image

PeyamaKurd - Şivan Perwer’in geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında Şeyh Said, Seyid Rıza, Qazi Muhammed ve Molla Mustafa Barzani hakkındaki küçültücü ifadeler kullanması gündeme gelmiş ve tartışmalara neden olmuştu. Şivan Perwer geçtiğimiz günlerde de kendi sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulunmuştu. Söz konusu açıklamalara ilişkin ise Şeyh Said’in torunları sosyal medya üzerinden yayın yapan NETEW TV'den Zeynep Çağer'e konuk olarak yaşanan hadiseye tepki gösterdi. 

Şeyh Said’in torunu Kasım Fırat şu soruları yanıtladı: 

Şivan Perwer, katıldığı bir televizyon programında Şex Said, Seyid Rıza ve Qazi Muhammed ile ilgili küçümseyici ve ifadeler kullandı ve siz de bu konuşmalara ilişkin bir açıklamada bulundunuz ve özür dilemesi gerektiğini belirttiniz. Ama kendisi özür dilemedi. Perwer neden özür dilemedi ve açıklama yapmaktan kaçınıyor? 

Benim kanaatime göre Şivan Perwer’in özür dilememesinin arkasında bazı şeyler vardır. Şivan’ın bilinmeyen hesapları var ve belli yerlere mesaj veriyor veya maddi-manevi bir çıkarı vardır diye düşünüyorum. Ben bunu bir şansızlık olarak görüyorum. Çünkü Perwer gibi bir sanatçı, sesiyle kitleleri coşturan, kitleleri ulusal alanda bilinçlendiren parçalar söyleyen birçok hizmeti olmuştur ve ben misyon olarak onun verdiği hizmetlere de sahip çıkıyoruz. Kürt ulusal mücadelesinde kim nasıl yardımcı olmuşsa hiç fark etmeksizin hepsine sahip çıkmak gerekir. Ben Şiwan’ı yalnız Şeyh Said’i değil, Seyid Rıza'yı, Qazi Muhammed’i ve Molla Mustafa Barzani’yi de çok tanıdığına inanmıyorum. Bizim Şeyh Said Efendi’yi tanımamız lazım ve Şeyh Said Efendi bu hareketi nasıl başlattı ve onun hesapları neydi? Onu bilmesi gerekir. Şeyh Said Efendi 4 Ocak 1925’te evinden çıktı ve Erzurum’un Kırıkhan bölgesinde 200 kişi ile toplanıyorlar. Orada bölgenin büyük aşiretleri, liderleri ve kanaat önderleri ile toplantı yapıyor. Ve orada bir karar alınıyor. 

Bu kararın başlığı şu, ‘Bu bir cihattır. Mustafa Kemal’in dinimizi, dilimizi, kimliğimizi, değerlerimizi inkar etti ve bunlara karşı mücadele verilecektir, bu bir cihattır denildi. 

Şivan Perwer bunu iyi bilsin, Şeyh Said Efendi bu dava uğrunda evlatlarını, onlarca akrabasını, arkadaşını feda etti, hayatını feda etti, 60 yıllık servetini halka feda etti ve kanımızı da vererek ulusal bir kimlik oluşturduk. Ve eğer bu Şeyh Said hareketi olmasaydı, Kürtler asimile edilip yok olmuştu. Şivan Perwer böyle bir değere nasıl küçültücü ifadeler kullanabiliyor... 

Şivan Perwer yayımladığı videosunda hakaret etmediğini, küçültücü bir ifade kullanmadığını belirtiyor ve orada Atatürk’ü överek, ‘Atatürk modern nasyonalizmi Kürtlere veren bir liderdir’ diyor. Diğer değerlerimiz ile ilgili de küçültücü ifadeler kullanıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Şivan’ın birtakım çıkarları olduğu tartışılıyor, ilerde siyaset atılma ihtimali üzerinde duruluyor. Yani Öcalan’ı yüceltip diğer değerlerimizi küçültüyor. Öcalan’ı yüceltirken, bir yandan da Öcalan yurt dışına çıkmamış, ben de ise Avrupa gördüm sözüne getirerek kendini yüceltiyor. Onlar yanlış yapsalar da bizim evlatlarımızdır, onları yanlıştan geri çevirmek görevimizdir. Bana diyor ki siz ne yaptınız. Ben ona diyorum ki Şivan beni tanımıyorsun. Ben birçok hapis yattım, yurt dışına 2,5 yıldır çıkamıyorum. Benim hiçbir siyasi parti ile bağım yok ama ben bütün Kürdistani değerlere sahip çıkmayı istiyorum. Şivan, dün Tayyip Erdoğan’ın elini kaldırarak halkın karşısına çıkıyordun, belki yarın başka birinin yanında halkın karşısına çıkacak. Benim kimseden bir beklentim yok. Ben 27 sene sürgün yaşamış bir ailenin mensubuyum. Çok büyük bedel ödemiş birinin torunuyum. O değer ise halkın malıdır. Kürt olan herkes de bu değerin sahibidir. Şeyh Said ve arkadaşları bu dava uğruna hayatlarını hibe ettiler ve Şivan bugün onların üzerinden para kazanıyor.  

