image

PeyamaKurd - Röportaj Zerrin EFE

 

İngiltere Parlamentosu’ndaki tüm partilerin milletvekillerinden oluşan Kürdistan Partiler Üstü Meclis Grubu (APPG Kürdistan) Başkanı Jack Lopresti, Bağdat yönetiminin anayasadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Kürtler için bağımsızlığın tekrar gündeme gelmesi gerektiğini söyledi.

Kürdistan halkına ve bağımsızlık mücadelesine desteği ile tanınan İngiliz parlamenter, referandumun sonuçları ve ülkesinin Kürdistan siyasetine yönelik sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle Kürdistan’da 25 Eylül’de düzenlenen bağımsızlık referandumu ve sonuçları açısından İngiltere’nin pozisyonunu değerlendirebilir misiniz?

İngiltere uzun zamandır Irak’ın birliğinin devamını savunuyor. Ancak benim duruşum farklıydı. Ben Kürtlerin self determinasyon hakkını savundum ve referandumu gözlemlemenin gururunu yaşadım. Ancak sıklıkla ifade edilen ve Bağdat’la tartışmalı iç sınırlar ve bağımsızlık müzakereleri içinsağduyuluisteklerini de memnuniyetle karşıladım.

“Kürtlerin Irak’tan ayrılma isteği sonsuza kadar göz ardı edilemez”

Referandumun sonuçlarını “Kürt sorunu” bağlamında nasıl görüyorsunuz?

Sonuçlar resmi olarak iptal edilsin ya da edilmesin, dünya Kürtlerin çoğunluğunun Irak’tan ayrılmak istediğinin farkında ve bu istek sonsuza kadar göz ardı edilemez, edilmemeli. Ayrıca Kürtlerin, Erbil ile Bağdat arasında yeni ve daha iyi bir ilişki için müzakere isteğine işaret eden bu barışçıl referanduma karşılık acımasız, şiddetli ve gereksiz tepki veren Bağdat’tan neden ayrılmak istediğini, giderek da daha fazla insanın anlayacağınıdüşünüyorum. Sayın Mesrur Barzani’nin geçtiğimiz Eylül ayında bize deifade ettiği gibi Irak "Kürt sorununu" ortadan kaldırabilir ve iyi bir komşu kazanabilirdi.

Çoğu kişiye göre İngiltere ve diğer Batılı ülkeler bağımsız bir Kürdistan’a doğrudan destek vermedi ve Kürtler referandumun hemen ardından bağımsızlık mücadelelerinde yalnız bırakıldı. İngiltere neden Kürdistan referandumunu desteklemedi?  

İngiltere uzun zamandan bu yana, Irak’ın çoklu etnik yapısını koruyan ve Şii ve Sünniler arasında bir denge rolü olan Kürtlerin varlığından Irak’ın faydalanmasını temel alan bir Irak politikasını destekliyor. Batı ülkeleri dereferandumun IŞİD’e karşı mücadelede domino etkisi yaratmasından çekiniyordu. Mevcut egemen devletlerin desteklenmesi, geleneksel uluslararası ilişkiler doktrininin bir parçasıdır, ancak BM sözleşmeleri de halkların kendi kaderlerini tayin hakkını desteklemektedir. Eğer Bağdat Kürtlere eşit muamele etme konusunda isteksizse,Kürtlerin de devlet arzularını ortaya koymaları ve bu yolda başka ülkelerin desteğini alma hakları vardır.

