image
Cihat Emir Aykaç Yazarlar
image

Sene 2013… HDP’nin 1. Olağanüstü Kongresi yapılıyor. İsmi olağanüstü ama aslında formalite olmayan ilk kongresi. Çünkü HDP, BDP’nin kapatılma ihtimaline karşın bir yedek lastik olarak kurulmuştu. Ben de kongrenin olduğu alandayım.

Büyük bir coşku var. Türk(iye) solunun neredeyse tamamı HDP bünyesinde siyaset yürütme konusunda ortaklaşmış. Ayrıca Müslümanlar, Ermeniler, Süryaniler, LGBTİ bireyler de var. BDP’den daha kapsamlı, daha etkin bir şey ortaya çıkacak inancı herkeste hakim.

Kongre başlamadan önce divan üyeleri seçildi. Hatırladığım kadarıyla; Kürtlerden Hamit Geylani, Müslümanlardan Hüda Kaya, Ermenilerden Garo Paylan, LGBTİ bireylerden Esmeray ve Türk solundan Sırrı Süreyya Önder seçilmişti.

Bu seçilen divan, Türkiye’nin çok güzel bir özeti olmuştu. Artık BDP’ye ithaf edilen “Kürtçü”, “bölücü”, “terörist” sıfatlarından kurtulacaktık ve ülkeye barış gelecekti. Çünkü Türkiye’de barış yapmanın yolu, Türkiyelileşmekten geçiyordu.

Bu 5 sene içerisinde gördük ki yerden göğe kadar haksızız. Evvela şunu anlamamışız biz; Türkiye bir mozaik değildir. Alparslan Türkeş ile rahmetli Orhan Doğan’ın bu mozaik olma konusunda yaptıkları tartışmaya internette rastlamışsınızdır.

Ömrünü barışa vakfetmiş bir insan Orhan Doğan. Bir barış elçisinin söylemesi gerekeni söylüyor; Türkiye bir mozaiktir. Yani Türkiye’de yalnızca Türkler yaşamaz; Kürtler, Araplar, Lazlar, Ermeniler, Süryaniler de vardır. Türkiye’de yalnızca Müslümanlar yaşamaz; Hıristiyanlar, Museviler, Ateistler de vardır. Türkiye’de yalnızca Sünniler yaşamaz; Aleviler, Şiiler, Caferiler de vardır

Alparslan Türkeş’in “mozaik” kelimesine neden o kadar hiddetlendiğini bugünlerde daha iyi anlıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti tekçi bir anlayışın üzerine kurulmuştur. Tek olanı çift veya çoğul yapmak, bu cumhuriyetin temeleni sarsmak anlamına gelmektedir.

Cumhuriyet temelinden sarsılanca da milyonlarca cesedin, milyonlarca sürgünün ve zorunlu göçün, milyonlara yapılan işkencelerin, her türlü zulmün ve katliamın kokusu ayyuka çıkar. Bu nedenle Türkiye bir mozaik değildir, evet. Türkiye, mozaik olmaya hâlâ cesaret edemeyenlerin ülkesidir. En solundan, en sağına bu böyledir.

Gelelim HDP’nin ikinci büyük hatasına; Lokomotifi Türk soluna devrettiler. HDP projesini devam ettirebilmek ve içeriden bir uyumsuzluk dışarıdan sezilmesin diyerek bütün siyasetlerinin kontrolünü Türk soluna devrettiler. 2015 yılına kadar barış süreciyle ayakta kalabilen HDP, sürecin bozulmasıyla aniden çöktü böylelikle.

Türkiye’nin bir “mozaik” olduğunu kabul edecek cesarete sahip olmayan insanlardan oluşuyordu bu Türk solu. Söylemde bütün etnik kimliklerin hakkı veriliyordu tabii. Ama Kürtler HER ZAMAN KÜÇÜK KARDEŞ OLARAK GÖRÜLDÜ. Bu su götürmez bir gerçekliktir.

Yol gösterilmesi gereken, tek başına ayakları üstünde duramayan, toy, zavallı, köylü, cahil, sosyalist tedrisattan geçmemiş bir lümpen muamelesini bütün Kürtler iliklerine kadar hissetmişlerdir. Kimse çıkıp inkâr etmesin.

Böylelikle HDP’nin 3. en büyük hatasına geliyoruz; Kürtlere sırtını dönmek. Hem kendi kitlesindeki Kürtlere, hem de diğer fraksiyonlardaki Kürtlere sırtını döndü HDP. Lokomotifin kıblesi Beyoğluydu çünkü. Taksimdi, Beşiktaştı, Cihangirdi, Kızılaydı, ODTÜ’ydü…

Dört parçada aşağıların aşağısına düşürülmüş bir halka bir tekme de onlar atsaydı işte canım, ne olurdu? Böylelikle bütün Türkler’in HDP’nin başı üzerinde yeri olmuş, hatta yeri gelmiş HDP’liler kendi kellelerini kesip onları buyur etmişler, ve/fakat Kürtlerle ittifak bir rüya olmuş.

Bakın, ittifak derken İmam Taşçıer, Nusrettin Maçin gibi sembolik isimlerin konulmasından bahsetmiyorum; HDP’nin Türk soluyla yaptığı sözlü/yazısal sözleşmeler Kürt partilerle yapılabilir mi? Kürt partilerden üyeler MYK’da yer alabilir mi? HDP’nin basın sözcüsü bu Kürt partilerinden Kürtçe konuşan biri olabilir mi? Olamaz; lokomotifin değişmesi için daha birçok felakete ihtiyaç var.

HDP’nin 2013 kongresinden Sırrı Süreyya Önder’in bir sözünü hatırlıyorum: “Öfkelenince çok güzel olmuştunuz, birleşince daha güzel oldunuz.” Acaba Kürtler arasında bir ittifak kurulsa bu söz yine söylenir mi diye merak ediyorum. Kürtleri bir arada güzel mi bulurlar, çirkin mi bulurlar, tehlikeli mi bulurlar?

Uzatmanın anlamı yok, bari bu yerel seçimlerde ittifak görüşmeleri hüsranla sonuçlanmasın. Ufak tefek ilçelere vereceğiniz belediye başkanlıkları sizden bir şey eksiltmez. Bari bu göstermelik ittifakta kılı kırk yararak Kürt partilerine yine kapıyı göstermeyin. Ayıptır, zulümdür, cinayettir.

 

Cihat Emir Aykaç

06.01.2019