image

PeyamaKurd - Netew Tv gündem özel programında Zeynep Cağer’in sorularını yanıtlayan Kürdistan Özgürlük  Partisi (PAK) Genel Başkanı Mustafa Özçelik, Kürtler arasındaki birliğin Kürdistani kesimler ile sağlanacağına dikkat çekerek, “Kürtlerin oyları ile Türkiye’ci siyaset yapılmaz. HDP izlediği yöntem ve misyon ile ne Türk nede Kürt partisidir” dedi. 

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) kendini nasıl tanımlıyor? 

PAK 18 Ekim 2014’te Diyarbakır’da geniş katılımlı bir kongre ile kuruluşunu ilan etti. Resmi kuruluşunu ise 11 Aralık 2014’te tamamladı. PAK,  kendisini özgürlükçü, milli, Kürdistani bir parti olarak tanımlıyor. Demokrat, liberal görüşlere sahip olan tüm milli demokrat insanların kadroların, halkımızın bütün dini etnik ve mezhepsel gruplarının, çıkarlarını bileşimlerini ifade edebilecek bir parti olarak tanımlıyor. PAK çok net bir ifade ile Kürdistan’a özgürlük ve Kürdistan’da özgürlük diyor.

PAK Kürt millet meselesinin Kürt milletinin kaderini tayin hakkı olduğunu programına yazmış. Federal, konfederal ve bağımsız çözümlerini programına koymuştur. Günümüz koşullarında iki parlamentolu, iki hükümetli, iki milletin eşitliğine dayalı bir federasyonu gündemleştiriyoruz. 

PAK ilk kurulduğu dönemde “Hemen şimdi Kürdistan” sloganı ile ortaya çıktı, o süreçten bu süreçte ne değişti?  

Kürdistan Özgürlük Partisi bir ekoldür. Biz kendimizi Kuzey Kürdistan’da kurulmuş herhangi bir parti veya örgütün devamcısı olarak tanımlamıyoruz. PAK ilk çıktığında Kürdistan isminin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasasına muhatap edilmesi, kanunlarına muhatap edilmesi zaten başlı başına bir adımdır. PAK’ın kendisi bir sivil itaatsizlik adımıdır. Bu çok çok önemlidir. Biz herhangi bir yasal prosedürü esas alarak değil. Yasaları da zorlayarak, bir fiili durum yaratmaya çalışıyoruz.  

PAK kuruluşundan bu yana kendi bütün parti içi yazışma ve hukukunda Kürtçeyi esas almıştır. PAK, kamuoyuna dönük açıklamalarında Kürtçeyi esas almıştır. Ama elbet siyasetin gereği olarak Türkçeyi de kullanıyoruz. PAK Kürtçenin  üç lehçesini de kullanan bir parti. 

PAK Kürdistan bayrağına sahip çıkıyor ve bütün etkinliklerinde Kürdistan bayrağını kullanan bir partidir. PAK siyaset tüzüğünde şunu diyor ‘Kuzey Kürdistan’da program ve tüzük olarak birbirine yakın olan partilerin birleşmeli, birleşemeyenler ittifak ve işbirliği içinde olmalılar. Bunu bile yapamayanlar hiç değilse düşmanlık etmemeli’ biz bu kültürün Kuzey Kürdistan’da egemen kılması için mücadele ediyoruz.

Son dönemde HDP’ye yönelik baskılar ve parlamento içinde yer alan 2 HDP’li vekilin vekilliklerinin düşürülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Biz açık bir şekilde bu durumu kınıyoruz. Seçmenin iradesinin yok sayılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz. Bu hangi partiden kim olursa olsun böyledir. Özgürlükleri ve millet iradesini ayaklar altına alan bir yaklaşım olarak görüyor ve bu durumu kınıyoruz. Siyasetten Kürtlere artık şu söyleniyor, diyorlar ki, sen parlamentoya da girsen de,  belediye de alsan  ben gerekirse bunu da yok sayarım diyor. Bu saldırılara verilecek en doğru cevap bütün değer ve kesimlerle bir program etrafında Kürdistani bir taraf olmaktır. O zaman iktidara kim gelirse gelsin  saldırılara bu boyutta maruz kalmayız diye düşünüyorum. 

Her zaman Kürtler için bütün yollar Kürdi kazanımları korumak için birliğe, birlikte hareket etmeye çıkıyor. Siz bunu nasıl yorumlarsınız? 

Kürdistani ve milli değerler üzerinde gelişecek bir el ele almayı beraber esas almalıyız. Bugün Kürtlerin milli ve demokratik potansiyelini Türkiyeli bir eksende eritmenin anlamı yoktur. Kürtlerin biz Türkiyeli partiyiz demeye gerek yoktu. Biz bir tarafız ama biz Türkiye’de de demokrasiden yana olalım, Türkiyeli taraflar işe diyalog içinde olalım ama biz kendimiz oranın içinde eritmeyelim. Bu söylemler ile kendi bir taraf olma gerçekliğimizi dejenere etmeyelim.

Kürtler ile birleşip Kürdistani kazanımları elde etmek yerine sizce Kürtler neden Türk soluna yaklaşıyor ve onlar ile bir  yol yürümeyi tercih ediyor?

Bizim Kürdistani bir taraf olarak şöyle bir çizgi çizmemiz gerek, bizim ülke ve millet gerçekliğimiz ile onlarla muhatap olmalıyız. Gidip onların içinde eriyerek değil. Ya da sözüm ona biz onlar adına Türkiyeli, Türkiyeci siyaset yaparak bir çözüm geliştiremeyiz. Zaten ne kimse buna inanıyor ne de toplumda bunun bir karşılığı vardır bunun. 

Türkiye toplumunda karşılığı olmayanlar ile milli ittifak veya bir parti oluşturarak Türkiyelik sağlanmaz. Bizim söylediğimiz şudur. Kürtler arası düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne de saygı duyularak Kürtler kendi içinde kendi millet ve ülke gerçekleri ile temsillerini yapsınlar, partilerini kursunlar ve bu partiler birlikte milli bir strateji etrafında bir araya gelip Türkiyeli kesimler ile diyalog ve işbirliği ve ittifak yapsınlar bizim doğru gördüğümüz şey bu. Mesela HDP gündeme. 

HDP’nin bir Türkiye olmadığı açıktır. Yani olamadığı açıktır. Kürtlerin oyları ile Türkiyeci bir siyaset yürütmektedir bu yanlıştır. Bunun Türk toplumunda da bir karşılığı yoktur. Oylarının yüzde 90’ı Kürt Kürdistan oylarıdır. HDP siyaseti ve izlediği yöntem ile ne Türkiye ne de Kürt partisidir.