image

PeyamaKurd – Türkiye’de son yıllarda yaşanan çok büyük oranlarda insan hakları ihlalleri ülkenin en önemli meselesi olmuş durumda. Bu konuda yaptığı örnek çalışmalarla adı sürekli gündemde olan İnsan hakları savunucusu ve HDP Kocaeli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu konu ile ilgili PeyamaKurd e önemli açıklamalarda bulundu. Gergerlioğlu: “Türkiye de yaygın insan hakları ihlalleri var maalesef. İnsan hakları açısından kötü ve sabıkalı bir ülkeyiz” diyor. Gergerlioğlu ayrıca son üç yılda tamamen Afrika ligine inildiğini ve ülkenin çok çok kötü bir gerilme içinde olduğunun altını çiziyor.

Size ulaşan mağdurlar hakkında hemen inceleme/araştırma şansınız oluyor mu? Ya da destek görüyor musunuz? Yoksa size ulaşan sorunlar gibi bir yalnızlık durumu mu söz konusu?

Bana ulaşan mağduriyetleri bir şekilde sorguluyorum. Zaten samimiyet beli oluyor. Ve ona göre tasnif ediyorum. Kamuoyuna gecikmeksizin duyurmaya çalışıyorum. Burada gecikmemek önemli.

Çok çeşitli mağduriyetler geliyor. İş arayanlar oluyor. Yardımcı oluyorum. Çünkü OHAL, KHK mağdurları çok zor durumdalar. Dışlanmış durumda ve çok dezavantajlı bir durumdalar. Birine bile yardımcı olmak beni mutlu ediyor. Ve bazen de gerçekten sayemizde iş bulanlar olabiliyor. Veya çeşitli kamu sektöründe mağduriyetler yaşayanlar olabiliyor. Cezaevinde mağduriyetler yaşayanlar olabiliyor.

En çok soru önergesi veren milletvekillerinden birisiyim. Sanırım 600 vekil arasında 3. sıradayım. Kimisini belki cevaplamak istemiyorlar ama sormak bile bir baskı unsuru oluyor. Sosyal medyadan yaptığımız baskılardan da çok faydalı neticeler aldık. Ben ve ekibimiz yoğun bir çalışma içinde bunları değerlendirmeye çalışıyoruz. Önemli olan yalnızlık değil. Biz önemli bir iş yaptığımıza inanıyoruz. Durdurabildiğimiz çok ihlaller oldu. Cezaevindeki annelerin durumu çok kötü, bebeklerin durumu çok kötü, bu süreç içinde hasta tutuklular hamile anneler cezaevindeki ve dışındaki annesiz, babasız çocuklar, son derece yoğun ilgilendiğimiz alanlar, çok büyük insani dramlar yaşandı. Bir kısmına çare olabildik bir kısmına olamadık maalesef. Ben bu konuda tüm kamuoyunu önemli bir duyarlılığa çağırıyorum.

Türkiye’ye dair genel olarak bir istatistiğiniz var mı? En çok hangi hak ihlalleri yaşanıyor ya da düşünce yapısı veya yaşam biçimleri mağdur ediliyor?

Türkiye de yaygın insan hakları ihlalleri var maalesef. İnsan hakları açısından kötü ve sabıkalı bir ülkeyiz. Ve bu son yıllarda giderek artan bir orana ulaştı. Son üç yılda tamamen Afrika ligine indik. Dünyanın adeta dibine indik. Çok çok kötü bir gerilme içinde oldu ülke. Türkiye’de yıllardır büyük insan hakları sorunları vardır. Düşünce özgürlüğünde büyük ihlaller var. Kürt meselesi çok önemli ve en önemli büyük insan hakları ihlali. Türkiye de son üç yılda bütün bunlara ilaveten OHAL, KHK mağdurları çok önemli bir yer işgal etti.

Buda yetmedi bir kafeste ki mahpus gibi, tüm sosyal hayata koca bir hapishanede “Türkiye hapishanesinde” mahkum edildiler. Boyutları çok çok ağır olan bir ihlali yaşadı KHK’lılar. Ve biz de bunların sesi olmaya çalıştık. Üç yılda gerçekten ailelerde büyük sıkıntılar yaşandı. Çöken biten, aile birliği bozulan bir çok aile oldu. Toplumun büyük bir kısmı çok büyük dramlar yaşadı. Büyük çözülüşler yaşadı. Biz elimizden geldiği kadarıyla insan hakları ihlallerini engellemeye çalıştık, durdurmaya çalıştık. Yoğun bir gayret içinde olduk. Ve bu konuda önemli bir toplumsal duyarlılık oluşturmaya çalıştık.

