image

PeyamaKurd - Uluslararası İlişkiler uzmanı Dr. Arzu Yılmaz, "Afrin'de yaşananlar ile Federal Kürdistan'da referandum sonrası gerçekleşenleri bir birinden ayırmıyorum.

Kerkük’te olan ne ise Afrin’de olan da onun devamıdır” dedi.

Uluslararası İlişkiler uzmanı akademisyen Dr. Arzu Yılmaz, Suriye ordusuna bağlı güçlerin Afrin’e gelmesine ve bölgede yaşanan gelişmelere dair Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. 

Kürt güçlerinin Suriye rejimi ile kurmak istediği ilişkiye Rusya'nın "taş koyduğunu" söyleyen Yılmaz, şöyle değerlendirdi: “Esad ile YPG arasındaki diyalogların bir sonuca varamamasının en büyük nedeni Rusya’nın buna olur vermemesidir. Öyle anlaşılıyor ki, Rusya, Türkiye’yi Esad rejimi ile doğrudan muhatap edip, temasa geçirmek istiyor. Ve bu süreci de Esad rejimi ile Türkiye’yi aynı masaya getirmenin bir fırsatı olarak değerlendiriyor.”

"Esad ile Türkiye yan yana gelir mi" sorusuna karşılık Yılmaz, şöyle dedi: “Buna Esad tarafı mı ayak diredi yoksa Erdoğan tarafı mı henüz çözebilmiş değilim. Esad tarafından yapılan konuşmalara bakıldığında onlar Türkiye’nin işgalci olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla Esad tarafının yaptığı açıklamalara bakarsak buna Esad tarafının Afrin’de Türkiye'yle doğrudan bir işbirliğine yanaşmadığı düşünülebilir. Ama diğer tarafta da ortaya çıkan bir gerçek var; Esad, Rusya’nın oluru olmadan hareket edemiyor. Ama Esad rejimi Türkiye’yi bir işgalci güç olarak tanımlıyor. Tüm bunlarla beraber ortaya çıkan şu ki; Afrin sürecinde Rusya’nın zorlamasına rağmen Türkiye ile Esad rejiminin bir araya gelmemesinin nedeni, Esad rejiminin Türkiye’nin samimiyetine inanmaması ve işgalci güç olarak görmesidir."

Dr. Arzu Yılmaz, Afrin’e gelen Ulusal Savunma Güçleri (NDF) isimli grupların İran’ın etkisinin olduğunu belirtti. Söz konusu güçlerin Rusya’ya rağmen Afrin’e geldiğini söyleyen Yılmaz, “Suriye ordusunun Afrin’e girme durumu gerçekleşmeyince, bu fırsattan yararlanıp ilerlemeyi hedefine koyan İran, Türkiye’ye karşı en mümkün ve acil olan imkânı değerlendirdi ve milis güçlerini Afrin’e soktu. Bu da Kürt hareketi ile İran’ın anlaşması gibi bir sonuç doğuruyor” dedi.

NDF'nin Afrin'e gelmesi ile Erdoğan'ın "Şehir merkezini kuşatacağız" açıklamalarının aynı anda yapılmasına işaret eden Yılmaz, "Bu saatten sonra Afrin’in merkezine yapılacak ve Türkiye’nin operasyonu ilerletmesine dönük herhangi bir hamlesi, İran ile Türkiye’yi doğrudan karşı karşıya getirir. Sonuç olarak ya NATO desteği ya da Rusya’nın onayı dışında bir hareket, Türkiye-İran çatışmasına döner. Türkiye ancak ABD ile tam bir mutabakat sağlaması halinde Afrin'e girebilir. Bu da bu koşullarda çok zor” yorumunda bulundu.

Yılmaz, Kürtlerin DAİŞ’e karşı verdikleri savaş sürecinde askeri ve siyasi olarak kendilerine geniş alanlar oluşturduklarına dikkat çekti. Kürtlerin uluslararası ve bölgesel güçler tarafından ulusal sınırlara itilmek istendiği belirten Yılmaz, DAİŞ ile savaş bittikten sonra Kürtlerin kontrol ettiği topraklar üzerinde uluslararası güçlerin Kürtler aleyhine bir mutabakat içerisinde olduklarının açıkça göründüğü söyledi. Yılmaz, "Ben bugün Afrin'de yaşananlar ile Federal Kürdistan Bölgesi’nde gerçekleşen referandum sonrası Kerkük’te yaşananları bir birinden ayırmıyorum. Kerkük’te olan ne ise Afrin’de olan da onun devamıdır” diye ekledi.