image

PeyamaKurd - Avukat ve eski milletvekili Hasip Kaplan hakkında katılmadığı bir basın açıklamasında yer aldığı gerekçesiyle “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlarından kırmızı bültenle yakalama kararı çıkarıldı. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi, katılmadığı bir basın açıklaması nedeniyle "örgüt propagandası" ve örgüt üyeliği" suçlamalarıyla yargılanan eski milletvekili Hasip Kaplan hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı verdi. Hasip Kaplan, hakkında çıkarılan kararı ve Kürt siyaseti üzerindeki baskıları PeyamaKurd’e değerlendirdi.

14 yıl sonra yaşanan bu hukuksuzluğa karşı, 40 yıllık bir hukukçu olarak elbette hukuk mücadelesi vereceğim diyen Kaplan, “Siyasallaşan yargıda, hukuka aykırı hareket edenlerin hepsinden meşru ve yasal yollarla hesap soracağım” diyor.

2008’de yaptığınız bir açıklamadan dolayı hakkınızda ‘kırmızı bülten’ ile arama çıkarıldı. 12 yıl önceki bir açıklamanın üstelikte kırmızı bülten şeklinde bir aramaya dönüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokratik Toplum Partisi (DTP) Şırnak milletvekili olduğum 2008 yılında, devlet ile PKK arasında şiddetli çatışmalar sürüyordu. Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Merkezi de silahların susması ve barışın sağlanması için bir karar almış buna göre 5 Şubat 2008 tarihinde Cizre/Kasrik Boğazında bir gece çadır kuracaktık. 6 Şubat günü de basın açıklaması yapıp eylemi sonlandıracaktık. Eylemi Genel Merkezimiz İçişleri Bakanlığına bildirmişti. Eyleme binlerce araç, on binlerce kişi katılacaktı.

O tarihlerde Şırnak valisi olan Ali Yerlikaya (Şimdi İstanbul Valisi) Emniyet Müdürü ve Jandarma Alay Komutanıyla, yanımızda yirmiden fazla basın mensubu ile Kasrik Boğazına birlikte gittik. Çadır kurulacak yerleri, araçların park edeceği alanı, parti görevlilerinin güvenliğinin sağlamasını konuştuk. Fakat 6 Şubat 2008 günü, Meclis Genel Kurulu’nda başörtüsü yasağının kalkmasıyla ilgili görüşmelerde milletvekili olduğum Demokratik Toplum Partisi (DTP) adına konuşmacıydım.  O yüzden 5 Şubat akşamı Ankara’ya dönmek zorunda kaldım. 

Yani hakkımda davaya sebep olan Kasrik eyleminde 5 Şubat gecesi bulunamadım, 6 Şubat günkü basın açıklamasına da katılamadım. 2015 seçimlerinde iki dönem kuralı gereği aday olmadım. Dokunulmazlığım kalkınca hakkımda yüze yakın fezleke mahkemelere gönderildi. Hakkımda onlarca dava açıldı. Bunlardan biriside Kasrik eylemiydi.

Bana “izinsiz gösteri”, “terör örgütü propagandası”, “örgüte üyelik” gibi suçlamalar yöneltildi. İstanbul’da talimatla ifadem alındı. Meclis tutanaklarını sundum ve o tarihlerde Ankara’da olduğumu ispatladım. Avukatlarımda gerekli itirazları yaptılar. Cizre 2.Ağır ceza Mahkemesine yeni bir heyet atanmıştı. İlk yaptıkları iş ‘’Yakalama kararı ve Kırmız Bülten Çıkartma ‘’ kararı oldu.

Oysa 3.Yargı paketinde 6352 sayılı kanun ile bu suçlar ‘’Erteleme’’ kapsamındaydı.  4.Yargı paketi olan 6459 s.k.ifade özgürlüğü suçlarında ve TCK 220.Madde ile ilgili değişiklikler yapıldı. Buna göre de dava açılmaması gerekiyordu. Maalesef yeni heyet Kırmızı Bültenle yetinmedi. Daha önce TCK 220/6 maddeden aldığım ve kesinleşen ceza nedeniyle, avukatlarımın yaptığı itiraz sonucu kararın kesinleşmesi kaldırıldı, infaz durduruldu. Ancak Daha önceki heyetin vermediği yeni bir karar verildi. Yurt dışında olmama rağmen, avukatlarım istinabe ile ifade alınması talebinde bulunmasına rağmen hakkımda mahkeme ‘’Yurt Dışına Çıkma Yasağı’’ kararı verdi. Eşimin pasaportuna 10 Aralıkta İstanbul Havalimanında el konuldu ve iptal edildi.

14 yıl sonra yaşanan bu hukuksuzluğa karşı, 40 yıllık bir hukukçu olarak elbette hukuk mücadelesi vereceğim. Siyasallaşan yargıda, hukuka aykırı hareket edenlerin hepsinden meşru ve yasal yollarla hesap soracağım.

Her geçen gün bir başka HDP Belediyesine kayyımlar atanıyor. Kürt halkının iradesinin artık gizlenmeden yok sayıldığı iktidarda ‘Teröre destek verdikleri için kayyım atanıyor’ onlar için joker bir söz mü?

