image

PeyamaKurd - Röportaj Zerrin EFE

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Çoşkun, Kürdistan’da Pazartesi günü yapılacakbağımsızlık referandumu öncesinde “Bütün geri adım attırma çabalarına rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi referandumu yapma konusunda iradesini koruyor” diye konuştu.

‘Kürdistan bağımsızlık referandumunun yıllardır sürekli olarak gündeme geldiğini, fakat tam anlamıyla yapılamayan bir arzu olduğunu’ ifade eden Doç Dr Vahap Coşkun,referandum kararının, daha öncekilerde görülmemiş bir iradeyle savunulduğuna dikkat çekti.

Kürtler için tarihi güne yaklaşırkenVahap Coşkun sorularımızı yanıtladı. n hukuki yansımaları üzerine çalışmaları bulunuyor.

Kürdistan’da Pazartesi günü halk bağımsızlık referandumunu oylayacak. Siz bu referandumu nasıl yorumluyorsunuz?

Referandum Kürdistan içinyeni bir tartışma konusu değil. Aslında 2003'ten beri sürekli olarak bir şekilde gündeme gelen, ama malesef tam anlamıyla yapılamayan bir arzu, bir istek.2005 yılında sivil toplumun öncülük ettiği, gayri resmi bir referandum yapılmıştı ve yüzde 90'ın üzerinde ‘evet’ oyu çıkmıştı. 2014'te de tekrar Kürdistan Bölgesinde bir referandum yapma konusunda çok ciddi bir irade gösterdi. Ama o dönemde de IŞİD Kürdistan'a saldırdı. Dolayısıyla Kürdistan bir varlık-yokluk savaşı içerisine girdi ve elbette referandum tekrar rafa kaldırıldı. Şimdiyse 2017'de Haziran ayında referandum karar alındı ve şu anda bu karar daha öncekilerde görülmemiş bir iradeyle savunuluyor. Bütün geri adım attırma çabalarına rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi referandumu yapma konusunda iradesini koruyor. Tabi Ortadoğu'da 24 saat bile çok uzun bir süre, muhtelemen şu anda da pazarlıklar devam ediyordur. Ama çok büyük bir değişiklik olmazsa Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) 25 Eylül'de referandumu gerçekleştirecek. Bu tabiki hem Kürtler açısından hem de bölge açısından son derece önemli bir olay.

Sizce referandumun ardından bölgedeki dengeler nasıl değişecek? Bağdat ile Kürt Yönetimi arasındaki ilişkiler nasıl gelişir? Türkiye yaptırım uygulamaktan söz ediyor, sizce uygular mı? İran yine düşmanca bir tavır içerisinde, bu tavrını korur mu?

Bağdat’la Erbil arasındaki ilişkilerde iki senaryo var. Bir tanesi Erbil'in arzu ettiği, iyi senaryodur. Gerek Başkan Barzani, gerekse diğer Kürt yöneticiler sürekli olarak referandum yapıldıktan sonra Bağdat’la müzakere edeceklerini, bu ayrılmanın dostane bir ayrılma olmasını arzuladıklarını ifade ediyorlar. Müzakere edilecek üç önemli konu var: Sınırlar, petrol gelirlerinin paylaşımı ve suyun paylaşımı. Ama diğer tarafta bir de kötü bir senaryo var. Eğer başta Irak Merkezi Hükümeti olmak üzere diğer ülkelerden, örneğin İran'dan veya Türkiye'den de bir askeri müdahale olursa, Erbil Yönetimi bu askeri müdahale karşısında da kendilerini savunacaklarını ifade ediyor. Ben, iki ülke açısından meseleye baktığımda şöyle görüyorum:

Türkiye'nin diplomatik, sembolik ve ekonomik açıdan yapabileceği birçok yaptırım var elbette.Yani Kürdistan Yönetimi ile ilişkilerini kesebilir, Erbil Başkonsolosluğunu kapatabilir,başkonsolosu geri çekebilir, petrol akışını durdurabilir veya Habur sınır kapısını kapatabilir. Diğer taraftan, bütün bunların ötesinde tabiki bir askeri müdahaleyi yapmasını isteyen kesimler de varTürkiye'de. Ben askeri müdahale seçeneğinin hem ülke içi denegeler hem de dışarıdaki dengeler açısından çok zor olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu tür yaptırımlara gitmenin Türkiye açısından doğru bir siyaset olmadığını düşünüyorum. Tam aksine Türkiye şu ana kadar Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile kurmuş olduğu sağlıklı ilişkiyi daha öteye taşıyacak bir siyaset izlemesi gerekiyor.

