image

PeyamaKurd - Pandemi süreci ve ülkenin öne çıkan siyasal gündemleri üzerine konuşan Siyasetçi ve yazar Sıdkı Zilan, HDP’nin “Demokrasi Yürüyüşü”, Başak Demirtaş’a yapılan cinsel saldırı, Kürtlerin sorunlarının demokratik zeminde çözümü, erken seçim ve siyaset sahnesine yeni çıkan partilerin bölgedeki etkinliği üzerine önemli açıklamalarda bulundu. 

HDP’nin ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşünü Tigris Haber’e değerlendiren siyasetçi ve yazar Sıdkı Zilan, “Türkiye’de iktidar bloğu ve yandaşları için özgürlük ve hukuktan bağışık bir serbestlik varken, muhaliflerin özgürlüğü hayatta kalma ile sınırlı” dedi. 

Muhaliflere özgürlük yok

HDP’nin Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya doğru başlatmış olduğu ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşünü nasıl değerlendiren Zilan, HDP’nin adalet arayışı tabii bir durumdur; tabii olmayan husus ise şahsa ve partiye özel yasaklamalardır. Türkiye’de iktidar bloğu ve yandaşları için özgürlük ve hukuktan bağışık bir serbestlik varken, muhaliflerin özgürlüğü hayatta kalma ile sınırlı; bu da hayatı evde veya zindanda geçirmek anlamına geliyor. HDP yarı yarıya evde ve zindanda, hatta en etkili aktörleri zindanda olan bir parti; yürüyüş de bununla ilgili” dedi.  

Başak Demirtaş'a karşı yapılan cinsiyetçi saldırıya ilişkin neler söylemek istersiniz. Sizce siyasetin kutuplaştırıcı dilinin bunda payı nedir?

Bu saldırıda asıl saik cinsiyet değil; şeytanlaştırma ve ötekileştirme kısaca nefret dilinin bir sonucudur.

Bir diğer boyutu da Başak Demirtaş’ın siyasetle doğrudan ilgilenmemesine rağmen, eşinden dolayı bu ağır hakarete ve saldırıya uğramasıdır ki; bu da Türkiye’de suçlamaların kolektif karakteri ve nefretin aile bireyleri, dini, mezhebi, felsefi, siyasi ve milli kimliği vd. paylaşan tüm bireyleri kuşattığını görüyoruz.

HDP’nin Edirne ve Hakkari’den Ankara’ya doğru başlatmış olduğu ‘Darbeye karşı demokrasi yürüyüşünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

HDP önemli bir siyasi parti, dinamik ve politize bir seçmen kitlesi var; oturduğu zemin de çok hassas, önemli ve de o oranda değişken.

HDP’nin adalet arayışı tabii bir durumdur; tabii olmayan husus ise şahsa ve partiye özel yasaklamalardır.

Türkiye’de iktidar bloğu ve yandaşları için özgürlük ve hukuktan bağışık bir serbestlik varken, muhaliflerin özgürlüğü hayatta kalma ile sınırlı; bu da hayatı evde veya zindanda geçirmek anlamına geliyor.

HDP yarı yarıya evde ve zindanda, hatta en etkili aktörleri zindanda olan bir parti; yürüyüş de bununla ilgili.  

HDP’nin yürüyüşüne karşı devletin tutumunu anayasal haklar bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

Anayasa ve rejim muktedirler içindir; dün bu rejim Erdoğan ve Perinçek’i zindana gönderirken, şartlar değişince Gülenciler ve HDP ve nice daha küçük gruplar zindanda. Türkiye’de hukuk da değişken; zamana ve zemine bakar.

Kürtler ve Kürtlerin hakları konu olduğunda hep bir “güvenlik-terör” tartışmaları arasında mesele toz duman içinde bırakılıyor. Kürtlerin sorunları bir türlü konuşulamıyor. Sizce bu neden kaynaklanıyor ya da bu bilinçli bir tercih sonucu mudur? Kürtlerin gerçek sorunlarının demokratik bir zeminde konuşulmasının önündeki engeller nelerdir?

Devletin güvenlik sorunu, Kürtlerin de özgürlük sorunu var; Kürtlerin alacağı çok olduğu için devletin kasası karşılayamaz gibi bir algı var; haliyle taksitle vermeye başlarsak sonu gelmez düşüncesinden hareketle en tabii hak olan Anadilde Eğitim bile verilebilmiş değildir.

Devletin manipülasyon kabiliyeti fazla olduğundan, güvenlik ve terör bahanesine sığınarak Kürtlerin meşru haklarının konuşulmasını her daim öteliyor; bir istisnası Çözüm Sürecidir ki o da sabote edildi.

Kürd tarafında da muhataplık konusunda güçlü bir ittifak yok, (siyasi, ideolojik ve askeri vesayetten kaynaklı)  tekel durumu söz konusu. Bunun HDP’yi de ilgilendiren yönü var; HDP doğrudan sorumlusu değil ama muhatabıdır.

Kürtlerin ulusal birliği konusunda son süreçte bahsi geçen anlaşma çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki Kürtlerin yarısı HDP yelpazesinde kümelendiği için avantajlı, diğerleri AKP, Gelecek Partisi , DEVA Partisi, CHP, MHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Hüda Par’da dağınık,  ortak çatı veya şemsiyeden yoksun olduğu için fazla ağırlık yapamıyorlar; yüzey genişledikçe basınç azalır kuralı da bunu doğruluyor.

AK Parti’den ayrılan kadrolar Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’ni kurdular. Davutoğlu ve Babacan’ın kurmuş olduğu partilerin Kürt sorununa bakışını ve Bölgede karşılıklarının olup olmadığı konusunda neler söylemek istersiniz?

Sıdkı Zilan:Twitter hesabımdan bir anket yaptım, takipçilerimin kahir ekseriyeti Kürd ve 6 bin gibi anlamlı bir katılım oldu; yaptığım değerlendirme; darasını da düştükten sonra, Diyarbekir’de HDP  %77, Deva %13.6, Gelecek % 3.2, AKP % 6.1 dolayında gözüküyor. AKP’nin yarısı DEVA’ya kaymış gibi. HDP yerinde duruyor.

Zaman zaman erken seçim tartışmaları siyasetin gündemini meşgul ediyor. İktidarın mevcut toplumsal sorunlarla 2023’e kadar gidemeyeceği ve bir erken seçim kartını açacağı üzerine değerlendirmeler yapılıyor. Siz bir erken seçimi olası görüyor musunuz?

Hükümetin vereceği karara bağlı, AKP ve MHP avantajlı görürse seçimi erkene alır, görmezse almaz; ağanın keyfine kalmışız