image

PeyamaKurd - Temmuz 2016’da Suriye’de El Kaide bağlantılı Heyat Tahrir el-Şam (HTŞ) tarafından kaçırılan Amerikalı Gazeteci Lindsey Snell, daha sonra örgütün elinden kaçarak, Hatay sınırından Türkiye’ye geçmek isteyince, askeri bölgeyi ihlal suçlamasıyla Türkler tarafından tutuklanmış ve CIA ajanı ilan edilmişti. Dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü John Kirby, Snell’in tutukladığın doğrulayarak, “Onu ancak 20 gün sonra ziyaret edebildim fakat neden Suriye’de olduğu hakkında bilgi vermeyeceğim” demişti. 


Libya’da bulunan Gazeteci Snell, Orta Doğu deneyimine sahip bir isim. Kürtlere yönelik önemli çalışmaları da bulunan Lindsey Snell, Libya’da yaşananlara ilişkin PeyamaKurd’e konuşarak, “Birkaç gün önce bir Şam Cephesi üyesi bana, “Sanırım yakında Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) yarısı Libya'da olacak” dedi. 


Türkiye, Libya Ulusal Hükümetini destekliyordu, fakat hükümet Hafter'a karşı direnç gösteremiyordu. Ama şimdi dengeler değişti ve Hafter bazı bölgelerden çekilmeye başladı. Bu neden oldu?

İlk olarak, şu anki Libya Ulusal Mutabakat Hükümetinin (UMH) resmi hükümet olmadığını belirtmek önemlidir. Skhirat anlaşmasının gerektirdiği biçimde anlaşılan ama Libya parlamentosunu geçemeyen geçici bir hükümettir.

Libya’daki durumun değişmesi Türkiye’nin, UMH’ye bağlı milislerle birlikte savaşmak için büyük miktarlarda silah (silah ambargosunu ihlal ederek) ve binlerce Suriyeli paralı asker göndermesinin bir sonucudur. Libya Ulusal Ordusu (LNA) geri çekilmedi sadece bölgedeki durum değiştiği için stratejilerini yeniden belirlemek adına geriye çekildiler.  

Türkiye geçtiğimiz ay Libya Ulusal Ordusu’nun tedarik hatlarını hedefledi. Ancak geçen hafta, MiG-29’un (hava savunma uçağı) piyasaya sürülmesi ile İHA saldırıları başarısız oldu. MİG-29 ile beraber 3 ay boyunca karadan faaliyet yürüten Libya Ulusal Ordusu Hava Kuvvetlerini tekrar bölgede gördük. 

Hem Rusya hem de Türkiye, son zamanlarda Libya'da çok sayıda güç gönderdi. Suriye'deki iki müttefik, Libya'da karşı karşıya gelmiş duruyor. Bu gelişmeler Rusya ve Türkiye'nin Suriye politikasına nasıl yansıyacaktır?

Öyle söylense de Rusya'nın Libya'ya “çok sayıda güç” gönderdiğine dair kanıt yok. Ancak Türkiye'nin, Libya'ya binlerce Suriyeli gönderdiğine dair sonsuz miktarda kanıt var. Şahsen Libya'da, Türkiye tarafından gönderilen ve Ulusal Mutabakat Hükümeti ile birlikte savaşan düzinelerce Suriyeli paralı askerle konuştum.

Birkaç gün önce bir Şam Cephesi üyesi bana, “Sanırım yakında Özgür Suriye Ordusunun (ÖSO) yarısı Libya'da olacak” dedi. 

Şubat ayında İdlib ve Halep'in Batı kırsalında sistematik olarak teslim olan Türk destekli güçlere tekrar baktığınızda (toplu olarak Libya'ya devamlı olarak gönderilen binlerce Suriyeli militan serbest bırakıldı) neredeyse hepsi Türkiye’nin Suriye savaşından, Libya’ya transfer ettikleri kişiler. 

ABD ve müttefikleri Libya konusunda çok temkinli davranıyor. Peki bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

ABD, Libya Ordusunu, Trump’ın 2019 Halife Hafter ile yaptığı telefon görüşmesinde de kanıtlandığı gibi terörle mücadele (Libya’da) müttefiki olarak görüyor. 

Diğer yandan ABD, Rusya'nın Libya savaşında artan etkisinden de endişe duyuyor. Dışişleri Bakanlığı ile Beyaz Saray arasında Libya sorunuyla nasıl başa çıkılacağı konusunda da bir ayrım var. Bu ayrım ABD’nin, Lİbya politikasına bu şekilde etki ediyor. 

Hafter geçtiğimiz gün, "Libya'daki Türk mevzileri hedefimizdir," dedi. Bu ifadenin gelecekte Libya'da ne gibi sonuçları olabilir?

Bu sadece Hafter'ın görüşünü yansıtan bir ifade değildir. Libya Ordusu, Libya Parlamentosu ve sahada büyük etkisi olan aşiret liderleri konseyinin görüşlerini de yansıtıyor. 

Bu varlıkların tümü Türkiye'yi, Libya topraklarını işgal etmeye çalışan bir istilacı güç olarak görüyor. Ayrıca bu yapıların tümü Ulusal Mutabakat Hükümetini de iktidarda kalmak için kendini Türkiye'ye (ve Katar'a) satan yabancı bir varlık olarak görüyor. 

Hafter’in bu çıkışı, müttefiklerinin Türkiye'ye karşı desteklerini artırmaya zorlayarak Ulusal Ordu’ya fayda sağlayabileceğinin da bir göstergesi olarak okunmalıdır.