image

PeyamaKurd - ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Orta Doğu Politika eski Şefi Michael Mulroy, ABD’nin Rojava’dan asker çekme kararının karşısında olduğunu belirterek “Yaptığımız tek şey teslim olmaktı” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu ve Suriye politikalarına karşı yaptığı çıkışlarla tanınan ve bir süre önce görevden ayrılan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Orta Doğu Politika eski Şefi Michael Mulroy ABD’de yayın yapan Foreign Policy dergisine konuştu. Şef Mulroy, ABD’nin saygın medya kuruluşlarından Foreign Policy dergisinden Lara Saligman’a verdiği röportajda Türkiye’nin Rojava’ya yönelik askeri harekatını ve “Teslim olduk” diye nitelendirdiği ABD yönetiminin pasif tutumunu sert bir dille eleştirdi.

ABD tarihinin Orta Doğu’daki en çalkantılı dönemi olarak olarak değerlendirilen Ekim 2017 tarihinden bu yılın 1 Aralık tarihine kadar Mulroy, Türkiye'nin Ekim ayında Rojava’ya yönelik başlattığı askeri harekat hem Ankara hem de Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) uzlaştırabilecek bir güvenlik mekanizması kurmak için mesai harcamış ABD’li diplomatlardan birisi.

'Sadece teslim olduk'

Türkiye'nin Rojava’ya yönelik askeri harekatından öncesine ve askeri harekatın başlamasından bu yana geçen süreci değerlendiren eski diplomat Mulroy, ABD’nin Türkiye’nin askeri harekat ihtiyacını açıklamaya zorlamadığını belirterek; ABD yönetiminin Türkiye’yi zorlamak yerine beklenmeyeni yaptığını belirterek mevcut durum ile ilgili “sadece teslim olduk” yorumunu yaptı.

Foreign Policy dergisinden Lara Saligman’ın sorularını yanıtlayan ABD’li eski diplomat Michael Mulroy’un cevaplarından Rojava, Kürt Sorunu ve ABD politikaları hakkında görüşlerini belirttiği bölümler ise şu şekilde:

Foreign Policy: Trump’ın askerleri Türkiye-Suriye sınırından çekme kararına tepkiniz ne oldu?

Michael Mulroy: Pentagon’da neredeyse hemen hemen herkes Türkiye’nin operasyonuna karşıydı. Hatta operasyon sonrasında bile Pentagon yönetimindeki görevliler Türkiye’ye karşı çıkacağımız ve geri çekilmeyeceğimiz fikrinde daha güçlü olmamız gerektiğini düşündük. Orada asker sayımız az olsa da biz ABD’yiz ve ABD’nin askerlerini kısa bir süre içinde istediği noktaya konuşlandırabileceği bir ABD Hava Kuvvetleri var.

Bölgedeki partnerlerimize (Kürtler) muamele yöntemimiz bu olmamalıydı ve bununla ilgili uzun tartışmalar yaparak; onları (Kürtleri) desteklemek IŞİD'le mücadeledeki ortak hedefimizi sürdürmeliyiz. Ortaklarımızın (Kürtlerin) “İyi günde ve kötü günde” birlikte olduğumuza inandırılmalıydılar ancak şimdi endişeliyim. Kavgalarda en etkili şekilde ortak olmanın yolu bu değil. Gelecekte yapılacak ortaklıklar için zor bir aşama oluşturacak.

Foreign Policy: Sizce ABD direnç gösterseydi Türkiye istila edebilir miydi?

Michael Mulroy: Kimsenin buna net bir cevap verip veremeyeceğini bilmiyorum, ama benim de hemfikir olduğum Türkiye’nin saldırısının önüne geçilebileceği eleştirisidir. Benim fikrim, biz sadece teslim olduk! Sadece geri çekildik. ABD yönetimi olarak Türkiye’ye hiçbir saldırı düzenlemeyen Kürtler hakkında Türkiye’ye “Geri çekilmiyoruz, konumumuzu koruyacağız ve bana Kürtlerin nasıl bir tehdit olduğunu açıklayacaksınız” demeliydik. 