Biz sizin Kürtlerin bağımsızlığına olan desteğinizi biliyoruz. Kürt yetkililerle de yakın ilişki içerisindesiniz. Referandumun Kürdistan bağımsızlığına olan etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben kendimi bütün Kürtlerin bir dostu olarak görüyorum ve İngiltere Partiler Üstü Parlamento Grubu (APPG), tüm partiler ve diğer gruplarla iyi ilişkiler arayışı içerisindedir. Kürdistan'daki kriz, ekonomide sanayi kadar örneğin tarım ve turizmde ilerleme sağlayacak reformlar yapılmasını gerektiriyor.Devlet çok büyük bir işveren ve daha fazla küçük işletmenin ortaya çıkması, serbest girişimin potansiyelini açığa çıkarabilir. Petrol gelirleri düştü ancak yeni gelir kaynakları Kürdistan’ı petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan ya da Bağdat’ın Kürtlerin hakkı olan bütçe ödemelerini gerçekleştirmemesinden kaynaklanan dış şoklardan daha iyi koruyabilir. Biliyorum, bu kolay olmayacak. Ancak bu reformlar,tüm Kürtlerin Kürdistan’ın ortak zenginliklerinden faydalanabilmesi için, su ve elektrik gibi değerli kaynaklaradaha fazla önem verilmesini ve adil bir vergi sisteminin kurulmasınıda içermelidir.

“Devletleşme, merkezi hükümetin işbirliği ile hayata geçirilmeli”

Sizce Kürt Halkı bağımsız bir ülke umudunu korumalı mı?  

Irak'taki yaşayan Kürtler görüşlerini açıkça ortaya koydu ve kendi kaderlerini tayin hakkını ellerinde bulunduruyorlar, ancak şu anda öncelik Irak anayasasındaki haklarının korunmasıdır. Açıkçası benim görüşüm şu; eğer anayasa hükümleri doğru bir şekilde ve eksiksiz uygulansaydı bu referandum olmazdı. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, Kürtleretraflarının kara ile çevrili olmasısebebiyle zayıf bir konumdalar ve devletleşme Kürt yönetiminin de uzun zamandır ifade ettiği gibi, merkezi hükümetin iş birliği ile hayata geçirilmeli- örneğin İskoçya'da olduğu gibi. ABD ve İngiltere krizin aşılması için Bağdat’la alternatif bir yol haritası müzakere etti. Bu yol prensipte Bağdat’ın iyi niyetle hareket etmemesi durumunda, ileride yeni bir referandum yapılmasını öngörüyordu. ABD’nin bu seçeneği masadan kaldırdığını biliyorum, ancak bunun son söz olmaması gerektiğini düşünüyorum. Eğer Bağdat, anayasayı uygulama konusunda, özellikle gelir paylaşımı formülüne saygı göstermeyerekkaynaklarını sadece belirli bölgelere aktarmak yerineIrak’ın toplam gelirlerinin yüzde 17’sini Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne tahsis etmek konusunda yükümlülüklerini yerine getirmezse ve tartışmalı bölgelerin statülerinin bu şekilde çözümlenmesi için harekete geçerse,devletleşme bir çözüm olarak tekrar gündeme gelmelidir.

“Kürtlerin daha fazlasını hak ettiklerini Bağdat’a anlatacak dostlara ihtiyacı var”

Referandum sonrasında İngiltere’nin Kürdistan politikasında değişikler oldu mu?

İngiltere’nin politikası aynı, ancak Başbakan TheresaMay’in Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı ve yardımcısını Londra’ya davet etmesinden son derece memnunum. Bu ziyaret belki bu ay gerçekleşir.Fransa, Almanya, ABD ve İngiltere’den Erbil ile Bağdat arasında anlamlı bir diyaloğun başlatılması için artan bir baskı var.

Bağdat'ın son yılların IŞİD felaketinin ardından Irak'ı yeniden inşa etmek ve seçim kazanmak uğruna Kürtlere karşı ortak cezalandırma politikasının en iyi yol olduğunu düşünmesi sebebiyle hayal kırıklığına uğramış durumdayım.Kürtlerin, on yıllarca süren diktatörlüğün ardından Irak'ı yeniden inşa etmek için yaptıkları ve IŞİD’e karşı cesur direnişleri sebebiyle, kendilerine verilenden daha fazlasını hak ettiğini Bağdat’a anlatabilecek dostlara ihtiyacı var.