image

PeyamaKurd- Dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını can almaya devam ederken salgının insan sağlığına etkisi ve cebine olan maliyeti ise gün geçtikçe hissettiriyor.

Dünya ekonomilerini alt üst eden pandeminin en çok hissedildiği yerlerden biri olan Kürt kentlerinde ise durum iç açıcı görünmüyor. 

Bölgede az olan iş olanakları salgından dolayı yok olmaya doğru hızla ilerliyor. Bu dönemde binlerce insan işsiz kaldı ya da kepenk indirdi. 

Kürt kentlerinde işsizlik çığ gibi büyüdü. Modern ve büyükşehir olan diyarbakır’da iş imkanı fazla görülse de işin aslı böyle değil.

Türkiye hükümetinin açıkladığı ekonomi paketlerinden bihaber  olan olan Kürt işçiler, “Zaten açtık iyice açlığa mahkum edildik” diyor.

Diyarbakır’da salgından önce eşi ile beraber bir spor merkezinde asgari ücretle çalışan Şehriban Yıldız işyerinin kapanması ile eşi ile beraber işsiz kalan işçilerden yalnızca biri.

“İki ayda pazara yalnız 1 defa gittim” 

Bir çocuk annesi Yıldız, “Eşim ile beraber ikimizde aynı anda işsiz kaldık. İki ayda sadece bir defa pazar alışverişine gidebildim. Elektrik ve su faturalarımız aldı başını gidiyor. nasıl ödeyeceğimizi inanın biz de bilmiyoruz. ikimiz de sigortasız çalıştırıldığımız için hükümetin işçilere ödediği hiçbir ödenekten yararlanamadık” diyor. 

Kürt kentlerinde sigortalı işçi sayısı çok düşük. Bölgedeki iş verenler çalışanının maliyetinin yüksek olacağı gerekçesiyle işçilerin sigortasını yapmaktan kaçınıyor.

Bölgede bulunan binlerce işçi kayıt dışı çalıştırıldıkları için salgın sürecinde hükümetin açıkladığı 1000 lira  nakdi ve kısa çalışma ödeneğinden de  yararlanamıyor.

‘Evimizde huzur kalmadı’

Geçimelerini sağlayamadıkları için  artık aile içinde maddi ve manevi sorunların yaşandığını anlatan Yıldız, “Evimizde huzur kalmadı. İşsiz kalınca ay sonunda neyi nasıl ödeceğini bilemiyorsun. çocuğun istekleri ve ihtiyaçları var onu karşılamıyorsun. Salgın bizi büyük  bir çıkmazın içine soktu. Salgından önce de az da olsa ay sonunda elimize para geçiyordu. Ama şu anda o da yok” diye konuştu.

‘Üç aydır kiramı ödeyemiyorum

Salgının Türkiye’de ortaya çıktığı 11 Marttan bu yana çalıştığı tatlıcı dükkanın kapanması ile üç aydır ev kirasını ödeyemediğini aktaran Resul Korban ise, “Zaten günlük yevmiye ile çalışıyorduk. O da gidince iyice elimizde avucmuzda bir şey kalmadı. Şu an hiçbir gelirim yok. Ordan burdan aldığım borçlar ile evin ihtiyaçlarını zar zor karşılayabiliyorum” sözlerine yer veriyor.

‘Kürtler bu süreçte en çok zorlanan kesim oldu’

Hükümetin açıkladığı ödeneklerden hiçbirini alamadım diyen Korban, “Kürtler bu süreçte en çok zorlanan kesim oldu. Buralarda zaten fabrika falan yok. Sadece hizmet sektörü var o da durunca bizim gibi binlerce insan işsiz kaldı.Benimle beraber 18 arkadaşım evine ekmek götüremiyor şuanda. Zaten açtık, salgın ile iyice açlığa mahkum edildik” sözleriyle ifade ediyor yaşadıklarını.

‘Siftah yapmadan kepenk indiriyorum’ 

Diyarbakır’da küçük esnaflardan biri olan ayakkabıcı tamircisi Ahmet Kaplan ise aylardır siftah yapmadan kepenk indirdiğini belirterek, “Önceden hiç değilse dükkana günde birkaç kişi gider gelirdi. Şimdilerde ise kimse gelmez oldu. Gelenle de dükkanın kirasını çıkaramıyoruz” dedi.

‘Yaz gelir bulunur bir yer diyorduk ama…’

Hükümetin yoksul vatandaşlara verdiği yardımlar ile hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını ifade eden Kadriye Arkiş ise eşinin 6 aydır iş bulamadığını ifade ederek şöyle diyor:

“Salgından önce zaten kıştı iş yoktu. Yaz gelir bir yer bulunur diyorduk hastalık çıktı, iyice perişan olduk. 4 çocuğum var. Giderleri çok. Allahtan okullar kapandı da okul masrafı çıktı aradan. Hükümetin bu süreçte bize verdiği bin lira ve çevredeki vatandaşların yardımlarıyla geçiniyoruz. Tek umudumuz hastalığın bitmesine kaldı şu an.”

TÜRK-İŞ, Mayıs ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını 2 bin 438, yoksulluk sınırını ise 7 bin 942 lira olarak hesapladı.

Salgın ile beraber Kürt kentlerinde milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşar duruma geldi.