image

PeyamaKurd - Mezopotamya Siyasal ve Stratejik araştırmalar Merkezi Başkanı yazar ve şair Hasan Şerefoğlu, NETEW TV programında Zeynep Cager’in gündeme ilişkin sorularına yanıt verdi. 

Şair ve yazar Hasan Şerefoğlu, anadilde eğitim ve Kürtçe’nin resmi dil tartışmalarına yönelik değerlendirmesinde, Kürtlerin öne sürdüğü taleplerin insani ve gerekli olduğuna dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi: 

“Bu ülkede 20 bin Ermeni yaşıyor. Lozan’dan aldıkları haklar var. Ermeni hastaneleri kendi dillerini kullandıkları okulları, çeşitli kurumları var. 20 bin Ermeni’nin hakkı var ama Antepte, Urfa’da, Maraş’ta ve Kars’ta Ruslara Ermenilere ve İngilizlere karşı kurşun sıkan Kürtlerin anadilde eğitim hakkının olmaması büyük bir talihsizliktir. Bunu kendi toplumunuza da anlatamazsınız. 36 dilde İstanbul havalimanı tercüme hizmeti veriyor ama bu 36 dilin içerisinde Kürtçe yok.” 

MESAM nedir, faaliyetleri nelerdir, hangi çalışmaları yürütüyor? 

MESAM bir düşünce kuruluşudur, analizler yapar. Ülkede STK ve düşünce kurumu olarak faaliyet yürütür. Biz sivil bir STK’yız. Orta Doğu gibi karmaşık bir bölgede yaşıyoruz. Orta Doğu’da sorunlar bir dağ kadar büyük. MESAM; Kürt sorunu, bölgesel sorunlar, ümmet paradigması, ulus devletlere dair düşünceler üretiyor.  

Arz-ı Mevud kavramı nedir, bu konu hakkında neler söylersiniz? 

İsrailoğullarına Allah’ın vaat etmiş olduğu topraklar olarak biliniyor. Bu toprakların sınırı nerededir, bu vaat nedir, sınırları belli midir, bu sınırlarda Kürdistan coğrafyası var mıdır soruları gündemde. Sürekli olarak tartışılıyor, Kürdistan toprakları İsrailoğullarının Arz-ı Mevud denilen toprakları içerisindedir deniliyor. Bu tür yapılan bu vaadi gerçekleştirmek için yapılıyor denilerek bu şekilde lanse ediliyor. Bunu İslami ve seküler kesimler de yapıyor. 

Birkaç tane Arz-ı Mevud vardır. Bunlardan biri Hz. İbrahim’e vaat edilmiş topraklardır. Eski kutsal kitaplarında şöyle yazar, ‘Arap İbrahimle anlaştı ve şöyle dedi, Mısır ırmağından (Nil Nehri), büyük Fırat ırmağına ve Hitit ülkesine kadar olan toprakları senin soyuna vereceğim’ diye bir ayet geçmektedir. Buranın hududu Nil Nehri’nden büyük Fırat ırmağına kadar, Fırat’tan ise Hitit ülkesine kadar olan yeri kapsıyor. Hitit ülkesi ise Ankara ve civarıdır. 

Fırat ise, Cerablus’tan başlayıp Antakya ve Ankara’ya kadar olan bölgeyi kapsıyor. Bu topraklar İbrahim ve İbrahim’in çocuklarına vaat edilen topraklardır. Burada İbrahim’in diğer oğulları da dahildir. Yani sadece İsrailoğullarına değil, İsmail’in de oğullarına vaat edilmiştir. Burada Kürdistan Bölgesi topraklarının büyük bir kısmı girmiyor. 

İslamcı bazı kesimler, Arz-ı Mevud olayında Kürtlerin yaşadığı bölgeleri de kapsadığını bunun İsrail’in bir projesi olduğunu düşünüyor. Haritada böyle bir şey var mı? 

Bazı haritalarda Kürdistan Bölgesi’nin neredeyse tamamını kasıtlı olarak gösteriyorlar. Musa Peygambere vaat edilen topraklar, Şeria bölgesinden Akdeniz’e kadar olan bölgedir. Şeria’nın güneyine inildiğinde Sina bölgesine kadar ki bölgeyi kapsıyor. Burada Arz-ı Mevud olarak Musa Peygambere vaat edilen toprakları belirtilen haritanın tamamıdır. Golan Tepeleri ise Arz-ı Mevud’un içerisine girmiyor. Ama İsrail orayı işgal etti. Neden, çünkü orası su kaynaklarıdır ve İsrail için hayati öneme sahip. Golan’ın bile olmadığı haritada Erbil, Diyarbakır, Van bölgesi giremez. En geniş olan Arz-ı Mevud toprağı Cerablus’a kadar olan bölgedir.  