İran açısından ise birkaç seçenek var. İran, ilişkide olduğu partiler aracılığıyla Erbil Yönetimi'ni sıkıştırma yoluna gidebilir. Yani daha etkili olduğu Komel, Goran veya PKK gibi partileri daha mobilize ederek yönetimi sıkıntıya sokabilir. Asıl tehlike ise İran'ın Haşdi Şabi'yi kullanarak Kürdistan  Yönetimine yönelik bir eylem içerisine girmesi. Nitekim son günlerde Haşdi Şabi birliklerinin Kerkük'e doğru hareket ettiğine dair haberlermedyaya yansıyor. Bir de İran kendisi bir takım engellemelere gidebilir. Geçenlerde bir İranlı yönetici açıklamasında ‘bağımsızlık halinde kapıyı kapatacaklarını’ ifade etmişti. Diğer taraftan Kürdistan'a gelen su kaynaklarının kullanılmasını engelleyebilir.

Ancak şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor tabi. Bölgede dengeler çok hızlı değişiyor. Eğer bu referandum başarılı bir şekilde gerçekleştirilir ve ondan sonraki süreç iyi yönetilirse, bu ülkelerin hepsinin tavrı da değişebilir. Şu andaki pozisyonlarından daha dostane bir pozisyon alabilirler.

“hayır cephesini oluşturan partilerin yöneticileri ile tabanı arasında bir farklılaşma yaşanacak”

 

Referandum Kürdistan siyasetindeki iç dengeleri nasıl değiştirir?Örneğin Goran temsilcilerinin referandum karşıtı duruşları kendi tabanlarında da karşılık bulmadı diyebiliriz.. Referandum karşıtı cephede neler olur?

Goran Irak Kürdistan'ında son dönemlerin en popüler partilerinden biriydi. Son derece etkili bir siyasi söylemi vardı. Kürdistan Yönetimi'ne karşı eleştirileriyle ön plana çıkıyordu. Yönetimde yolsuzluklara, demokrasi isteklerine ve Kürdistan Yönetimi'nin kurumsallaşma konusundaki eksikliklerinin ne kadar büyük tehlikelere yol açtığına dikkat çekiyordu. Bunlar Kürdistan siyasetinde son derece parlak argümanlardı ve yeni yetişen kuşakların genç kuşakların da ilgisini çeken, onları mobilize eden, onların Goran'ın çevresinde toplanmalarını sağlayan bir siyasetti. Ancak son dönemde Goran'ın referandum karşıtı bir pozisyon alması, bence bu parlayan yıldızının sönmesi sonucunu doğurabilir. Benim kanaatim şu: Goran'ın tavanıyla yani yönetimiyle, tabanı yani seçmenleri ile arasında bu referandumda bir ayrışma yaşanacak. Çünkü her ne kadar seçmenler Goran'a oy verse de veya bu seçmenler Barzani'nin yönetiminden rahatsız olsalar da bu onların bağımsızlığa karşı oldukları anlamınagelmiyor. Onlar da bağımsızlığı, Kürtlerin kendi kaderlerini kendi ellerine almasını talep ediyorlar. Onlar da bu meseleyi, benim gözlemleyebildiğim kadarıyla siyasi tartışmaların ve siyasalrekabetin ötesinde bir mesele olarak ele alıyorlar. Dolayısıyla referandum yapıldığında muhtemelen göreceğiz, hayır cephesini oluşturan partilerin yöneticileri ile tabanı arasında bir farklılaşma yaşanacak. Bu kaçınılmaz olarak o partilerdebir iç muhasebe,belki bir  yönetim değişikliği, bir siyasi çizgi değişimini de beraberinde getirecek diye düşünüyorum. Referandum gerçekleşir ve refeandumda ciddi bir katılımla yüksek sayıda bir evet oyu çıkarsa o zaman bu hayır cephesini oluşturan partilerin oturup bunun hesabını vermesi gerekir diye düşünüyorum.

