image

Azerbaycanlı Gazeteci: “Afrin, Türkiye’nin girdiği bir Vietnam Savaşıdır”

PeyamaKurd- (HOLLANDA) – Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin’de “terör örgütlerine yönelik” düzenlediğini açıkladığı ve “Zeytin Dalı Harekatı” adını verdiği operasyonlar yaklaşık bir aydır devam ediyor.

Operasyon kapsamında yapılan bombardımanlar sonucu çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği bildirilirken, aralarında Birleşmiş Milletler (BM) ve UNICEF’in de bulunduğu birçok kurum, sivil ölümlerine yönelik kaygılarını dile getiren açıklamalar yapıyor.

Peyamakurd ekibi olarak Türkiye’nin Afrin’e operasyonuyla ilgili sorularımızı, Azerbaycanlı gazeteci Tural Qurbanlı’ya sorduk.

Operasyonu ‘Ortadoğu’da küçük bir ABD olmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin girdiği bir Vietnam Savaşı’ olarak yorumlayan Qurbanlı, “TSK’nin Cerablus’ta olduğu gibi Afrin’de de sivilleri katletmesinin, devlet teröründen başka bir adı olamaz’ diye konuştu.

“Afrin, Türkiye’nin girdiği bir Vietnam Savaşıdır”

Bir gazeteci olarak Afrin operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Afrin operasyonu, Ortadoğu’da küçük bir ABD olmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin girdiği bir ‘Vietnam savaşıdır’. Makyavelist yaklaşımla (amaca ulaşmak için her türlü araca başvurmanın uygun olduğunu savunan yaklaşım) ortalığı yakıp-yıkan TSK’nın her geçen gün öldürdüğü sivillerin haberini almak çok endişe verici... Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan TSK’nın, hükümetin elinde oyuncak bir enstitüye dönüşmesi de çok üzücü.

ABD’nin yıllar sonra Vietnam Savaşı nedeniyle özür dilemesi gibi, Türkiye’de zamanı geldiğinde özür dileyecektir. Ancak bu, yakın zamanda gerçekleşecek gibi görünmüyor. Bunun için öncelikle halkın bir seçim yoluyla, ülke içinde ve dışında sivilleri katleden, hırsız yönetimi devirmesi gerekiyor.

Bunun için henüz geç değil, en azından seçimle mümkün. Halkın istemesi yeterli. Ancak böyle devam ederse, bir süre sonra halk istese bile bu mümkün olmayacak. Çünkü Türkiye’de İran ve Azerbaycan gibi, seçimler dahil her şeyin devletin kontrolünde olduğu bir yönetime doğru gidiyor.

“Türkiye diktatörlüğünü sürdürmek istiyor”

Sizce bu operasyonun temel amacı nedir?

Operasyonun dış politika ile bir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. İç politikayla ilgilidir. İç politikada insanlardan destek almak ve diktatörlüğü daha da uzun sürdürmek için "vatan millet Sakarya" diyerek bir yerleri işgal etmenin peşindeler.  

Türkiye gibi eski imparatorluk varisi olan cumhuriyetlerin bir hastalığı vardır; imparatorluğu geri getirmek. Sovyetler Birliği gibi dev bir imparatorluğun varisi olan Rusya’da bu örneklerden biri.  

Rusya’da da Türkiye’de olduğu gibi ciddi ekonomik ve politik sorunlar var. Putin bu sorunları ve yolsuzlukları, işgal politikalarıyla gizlemeye ve halkını kandırmaya çalışıyor. Çünkü Rusya’da da Türkiye’deki gibi ‘eski gücü geri getirmenin ve imparatorluğu diriltmenin’ peşinde olan kitleler var. Onların gözü kördür, hiçbir şeyi görmezler, ülkedeki yolsuzlukları, siyasi tutukluları, katledilen insanları…

Tek gördükleri ‘şanlı ordularının’ bir yerleri işgal etmesi. Erdoğan’ın yaptığı da bunun Türkçesi’dir. Putin ve Erdoğan kadar ‘Teröristlerle savaşıyoruz’ diye bağıran başka lider yok.

“TSK Afrin’de teröristlerle değil, teröristlerle çatışan Kürt birliklerine karşı savaşıyor”

Konumuza dönersek, Erdoğan’ın IŞİD ile savaşmak istediğini düşünmüyorum. Hepimiz gazetelerde MİT Tırlarının teröristlere silah taşıdığını okuduk. Kimse IŞİD’e silah taşıyanların "bölgedeki teröristlerle çatışıyoruz" sözlerine inanmaz. TSK’nın şu an Afrin’de teröristlerle değil, teröristlerle çatışan Kürt birliklerine karşı savaştığı inancındayım.

Bu operasyonun nedeninin, AKP’nin, ideolojik olarak kendisine yakın olan MHP ve diğer milliyetçi-muhafazakar partilerin üyelerinden de destek almak ve diktatörlüğünü sürdürmek istemesi olduğunu düşünüyorum.  

Ortadoğu'da nasıl bir gelecek görüyorsunuz? 

Net yorumlar yapmak çok zor. Ancak şu yorumu yapmak mümkün; Türkiye’de yönetim değişmezse, yönetimi demokrasiyi bir araç olarak değil, amaç olarak görenler ele almazsa, Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar utanç verici sayfalar yazılmaya devam edecektir.

Maalesef, son birkaç yüzyıldır Ortadoğu savaş meydanı olmaktan bir türlü kurtulamadı. Bunda büyük devletlerin sorumluluğu oldukça fazla. Türkiye’de bu devletlerden biri haline geldi. Türkiye hükümeti, ülkesinin içinde yaşayan Kürtleri tehdit olarak gördüğü gibi, sınır bölgesinde yaşayan Kürtleri de böyle görüyor. Bu çok yanlış bir yaklaşım. Türkiye’de Kürt sorununun çoktan çözülmesi gerekiyordu. 

Bu sorunun çözümü için Kürt halkının Türk halkı ile eşit hukuki statüye sahip olması, Kürtçe’nin Türkçe ile aynı statüde olması gerekiyordu. Kürtçe, Türkiye’de resmi dil olmak zorunda. Bunu yapmak yerine insanları katletmeye devam eden bir yönetim, PKK gibi örgütlerin var olmasına da zemin hazırlar.

Sizce bu savaşı durdurabilecek bir güç veya güçler var mı?

 Savaşların bitmesi için büyük devletlerin sözde değil, özde teröristleri bitirmesi, bölgeyi güvenli bir hale getirmesi gerekiyor.  Bunu yapmadıkları ve Ortadoğu’yu kendileri için politik güç kazanım merkezi olarak gördükleri sürece, hiçbir pozitif değişimin olacağına inanmıyorum.

Bir ülkenin başka bir ülkenin toprağına saldırma hakkı var mı size göre?

Değil bir ülkenin bir ülkeye, bir köpeğin bile bir kediye saldırmak hakkı yoktur. Fakat güçlü olanlar, neyin haklı neyin haksız olduğunu belirleyen kişi statüsünde oldukları sürece, haklı olanlar ezilmeye devam edecek.

Tabi ki, insanlığı katleden rejimler, amaçlarına ulaşmak için başka bir ülkeye asker gönderebilir. Ama TSK’nın Afrin’de, Cerablus’ta olduğu gibi sivilleri katletmesinin başka bir adı yoktur. Bu bir devlet terörüdür.

PeyamaKurd – Ferit Dere