7 Haziran 2015 seçimlerinde Hakların Demokratik Partisinin (HDP), seçimlerden başarıyla çıkması ve 80 milletvekili kazanması ile AKP Meclis çoğunluğunu kaybetti. Bunun üzerine Erdoğan seçimlerin iptaline ve 1 Kasım’da yeniden seçimlere gidilmesine karar verdi.  AKP Hükümeti bu arada terörle mücadele adı altında terör estirmeye, HDP’yi  kriminalize ederek seçim barajı altına bırakmaya oradan 70 beleş milletvekili kazanma planları yaptı. Halk buna izin vermedi 6 milyondan fazla seçmen HDP’ye oy vererek Meclise 3.parti olarak girmesini sağlamıştı.

Yaşananlardan sonra AKP, Belediye Eş Başkanlarını görevden almaya, tutuklamaya ve kayyım atamaya başladı. Özellikle 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe kalkışmasını bahane ederek, Olağan Üstü Hal (OHAL), ilan etti ve çıkardığı KHK’larla muhalif binlerce kişiyi görevden attı. Son seçimlerde de HDP’nin başarısını hazmedemedi ve seçilen belediye başkanlarını görevden alıp, kayyım atarken, dokunulmazlıkları kaldırıp başta eş başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ı ve 10’a aşkın milletvekilini tutukladılar. Siyasi talimatlarla otuza yakın milletvekiline hukuksuzca cezalar verildi. Çoğu yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Kürt halkının iradesini gasp eden, hukuksuzca davranan AKP+MHP İttifakı tüm Kürtleri terörist ilan ederek, Kürt düşmanlığına başladılar.

Rojava’ya operasyon düzenledikten sonra Kürtler arasında beklenmedik bir ‘Birlik imgesi’ cereyan etti. Rojhilat, Başur ve Rojava’da protestolar düzenlenirken, Bakur sessiz kaldı. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu iktidarın halkı korkutma politikasından mı kaynaklanıyor? Velev ki öyle Rojhilat’ta şartlar Bakur’a göre daha ağır?

Rojava’daki Kobani direnişi ile terör örgütü İŞİD’in yenilmesini hazmedemeyen iktidar, Rojava’daki Kürt halkının bir statüye kavuşmaması için, Suriye Kürtlerini terörist ilan etti. Daha önce ayısını Başur da yapmış, Başur Kürdistan’ında referanduma karşı çıkmışlardı. BM, Avrupa ve NATO toplantılarında bu itirazları itibar görmedi.

Orta Doğu'da 50 milyon devletsiz Kürt yaşıyor Dört parçada red inkar asimilasyon sürüyor. Dünyada 242 devlet var, bunların 197’i resmen tanınıyor. Kürtler 212 devletten daha büyük bir nüfusa sahip. Kürt halkı savaş işgal ve sömürüye karşı tek çıkış yolunun ‘’Birlikten’ geçtiğini görüyor. Bu konuda önemli adımlar atılıyor.

Bakur’da muhalif olan herkes ve özellikle siyasi partiler acımasızca baskı ve operasyon çemberine alındı. Sivil Toplum Örgütleri (STK)’lar kapatıldı. OHAL rejimi ve KHK’larla adeta Devlet Terörü estirildi. ’’Parti Devlet Terörü’’ yaygın ve sistematik işkenceye dönüştürüldü. Cezaevlerinde işkence arttırıldı. Her gün ölüm haberleri alınıyor. Şehir yasaklarında Sur, Nusaybin, Cizre, Silopi, İdil, Şırnak, Yüksekova yakıldı, yıkıldı katliamlar yapıldı. İnsanlığa karşı korkunç suçlar işlendi. En ufak basın açıklamasına dahi izin verilmiyor.

Açlık grevlerinde tülbentli analara karşı saldırılar dehşet boyutundaydı. HDP Milletvekillerinin açıklamalarına halkın katılmasına izin verilmiyor. Kadın milletvekillerini yüzlerce polis kalkanlarıyla çembere alınıyor, engelleniyor. Bugün itibariyle HDP’nin 16 bin üye ve yöneticisi soruşturmalardan geçti. Yine de Newroz meydanlarında Bakur Kürdistan’ında halk kayyımlara, tutuklamalara haksız cezalara zulüme karşı sesini yükseltti yükseltiyor. Rojava ile dayanışmasını tüm zorluklara rağmen içerde ve dışarda sürdürüyor. Yeri ve zamanı gelince halkın özgürlük mücadelesi önünde hiç bir güç duramaz.

Son olarak, Davutoğlu’nun partisi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Babacan’ın partisi de geliyor. Sizce Kürtler’den destek alabilirler mi? Bu noktada Kürtler nasıl hareket etmeli? Veya bir erken seçim olabilir mi?

AKP’den her kopuş sonunu yaklaştırıyor. Davutoğlu’da partisi de şehir yasaklarında ve katliamlarda baş sorumlulardandır. Kürt halkına karşı insanlık suçu işlediler. Babacan ve kuracağı parti programını, kurucularını görmeden yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Ancak; AKP den ayrılıp parti kuranlar işlenen insanlığa karşı suçlarda AKP+MHP iktidarının suç ortakları şerikleridir. Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılırken, vekiller tutuklanırken, kayyımlar atanırken ses vermeyenler, susanların Kürt halkına karşı  özür borçları vardır.

Kürt halkıyla yüzleşmeden, savaşa işgale zulme karşı çıkmadan, asla Kürt halkı nezdinde zerre kadar yer edinemeyeceklerdir.