağlayabilmek yatıyordu.

Teknolojisini en çok geliştiren, en çok kazanan olur anlayışı dünya geneline hâkim oldu. Yani Soğuk Savaş dönemi ABD-Sovyetler ikileminden çıkmış, küresel siyasetin ve ekonominin normu halini almıştır.

Elimizdeki telefonlardan mutfak robotlarına, savunma sanayiden, otomobil sanayine ve hatta internete, yazılım teknolojisine kadar her alanda kendini en çok geliştiren, dünya pastasında en çoğuna sahip olandır bugün.

Trump’ın neden geri çekilme kararı aldığına dair teorim anlaşıldı sanırım. Kürt nefretiyle gözü körleşmiş, kulağı sağırlaşmış Türkiye’yi, köklü ittifakları ve ticareti olan ABD’den uzaklaştırıp Rusya ve İran’a itmemek.

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzelerini satın alma sözleşmesi yapması ABD için göze alınmayacak bir riskin ilk adımıydı. Trump, karşı bir hamleyle Patriot füzelerinin Türkiye’ye satışını onayladı ve aynı gün Suriye’den geri çekilme kararını aldı.

Suriye’ye milyarlarca dolar yatırım yapan ABD, bir çırpıda kapıyı çarpıp çıkabilir mi? Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın hemen her ülkesinde üsleri, komuta merkezleri, füzeleri, savunma kalkanları, nükleer tesisleri bulunan bir ülkeden bunu beklemek naiflik değil midir?

Donald Trump aynı zamanda milyarder bir iş adamı. Paranın ne olduğunu, nasıl kontrol edildiğini ve çıkar ilişkileri için neler yapıp neler yapmayacağını çok iyi bilen biri.

Seçim kampanyası döneminde Türkiye ile nasıl ilişkileneceği sorulduğunda -size şaka gelebilir ama- şu cevabı vermişti: “Türkiye ile çıkar ilişkim var. İstanbul’da iki tane Trump Tower var ve büyük kazançlar sağlıyor bana. Normalde her şehre bir kule yaparken iki tane yapmıştım oraya.”

Velhasıl, bu geri çekilme tam olarak bir geri çekilme değildir. Belki askerlerini bile geri çekebilirler ama personellerini, istihbaratçılarını çekemezler. SDG’ye askeri yardım yapmaya da devem ederler. Belki Türkiye’ye Minbiç gibi küçük zaferler de verebilirler ama Mınbiç’den Deyrezzor’a koca ve yekpare bir alana girmesine, beraberinde Rusya ve İran’ı taşımasına izin vermezler. Kaldı ki Türkiye’nin böylesi bir operasyon için yeterli gücü olmadığı da aşikârdır.

Trump, geçtiğimiz günlerde bir açıklamasında da “dünyanın polisi değiliz” demişti. Hayır, tam olarak öyleler. Kolonizasyon sürecinde yiyemedikleri kaymağı dünyanın polisi olarak yediler çünkü. Dünyanın polisi olmaktan vazgeçmek, Amerika’dan vazgeçmektir.

 

Cihat Emir Aykaç

22.12.2018