Referanduma çok az bir zaman kaldı. Siz de taraflar arasında görüşmelerin halen devam ettiğini ifade ettiniz. Sizce referandumun iptali için bir son dakika gelişmesi mümkün mü?

Kaçınılmaz bir şekilde uluslararası aktörlerle Kürdistan Yönetimi arasında görüşmeler yapılıyordur. Diğer taraftan Erbil'le Bağdat arasında da görüşmeler sürekli bir şekilde yapılıyordur. Bu aslında Erbil'e nasıl bir alternatif sunduklarıyla doğrudan ilintili. Erbil'in şu ana kadarki talepleri noktasında herhangi bir garanti içermeyen, son derece genel ifadelere dayanan biralternatifin ben Erbil Yönetimi tarafından kabul edileceğini zannetmiyorum. Çünkü kitleleri bu kadar mobilize ettikten sonra, insanların beklentilerini bu kadar yükselttikten sonra Erbil Yönetimi'nin hiçbir şey elde etmeden referandumdan vazgeçmesi onların siyasi hayatlarının da büyük bir manada sönmesi anlamına gelebilir. Ama temel konularda Erbil'i tatmin edebilen, aynı zamanda ciddi garantiler içeren bir alternatif sunulduğunda belki bu erteleme ihtimali olabilir. Ama şunu da söyleyeyim, son dönemlerde özellikle Erbil Yönetimi'nin kullandığı bir ifade var: ‘herhangi bir şekilde bağımsızlığı garanti altına almayan, takvimlendirmeyen bir alternatifin kendileri tarafından kabul edilmeyeceğini’ ifade ediyorlar. Yani “evet, referandumu erteleyelim, ama ne zaman bir referandum yapılacağına, akabinde ne zaman bağımsızlığın ilan edileceğini takvimlendirelim” diyen bir yaklaşım söz konusu. Böyle bir garantininErbil'e ne uluslararası toplum ne de Bağdat Yönetimi tarafından verilebileceği kanaatinde değilim. Yine söyleyeyim, Ortadoğu’da her an dengeler değişebilir, ama şu anki parametreler dahilinde konuşacak olursak ben referandumun ertelenmesinin güç bir ihtimal olduğunu düşünüyorum.

Peki ertelenirse başta Irak ve Türkiye olmak üzere, Kürtler nasıl etkilenir bu süreçten?

Ertelemenin hangi şartlar altında olduğuna bağlı. Yani uluslararası kamuoyunun ciddi manada garantör olduğu ve Erbil Yönetimi’nin taleplerinin karşılandığı bir alternatif ile ertelemeyi muhtemelen Erbil Yönetimi Kürdistan halkına çok daha rahatlıkla anlatabilir. Ama herhangi bir şey elde etmeden, herhangi bir garantiye kavuşmadan ve şu ana kadarki taleplerin gerçekleştirilmesini sağlayacak herhangi bir garanti mekanizması konulmadan yapılacakbir erteleme, başta Irak Kürdistanı'nda olmak üzere bütün Kürtler’de çok ciddi bir hayal kırıklığı yaratır. Yani bu kadar yaklaşmışken vazgeçilmesi, muhtemelenbağımsızlığa dair taleplerin ve bu hareketlenmenin çok uzun bir süre daha ertelenmesi gibi bir sonucu beraberinde getirir. Bu nedenle burada iki kritik soru var: Erteleme olur mu, olursa hangi koşullarda olur? Bu koşullara bağlı olarak farklı bir tepkinin olacağını düşünmüyorum.

 

“bağımsızlık Kürdistan’daki bütün herkesin ortaklaştığı bir konu”

 

ABD’nin referanduma yaklaşımın nasıl okumalıyız?

ABD'nin tavrında mutlak bir karşıtlık yok. Gerek Bret McGürk'ün yaptığı açıklamalar, gerekse diğer Amerikalı yetkililerin yaptığı açıklamalarda aslında bağımsız Kürdistan fikrinin kabul edilebilir, satın alınabilir bir fikir olduğuna dair bir itibayı elde etmek mümkün. Ancak, ABD iki nedenden dolayı erteleme veya şu anda bu meselenin gündemden düşmesini talep ediyor. Birincisi ABD “hem Irak’ta hem de Suriye’de önceliğim IŞİD ile mücadeledir. Bu mücadeleyi herhangi bir şekilde aksatacak veya onu sekteye uğratacak bir yaklaşımı kabul etmem. Referandum da böyle bir durumdur. O nedenle referandumdan vazgeçin” diyor. İkinci gerekçe ise gelecek yıl yapılacak olan seçimlerdir. ABD bu seçimlerde de  Irak Başbakanı Haydar el İbadi'nin Irak Yönetimi'nin başında kalmasını istiyor. Çünkü İbadi ile kurduğu iktidar sayesinde Irak üzerinde İran'ın etkisini dengeleyebileceğini düşünüyor. Oysa bir bağımsızlık referandumu yapıldığında, gelecek yıl yapılacak seçimlerde İbadi'nin kazanma şansı son derece düşük olur.Çünkü kendi ülkesini kollayamayan bir siyasi aktör olarak seçime girdiğinde o sandıktan çıkması son derece güçtür. Kürdistan Yönetimi de çok haklı olarak yani "sizin öncelikleriniz  olabilir ama beri taraftan bizim taleplerimiz ve önceliklerimiz de var. Bu önceliklerimizi karşılayacak bir alternatif üretin” talebiyle ABD Yönetimi'ne gidiyor. Ama şu ana kadar görünen ortak bir zemine ulaşılamadığı, her iki tarafı da tatmin edecek bir çözümün üretilemediği yönünde.

 

Peki bağımsız Kürdistan için doğru bir zaman mı?

Kürdistan Yönetimi açısından baktığınızda, iki sebepten dolayı kendisi için doğru zamanın olduğunu düşünüyor. Biri IŞİD ile mücadeleye ABD çok büyük bir önem addediyor. Ama IŞİD ile mücadelede Kürdistan Bölgesel Yönetimi çok büyük bir rol oynuyor. Dolayısıyla ABD IŞİD ile mücadelede Kürdistan Bölgesel Yönetimini’ne ihtiyacı var ve bu ihtiyacını değerlendirmek istiyor. İkincisi şöyle birşey diyor zannediyorum Erbil Yönetimi “Eğer bu IŞİD tehlikesi bertaraf edildiğinde Irak merkezi yönetimi güçlü bir şekilde tekrar ülke genelinde hakimiyet sağladığında o zaman bizim taleplerinizi karşılama noktasında veya bağımsızlık talebinizi karşılama noktasında çok sert bir tavır gösterebilir. Yani “bugün bunu kabul etmeyen Irak Yönetimi yarın güçlü bir hale geldiğinde hiç kabul etmez” diye düşünebilir. Bu nedenle kendisi açısından zamanın doğru bir zaman olduğunu düşünüyor ve buna dayanarak bir referandum girişiminde bulunuyor. Bu siyasi okumanın, dayanağı olmayan bir okuma olduğu kanaatinde değilim. Kürdistan Yönetiminin de kendisi açısından bağımsızlık referandumu kartını masaya sunması son derece doğal olarak siyasetin kuralları içerisinde son derece doğal olarak görüyorum. Diğer taraftan yine bir bağımsızlık konusu Kürdistan’daki bütün herkesin ortaklaştığı bir konu, yani insanların siyasi partileri, politik angajmanları ya da siyasi tahayyülleri farklı olabilir. Ama bağımsızlık noktasında hepsi birbiriyle çok benzer, birbirine çok yakın fikirler benimsiyorlar. Dolayısıyla bu kitleleri birleştirecek, ortak bir arzu etrafında harekete geçirebilecek bir duyguyu da kullanmak istiyor, bu nedenle kendileri için doğru bir zaman olduğunu düşünüyorlar. Belki şu eleştirilebilir Kürdistan Yönetimi açısından: Uluslararası diplomaside çok yeterli bir çalışma yapıp yapmadıkları konusu bir soru işareti. Çünkü gelen tepkilere bakıldığında bu konuda birtakım eksikliklerin olduğu görülüyor. Belki uluslararası  daha yoğun bir diplomatik faaliyet yürütmeleri bu konudaki hazırlıkları çok daha iyi yapmaları gerektiği konusunda bir eksikliğin olduğu söylenebilir. Ama diğer taraftan da Kürdistan Yönetimi açısından bu doğru bir zamana işaret ediyor denilebilir.