‘İslam Kürtleri mahrum bıraktı’ söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Kürtler ariel sınıflı bir toplumdur. Nasuriler, Süryaniler, Asuriler, Keldaniler bölgemizin en eğitimli, ticarette ve her alan bizden daha iyi gelişmiş bir toplumdu. Ama biz Araplardan sonra İslam’ı ilk kabul eden toplum olmamız hesabıyla kısa bir sürede bütün bu toplumlara hiç zor kullanmadan, hiç emperyalist duygular içerisine girmeden galebe çaldık. Bu insanlarla cazibe merkezi haline geldik. Bu insanlar gönüllü bir şekilde Kürtlerin içerisinde kendilerini ifade ediyorlar. 

Diyarbakır bir Kürt kenti değildi, Batman çayının ötesinde Kürtler yoktu. Diyarbakır merkezi Hristiyan, Ermeni ve diğer toplumların elindeydi. Ama İslam, Kürtleri hem bölgenin en medeni insanları haline getirdi, hem de Kürt coğrafyasını 3 kat büyüttü. Siyaseten toplumlara yön veren kişiler medrese kökenli Kürtlerden oluşuyor. Seküler olan bu arkadaşların iddiası gerçekten üzülerek söylüyorum yanlış bir şeydir. İslam bize ne getirdi diyorlar. Kürtlere saldıran, Kürtleri mahrum bırakanlar İslamcı mıydı. Örneğin Baas rejimi İslamcı bir parti miydi. Kemalistler İslamcı mıydı. İran İslamcı mıydı. Bunlar İslam’dan referans alınan seküler yapılardı.  

HezKurd’ın çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? 

HezKurd’un çok insani talepleri var. Kürtçe’nin ana dilde eğitim hakkını elde etmek istiyorlar, Kürtçenin ilerde resmi dil olmasını talep ediyorlar ve Kürt lehçelerini bir birini anlayacak seviyeye gelmesi için çeşitli kültürel çalışmaların yapılmasını talep ediyorlar ve bu konuda adımlar atıyorlar. 

Bu ülkede 20 bin Ermeni yaşıyor. Lozan’dan aldıkları haklar var. Ermeni hastaneleri kendi dillerini kullandıkları okulları, çeşitli kurumları var. 20 bin Ermeni’nin hakkı var ama Antepte, Urfa’da, Maraş’ta ve Kars’ta Ruslara Ermenilere ve İngilizlere karşı kurşun sıkan Kürtlerin anadilde eğitim hakkının olmaması büyük bir talihsizliktir. Bunu kendi toplumunuza da anlatamazsınız. 36 dilde İstanbul havalimanı tercüme hizmeti veriyor ama bu 36 dilin içerisinde Kürtler yok. Ya bu ülkede 2011 yılında nüfusun yüzde 40’ını, 2030 yılında yüzde 50’sini geçireceğine dair Milli Güvenlik Kurulu’nun Kürtler toplumun yarısı geçecek denilen bir rapor var ortada. Ama hala bu sorun haline getiriliyor. HezKurd’un bu konudaki çalışmaları çok faydalıdır. 

Kürtler için Devlet mi Ümmet mi? Bu iki kavram arasında kalırsak sizce hangisi seçmeliyiz? 

Kürtler Orta Doğu’nun en ümmetçi toplumudur, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ama bunu Kürtlerin insani talepleri karşısında örseleme olarak ele almasın. Devlet olan sizsiniz. Ulus olan sizsiniz, milliyetçi olan sizsiniz. Siz bu yapılardan vazgeçin Kürtlerin bir talebi olmayacaktır. Ama siz ulus kavramından vazgeçmeyeceksiniz. Siz vatan, millet, bayrak kavramları üzerinde toplumu kutuplaştırmaya devam edeceksiniz. 

Önce ümmet nedir bunu bilmek lazım. Ümmet, Müslümanların birlikte oluşturacakları siyasi bir toplumdur. Bu siyasi toplum içerisinde elbette Kürtler de olacak. Bir Türk Türkçe okuyacak, bir Arap Arapça okuyacak, bir Kürt ise Kürtçe okuyacak. Ümmet bunu önüne geçmiyor. Ümmet olarak siz bunu yapmayın biz Müslüman kardeşiz diyeceksiniz, elbette ama önce siz bunu düzeltin.

Ümmet de Avrupa gibi bir devletler topluluğudur. Ama Alman Alman’dır, Fransız Fransız'dır, İngiliz İngiliz'dir. Afgan Afganistan olacak, Türk Türkiye olacak, Kürt Kürdistan olacak, ümmet bunu inkar etmiyor ki.