image

PeyamaKurd - Türkiye’de seçimlere 2 hafta gibi bir süre kaldı. Bu çerçevede belediyelere aday gösteren tüm partiler, seçim çalışmalarına devam ediyor. Seçimde özellikle iktidarın kullandığı ‘millet ve zillet’ ittifakı, HDP’ye yönelik terör algısı, Türkiye’de Kürdistan mı var? Def olun Kürdistan’a gidin, HDP-CHP kol kola vb. retorikler göze çarpıyor. Bu sözlere binaen HDP’nin il binaları basılmakta, afişleri kaldırılmakta ve birçok yaptırım uygulanmakta. Kürt illerinde göze çarpan ise ‘HDP ve Kürt ittifakının’ birlik içinde Kürt siyaseti yürütmesi ve halkın bu ittifaka içten yaklaştığı. Seçimlere yönelik PeyamaKurd’e konuşan Gazeteci Mahmut Bozarslan, “Diyarbakır’da seçimin Kürtler için belediye hizmetlerinden öteye hesaplaşma gibi bir anlamı var. Bu iki taraflı bir hesaplaşma olacaktır. Kürtler hem devleti temsilen AKP ile hem de PKK’yi temsilen HDP ile hesaplaşacaktır” diyor.

Yerel seçimlere az bir süre kaldı. Kurdistan’ın kuzeyinde özelikle HDP, Kürt İttifakı ve AKP arasında büyük bir rekabetin yaşandığı göze çarpıyor. Sizce bu seçim Kürt halkı nezdinde nasıl bir önem taşıyor?

Seçimin Kürtler için belediye hizmetlerinden öteye hesaplaşma gibi bir anlamı var.  Bu iki taraflı bir hesaplaşma olacaktır. Kürtler hem devleti temsilen AKP ile hem de PKK’yi temsilen HDP ile hesaplaşacaktır. Tabi iki hesaplaşma aynı oranda olmayacaktır. HDP’ye verecekleri oylarla, AKP’den hesap soracaklar. HDP’ye vermeyecekleri oylarla (Ya sandığa gitmeyecekler ya da başka partiye oy verecekler) PKK’ye hesap soracaklar. Çünkü hendek olaylarının hesabı henüz ortada duruyor.  Hesaplaşmanın aynı oranda olamayacağını söyledik.

Kayyumların atanmasının ardından, Kürtlerin değerlerine yönelik uygulamaları, kayyumlar üzerinden AKP ile hesaplaşmanın istek ve boyutunu büyütüyor. Kayyumlar ne kadar hizmet etseler de, olumsuz uygulamalar nedeniyle Kürtler arasındaki algıda çok fazla değişiklik olmayacaktır. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP adaylarının seçilmesi halinde yeniden kayyum atanabileceğini söylese de, bunu çok karşılığı bulunmuyor. Hesaplaşma olacağı için, Kürtler adayın kim olduğuna bakmayacak. Öte yandan hendek meselesinden dolayı HDP’nin oylarında da bir miktar düşüş bekliyorum. Bu da Kürt cephesinin kendi içindeki hesaplaşması diyebiliriz.

Bilindiği üzere 1997-2016 yılları arasında Diyarbakır’ı Kürt kimliği ile hareket eden partiler yönetti. 2016’dan sonra ise hendek politikası gerekçe gösterilerek bazı Kürt şehirleri gibi Diyarbakır’a da kayyum atandı. Şehir seçmeninin kayyum ve öncesi belediye hizmetlerine bakışı politik bir bakışın dışına çıkabilir mi?

Ben politik bakışın dışına çıkacağını sanmıyorum. Elbette bu bütün seçmenler için yüzde yüz geçerlidir diyemeyiz. Mutlaka hizmeti de öne çıkaracaklar olacaktır elbette. Ama tablonun tamamına baktığınızda sonuca dramatik bir etki yapacak bir bakış değişikliği beklemiyorum açıkçası. Kayyumların hizmet yapmadığını söylemek mümkün değil. Bazı hizmetler yapıldı. Ancak yapanların kayyum olması ve seçilmiş iradenin zorla görevden alınması, tercihte etkili olacaktır.

Hendek politikası ve akabinde gelişen süreç bölge halkında nasıl bir etki yarattı? Halk nezdinde bu sürecin olumlu ve olumsuz etkileri nelerdi?

Bu sürecin halk üzerinde olumlu hiçbir etkisi yoktur, olamaz. Hendekler beraberinde, fiziki, ekonomik, psikolojik ve siyasi bir yıkım getirdi. Hendek sürecinin sonunda Kürtler bin bir güçlükle elde ettikleri kazanımlarının hepsini kaybettiler. Hendek süreci beraberinde büyük bir baskı getirdi.  Bütün kesimlerin sesi kesildi. PKK’nin hendekle attığı hatalı adıma devlet başka hatalarla yanıt verdi. Hal böyle olunca, Kürtler arada ezildi.  Kürt partileri siyasi alanın dışına itildi. Kürt sorununa çözüm umutları da hayal kırıklığına döndü. Belediyelere atanan kayyumların yaptığı hizmetleri sürecin olumlu etkisi sayışa bile, kayyumların geliş tarzı, hizmetlerin yapılış tarzı (iktidar olanaklarının sonuna kadar kullanılması, ihalelerin önemli bölümüne Kürt firmalarının alınmaması vs.) nedeniyle halk arasında karşılık bulmuyor.

Siz yıllardır bölgede gazetecilik yapıyorsunuz. Şimdiye kadar Diyarbakır’da seçilen belediye başkanları arasında en çok sevilen ve hizmetleri hala aranan bir isimden bahsedebilir miyiz?

Diyarbakır yıllarca ihmal edildiği içi yapılan her hizmet dikkat çekiyordu. İlk olarak 1994-99 yılları arasında görev yapan Ahmet Bilgin 12 Eylül sonrasında ilk kez radikal hizmetler getiren biriydi. Uzun süre adından söz ettirdi. Ancak 2000’li yıllarda ciddi alt yapı çalışmaları yapıldı. Benim aklımda kim kaldı derseniz, Osman Baydemir derim. Hem halk tarafından sevilen biriydi hem de onun döneminde içme suyu, yağmur suyu yeni yollar vs. yapıldı.

Son olarak özelde Diyarbakır, genelde (diğer Kürt illeri) Kürt seçmeninden seçim sonuçlarını etkileyecek bir sürpriz bekliyor musunuz?

Açıkçası hile yapılmazsa çok büyük değişiklik beklemiyorum. Ancak aldığım bazı duyumlara göre bazı yerlerde hile yapılma ihtimali çok yüksek. Buralarda sonuçlar beklendiği gibi çıkmayabilir.

 

* Mahmut Bozarslan, gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Kürdistan’ın güneyi, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı.