image

 

PeyamaKurd – Türkiye’de birçok konunun gündeme gelmediği gibi Alevi sorunu da aynı şekilde sistem içinde ilerlemekte ve zaman zaman siyasilerin seçim malzemesi haline dönüşmektedir. Alevi sorunu, hem iktidar hem de medya tarafından göz ardı edilen durumlardan bir tanesi. Bu yaklaşım da doğal olarak Türkiye’de yaşayan alevi kesimi son derece rahatsız ediyor. Dersimli Gazeteci Yazar Cafer Solgun, Alevi sorununa ilişkin PeyamaKurd’e konuştu. Solgun, “Dersim katliamı siyasi polemikler vesilesiyle gündeme getirilmiş olsa da Türkiye kamuoyunun Dersim 38 gerçekleriyle karşı karşıya gelmesi, yüzleşmesi önemliydi” diyor.

Solgun, “Aleviler din ve inanç özgürlüğünün gereklerinin yerine getirilmesini istiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Alevilerin uğradığı ayrımcılığa son verilmesi için aldığı kararlar var. Ama Türkiye, bağlayıcı nitelik kazanmış bu kararların gereklerini yerine getirmekten bile uzak” sözlerini dile getiriyor.

AKP iktidara ilk geldiği yıllarda sürekli Dersim katliamını gündemde tutuyordu. Oysaki hala da atılması gereken adımlar “Seyid Rıza’ının mezarının bulunup aileye teslim edilmesi gibi”  atılmış değil. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda neler yapılabilir?

Dersim katliamı ve 1938, Dersimlilerin her zaman gündemindeydi. Unutulacak bir şey değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir tarih. Unutulamaz olması sadece acımasız bir kırım olmasından kaynaklanmıyor; sadece kadın çocuk, yaşlı genç ayrım gözetilmeksizin insanlarımızın toplu halde mitralyözle kurşunlanarak, süngülenerek, yakılarak, uçurumlardan aşağı atılarak ya da atlamaya zorlanarak öldürülmesinden kaynaklanmıyor; sadece dilimizin, kimliğimizin, inancımızın, gelenek ve göreneklerimizin, değerlerimizin "yok" sayılmasından, "yok edilmek" istenmesinden, büyük bir asimilasyon kampanyasıyla tanınmaz hale getirilmek istenmesinden kaynaklanmıyor; Dersim 38 dediğimiz zaman bütün bu gerçeklerin tamamını anlamak gerekiyor.

Yıllar sonra ilk defa AKP hükümetlerinin ilk iki döneminde Dersim 38 Türkiye'nin gündemine geldi. Siyasi polemikler vesilesiyle gündeme getirilmiş olsa da Türkiye kamuoyunun Dersim 38 gerçekleriyle karşı karşıya gelmesi, yüzleşmesi önemliydi. Fakat bunun gerekli kıldığı sorumluluklar vardı, devlet bu sorumlulukların gereklerini yerine getirmekten uzak durdu. 38 ile yüzleşmenin gerekleri yerine getirilmedi. Bu sorumluluk gündelik siyasi çıkarlara kurban edildi. Dersim'in adı hala "Tunceli", 1937 yılında asılarak öldürülen Seyit Rıza ve arkadaşlarının cenazelerine ne yapıldığı hala resmen açıklanmış değil, meclisten bir "özür" yasası çıkarılmış değil. Bunlar bizim taleplerimiz ve Dersimliler bu taleplerin yerine getirilmesi için uğraş veriyorlar.

Alevi halkının günümüzde ki en büyük sorunu nedir? Bu konuda devletten nasıl bir beklentileri var?

Alevilerin en büyük sorunu, resmen tanınmak sorunudur, "eşit yurttaş" olmak sorunudur. Devlet ve devleti yönetenler de biliyor. Ama tanımıyorlar. Çünkü tanıdıkları zaman, örneğin Cemevlerinin ibadethane statüsünün kabul edilmesi gerekecek. Diyanet İşleri Başkanlığının mevcut statüsü ve misyonu tartışma konusu olacak. Alevilerin "eşit yurttaş" olmaktan ileri gelen hakları tanınmış olacak. Aslında Türkiye bu şekilde daha demokratik, laik ve özgür bir ülke olacak.