Bir kasette Şivan Perwer’in babası bağırarak, “Ben Kürt değilim, Türküm” diyordu ama kimse bunu dikkate almadı. Çünkü Şivan’ın bir emeği vardı, kimse bunu gündeme getirmedi ve buna rağmen Şivan, Şeyh Said ailesi ne yaptı diyor. Son videosunda da Melik Fırat ne yapmıştır dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Şivan Perwer, Melik beyi konuşacak seviyede değil, onun hayatı sürgünlerle başladı, zorluklar çekti, hiçbir malı mülkü yok, sadece bir evi var onu da dostlarının vesilesiyle yapabildi. Şeyh Said ailesini bilmeden tanımadan konuşuyorsun, beni nereden tanıyorsun. Ben hala esaret altındayım. Kimliğim elimden alınmış ve hiç kimseden de pervam yok. Birçok değerlerim heba edildi. Mallarım elimden alındı. Hala Şeyh Said’in toprağı ona ait değildir Şivan! Ayıptır. Biraz saygılı ol. 

Dünyanın hiçbir yerinde birinin mülküne el koyup inkar etme eden bir yer yok. Ama senin liderin Şeyh Said’in yaşadığı ülkede bu vardır. Liderine saygılı ol ve sahip çık. Eğer başka bir hesabın var ise, bunu küçük basit hesaplarda bunu kullanma. Biz her şeye rağmen yine sana sahip çıkmaya çalışacağız. Yanlış yaparsan yanlışları sana söyleyeceğiz. Molla Mustafa Barzani 30 yıl sonra Mareşal (General) oldu, bu kadar mücadeleyi verdikten sonra oldu. Ama her şeyden önce o Melle idi ve bilgeydi.  

Mahmut Fevzi Fırat’ın yanıtladığı sorular ise şöyle: 

Şivan Perwer’in Şeyh Said ve ailesi ile ilgili dile getirdiği ifadelere ilişkin neler söyleyeceksiniz, nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kürt halkının gözünde değerli bir ozandır, onu dinleyen benimseyen kitleler vardır ama bazı kanallarda fikir beyan ederken, Kürdistanlı bazı şahsiyetleri benimsemeyebilir ama bu onun kendi statüsünü bağlar, yani bugün bu konuda kendisinden özür beklentisi olanlar var.  Ben şahsen bu beklenti içerisinde değilim, fakat bu konu üzerinde durmak yerine kendi sahası dışında fikir ortaya koyması uygun olmamıştır. Ama keşke Şeyh Said, Şeyh Rıza’yı, Qazi Muhammed’i, Mele Mustafa Barzani’yi tanısaydı. Mesela Mele Mustafa Barzani’ye bir yerde diyor ki o Melle değil, generaldir. Yani melle olmak küçültücü bir şey mi? Neden Melle değil de generaldir. General, Melleden daha üstün bir makam mıdır? Yani bu tür fikirler toplumun değerleri ile bağdaşmıyor. Birebir oturmuyor. Bir generali bir Melle’den üstün görme anlayışı yanlıştır. Demek ki Melleleri tanımıyor. Kürt tarihini bildiği zaman Mellelerin bu toplumun içindeki yeri ve konumunu bilir ve bunu küçümsemek de hoş olmadı. Ayrıca Şeyh Said Efendi’yi de tanımak gerekiyor. 

Atatürk’ü ilkeli bir lider olarak görüyor. Oysa onun ilkeleri Kürt halkını yok saydı. Burada neyi neden övüyor? 

Eğer buradan bakarsan ben Türk olsaydım, Atatürk Türklere zulüm etmiştir. Osmanlı 600 yıl dünyada bir imparatorluktu. Mustafa Kemal, Türklerin Osmanlı ile olan bağlarını kopardı. Dilini, göreneğini, yasalarını kopardı. Bir Türk milleti oluşturdu ama kupkuru bir kafatasçı Türk milleti oluşturdu. Bir ümmet anlayışı vardı Osmanlılarda ve bu ümmetçi fikir yanlış veya doğru olabilir ama ulusçuluktan daha iyidir. 

O dönemlerde medreseler vardı, farklı diller vardı, o dönemde bile iyi şeyler yaşanıyordu, peki siz bunu neden küçümsüyorsunuz. Bu değerleri yaşatabilmek önemlidir. 

Şeyh Said’in kurduğu medreselerde Kürt örf adet ve değerleri yaşatılıyordu. Şimdi bunları bir kalemde yok saymak, yok görmek insafa sığmaz. Biz ona akıl vermiyoruz ama fikrini açabilirsek bir nebze ne mutlu bize...