ABD Dışişleri, Pentagon ve Büyükelçi James Jeffrey tüm bu durumdan kaçınmak için yoğun bir şekilde çalışıyordu ve bence bir anlaşmaya vardık. Demokratik Suriye Güçleri’ni Türklerle ortak hava ve yer devriyelerinin düzenlenmesi konusunda ikna etmiştik. Ayrıca Demokratik Suriye Güçlerinin savunma pozisyonlarını sökmeye de ikna etmiştik.

Fakat geriye dönüp baktığımızda, askeri saldırıya yardımcı olduğumuzu söyleyebiliriz. Çünkü esasen Türklerin keşif yapmasına yardım ettik ve SDG bizimle beraber hareket ettiği için de onları savunma pozisyonlarının saldırmayacaklarına inandırmıştık. 

Kürtleri savunmasız bırakma amacıyla savunma mevzilerini yok etme kararı hakkında Türkiye’nin niyeti sorgulanmalı. Türklerin niyetinin iyi olmadığı yapılan müzakerelere karşın Türkiye başından itibaren tüm planlarını bir askeri saldırı yapma hazırlığı sağlayacak şekilde yaptı. 

Foreign Policy: Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye'yi istila etmesini engelleyeceğini düşündüğünüz bir mekanizma oluşturmak için çok çalıştınız. Ne yanlış gitti?

Michael Mulroy: YPG ile ilgili kaygılarını gidereceğine inandığımız güvenlik mekanizmasını geliştirmek için Türklerle elimizden gelen her şeyi yaptık. Aynı zamanda kilit ortağımız Demokratik Suriye Güçleri’nin de endişelerini gidererek; IŞİD'in yenilgisinin engellenmeden devam etmesine izin verecek ve bugün Suriye'de yaşanan insani krizi önleyecek politikalar üzerine çalışma yürüttük Benim de aralarında bulunduğum Pentagon yönetiminin o dönem endişeleri bunlardı ve Türk saldırısına karşı çıkıyorduk.  Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) bir bölümünün PKK ile bağlantıları olduğunu kabul ediyorum, ama Türkiye'nin bu güçler tarafından saldırıya uğradığına dair bir kanıt yoktu.

ABD’nin Türkiye ile yürüttüğü Güvenlik mekanizmasındaki durum hiç kimse için mükemmel olmayabilir, ama bence elde edebildiğimiz en iyi yöntemdi.

Foreign Policy: Sizce ABD, ÖSO’nun işgali ve işlediği savaş suçlarından Türkiye'yi sorumlu tutmak için daha fazlasını yapmalı mı?

Michael Mulroy: ABD'nin içinde bulunduğu uluslararası toplum, yaşanan bu olaylarda Türkiye’nin doğrudan dahil olup olmadığını araştırmalı ve Suriye'de suç işleyen herkes gibi onlar da hesap verebilir olmalıdır. Türk destekli güçler yaptıkları herşeyi (savaş suçlarını kast ederek) tweetliyor, bunlardan dolayı övünüyor ve açık bir şekilde El-Kaide ile aynı olduklarını söylüyorlar. Tüm bunları yargılamak için acele edemezsiniz, ama orada neler olduğuna dair bir araştırma yapılması gerekir.

Foreign Policy: Suriye'deki mülteci krizi ve zorla demografik değişiklik konusunda endişeleriniz nedir?

Michael Mulroy: Kuzey Suriye'de (Rojava) yerinden edilmiş yüz binlerce insan olduğu bildiriliyor ve bunun da farkındayız. Suriye’nin kuzeyi Kürtlerin ağırlıkta olduğu bir alan olması nedeniyle bir çok Kürt ailesi yerinden zorla edildi. Bu çok büyük bir sorun. Şu an sahadaki durumu daha da kötüleştiren bir sorun ve son dönemlerde yaşanan en kötü insani krizlerden biri.

 

Çeviri | PeyamaKurd