Bu anlamda Aleviler kendilerine "ayrıcalık" talep etmiyorlar, sadece "eşit yurttaş" olmak istiyorlar. Din ve inanç özgürlüğünün gereklerinin yerine getirilmesini istiyorlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Alevilerin uğradığı ayrımcılığa son verilmesi için aldığı kararlar var. Maalesef Türkiye Cumhuriyeti Devleti bağlayıcı nitelik kazanmış bu kararların gereklerini yerine getirmekten bile uzak duruyor.

Son yerel seçimlerde Dersim halkının Fatih Maçoğlu’nu belediye başkanı olarak seçmeleri kimi kesimlerce bölge halkının Kürt kimliğine yeteri kadar sahip çıkmadığı yönündeki eleştirilerine neden oldu. Bunu katılıyor musunuz?

Alakası yok. Kürt sorununa sahip çıkmak eşittir HDP'li olmak demek değil. HDP'nin diğer partilere göre Kürt sorununa daha fazla duyarlı olduğu tabii ki bir gerçektir. Ama her partinin olduğu gibi HDP'nin de doğruları var, yanlışları var. Kürt seçmenin daha çok HDP'ye ilgi duyması, HDP'ye sorunun demokratik çözümü yönünde daha fazla çalışması için bir sorumluluk yüklüyor elbette. Fakat yerel seçimler, adı üzerinde yerel seçimlerdir ve insanların karşısına çıkan adaylara ve onların neler yapıp yapamayacaklarına göre tercih yapması son derece doğaldır.

Sayın Fatih Maçoğlu da Dersim'in çocuğudur. Bölgenin sorunlarını bilen biridir. Ovacık ilçemizde hayata geçirdiği belediyecilik anlayışı sadece Dersim'de değil bütün Türkiye'de sempati toplamıştır. Belediye seçimlerini kazanmasına başka anlamlar yüklemek zorlama olur. Kaldı ki Sayın Maçoğlu seçimi kazandıktan sonra "Benim kazanmam HDP'nin kaybetmesi anlamına gelmez, kazanan bütün demokrasi güçleridir" şeklinde bir açıklama da yapmıştır. Maçoğlu'nun doğrularını desteklemek, yanlışlarını eleştirmek, yapıcı bir tutum içinde olmak gerekir. Ne Fatih Maçoğlu'nu ne de ona destek verenleri "Kürt sorununa duyarlı olmamak" ile peşinen mahkum etmek, doğru ve objektif bir tutum değil.

Dersim'de doğal güzelliklerin turizme kazandırılması yönünde ne gibi çalışmalar var? Bu çalışmalar yeterli mi?

Dersim, doğal güzellikleri itibarıyla ilk defa görenlerin "yeryüzündeki cennet" olarak isimlendirdikleri, hayran oldukları bir bölge. Dağları, ormanları, suları ile her mevsimde ayrı bir güzelliği vardır. Turizm açısından potansiyeli çok zengin. Fakat bu potansiyel bugüne değin gereğince değerlendirilemedi. İlk defa bu sene geçtiğimiz Haziran ayında uluslararası bir rafting yarışmasına ev sahipliği yaptı ve herkes çok memnun kaldı. Yazın da kışın da birçok sportif etkinliğe ev sahibi olacak doğal imkanlara sahip Dersim.

"Güvenlik" veya "terör" denilerek bu imkanlar değerlendirilmedi bugüne kadar. Dilerim bu tür mazeretler "engel" olmaktan çıkar ve Dersim, Türkiye'nin turizm beldelerinden biri haline gelir. Devletin, ilgili bakanlıkların bu yönde bir yaklaşımları var mı bilemiyorum. Fakat geçtiğimiz Temmuz ayı içinde görüştüğüm belediye başkanı Fatih Maçoğlu'nun turizm alanında da Dersim'de önemli çalışmalar yapmaya hazırlandığını söyleyebilirim; bu sevindirici bir haber.