Toplumun yaşananlara bu denli duyarsız kalmasının nedeni korku olabilir mi? Sizce toplum neden bu kadar duyarsız bir konuma geldi?

Toplumun ihlallere göz yumasının temelinde insan hakları bilincinin maalesef toplumda olmaması var. Herkes kendi çıkarını düşünürse, başkasına yapılan ihlali önemsemezse, insan hakları ortaya çıkmaz. Bu çok önemli bir sıkıntı. Tabi ki korku da var, insanlarda bir korku ve tedirginlik ortamı yoğun bir şekilde var. Son dönemlerde artan bir oranda maalesef var. Ama korku ve tedirginliğin olması genel olarak insanlarda bir insan hakları bilincinin olmamasını örtbas etmemeli.

İskandinav ülkelerinde olduğu gibi “inadına insan hakları ve özgürlük” diyebilmek için;  eğitim-bilinçlendirme, yasal düzenleme ve teknik konularda nelerin yapılması gerektiğine yönelik somut bir çözüm paketi var mı?

İnadına özgürlük insan hakları demek kolay bir hadise değil. Bu ülkede belki en az yüzyıllık bir işimiz var çünkü demokrasi tarihi açısından hiç iyi bir yerde değiliz. Demokrasi ile sonradan tanışan bir toplumuz. Hukuk devleti arayışı açısından da son derece zayıf bir ülkeyiz. Ama insan hakları ve özgürlükler açısından yoğun bir gayret sarf etmenin önünde bir engel yok. Bunu pratikle gösterebileceğiz.

Somut örneklik burada insanın bütün benliği ile bir şeyleri gösterebilmesi gerekiyor. Örnek olabilmesi gerekiyor. Lafta kalmaması gerekiyor. Zor zamanlarda ki imtihanları atlatabilmesi gerekiyor. Türkiye’deki sorunlar mutlak surette bitmek zorunda eğer bitmese; bu ülke büyük karışıklıklar yaşayacak. Eğer bitecekse ancak ilerleme kat edebilen büyük potansiyeli olan ülke olacağız, zaten gerçekten çok iyi potansiyeli olan bir ülkeyiz.

Bunu geliştirebilmek çok daha iyi bir yere götürebilmek bizim elimizde. Şu anda toplumda insan hakları böyle aşağılanan bir biçimde kullanılıyor sanki hep böyle istismar edilen şeylere vurgulamak gerektiğinde birileri işte ‘insan hakları propagandacıları nerede?’ Güya sanki insan hakları diyenler çifte standart yapanlarmış gibi… Böyle bir algı ile hep insan hakları söyleniyor. Özgürlükler söyleniyor. Bu algıyı bir kere yıkmak lazım.

Herkesin bir gün insan haklarına ihtiyacı olabilir. Biz bunu kamu görevlilerine söylüyoruz. Polislerin yüzüne söylüyoruz. Kimsenin insan hakları arayışını aşağılamaya hakkı yoktur. Bunu herkesin çok iyi bilmesi lazım.

Sizce Türkiye’de insanlar, sorunlar karşısında empati kurabiliyor mu?

Türkiye herkes birbirinin sorununa duyarlı olmadıkça, çözülebilecek bir sorun yok. Bütün bu yapılan haksızlıklar hepimiz için aslında bir imtihandır. Herkese yapılan zulümler ayrı konular. Herkes kendisine yapılan zulümleri haksızlıkları sever. Ama bunu aşmamız gerekiyor. Buradan bize yapılan haksızlıkları da aşarak insan hakları kavramına ulaşmamız lazım. Bu zirveye ulaşmamız lazım. Bize yapılan haksızlıklar işte Kürde, Alevi’ye, KHK’lıya, solcuya azınlıklara şuna buna yapılan haksızlıklar ayrımcılıkları anlatmakla bitmez.

Bununla çok meşgul olmanın anlamı yok. Buradan biz insan hakları ortak paydasına ulaşabilecek miyiz? Sorun buradadır. Buna ulaşamadığımız müddetçe, maalesef bu kargaşa bu devranmaalesef devam edecek.

Bir gün mutlaka bunları gerçekleştirebileceğiz. Mağdurlar gördüğüm kadarıyla hepsi olmasa da önemli bir kısmı bu öz eleştirileri çok yapıyorlar ama farklı toplum kesimleri birbirilerine karşı adım atmaksızın da bu konuda mesafe alamazlar. Herkes karşıdakine şüpheci bakarsa;  onun konjonktürel yaklaştığını ve öz eleştiriler yaptığını düşünür ve karşıdakine doğru bir adım atmazsa bizim varabileceğimiz bir yer yok. Bize zaman ayırdığınız için size çok teşekkür ediyorum.