image
Cihat Emir Aykaç Yazarlar
image

Eğer ortada dine karşı bir “terbiyesizlik” varsa, “ezan molası” vermeyen kadınlara ait değildir o; ezanı putlaştıran ve putlaştırmasına rağmen ezan okunurken kadınlara saldıranların terbiyesizliğidir o.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, İstiklal Caddesi’nde, Feminist Gece Yürüyüşü etkinliği gerçekleştirilmek istendi. Kolluk kuvvetleri yine olanca güçleriyle engellemeye çalıştı, barikatlar kurdu, kadınları yürütmeme kararlığını gösterdi.

Fakat binlerce kadın yürüdü ve erkek egemen zihniyete karşı kadın özgünlüğünde cevaplar verdi. Alkışlar, ıslıklar, sloganlar, şarkılar, türküler… Bir eylemde bulunması gereken her şey vardı yani.

O esnada yatsı ezanı okunmuş. Kadınların yürüyüşüne izin vermeyen kolluk kuvvetleri ve iktidar protesto edilirken, kadınlar önlerindeki barikatı geçmek isterken, erkekleri susturmak için bağırırken bir de ara verip ezanın bitmesini mi bekleseylediler?

Kirli insanlar ezan üzerinden toplumu kışkırtmaya çalıştı. “Ezan molası” vermeyen kadınları ezanı protesto etmekle suçladılar. Hatta Erdoğan, “ezana terbiyesizlik ettiler” açıklamasında bulundu ve birden “ezan sevdalıları” gibi bir grup oluştu ve “ezan yürüyüşü” eylemleri gerçekleştirdi. Bu eylemler kapsamında HDP il ve ilçe teşkilatlarına yüründü ve bu teşkilatlara neredeyse saldırıda bulunacaklardı.

Fakat olaylar durulacak gibi değil. Çünkü bir seçim dönemindeyiz ve iktidar partisi halkı kışkırtanların önüne geçmek yerine ateşi daha da harlıyor. Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, 6-7 Eylül’de olduğu gibi…

Delinin biri kuyuya bir taş atıyor ve kırk akıllı çıkaramıyor. Yahut çıkarmak istemiyor. Toplumun kamplaşması birilerinin hoşuna gidiyor. Kadın haklarını savunmanın İslâm karşıtı olduğuna dair bir denklem kurulmak isteniyor. Böylelikle kadın haklarını savunan partilere değil, cinsel saldırı suçu işleyen polislere arka çıkan, tecavüzcüleri, tacizcileri, çocuk istismarcılarını kollayan bir partiye oy vermek gerektiği fikri sübliminal olarak topluma sunuluyor.

Tacizi, tecavüzü, cinsel saldırıyı da böylelikle meşrulaştırmış oluyorlar. Yarın bir gün bir tecavüz vakasında Feminist Gece Yürüyüşü’ne atıfta bulunarak kendini temize çekmeye çalışacak bir mütecavizin çıkmayacağını kim garanti edebilir? “Ezanı protesto” ettiği gerekçesiyle bir kadına saldırıda bulunulmayacağını kim garanti edebilir?

Peki bu kadar kutsal mıdır ezan ya? Ezan nedir? Namaz vaktinin girdiğini insanlara duyurmak için icat edilmiş bir çağrıdır ezan. Yahudiler borazan kullanırdı, Hıristiyanlar çan, Müslümanlar da onlardan farklı bir şey olsun diyerek insan sesi kullanageldi.

Yani ezan okunduğu zaman müziği kısmak, konuşmayı bırakmak, eylemi durdurmak tamamıyla bid’âttır. Ezana kutsallık atfetmek de bid’âttır, ezanı putlaştırmaktır. Ezan sesini duyan kişi namaz vaktinin geldiğini anlar ve namaza gider. O sırada namaza gitmeyecekseniz veya namaz kılmıyorsanız ezanın sizin için hiçbir manası yoktur.

Müslümanlar maalesef her şeyi yüzeysel bir şekilde anlayıp böyle bid’âtlar oluşturmaya bayılırlar. Arap alfabesini kutsal sayarlar, Kuran metni olmayan Arapça kâğıtları öpüp başlarına koyarlar. Ekmeklerini paylaşmazlar, yere düşen ekmeği öpüp başlarına koyarlar. Namaz kılmazlar, ezanı kutsal sayıp müziği kapattırırlar.

Eğer ortada dine karşı bir “terbiyesizlik” varsa, “ezan molası” vermeyen kadınlara ait değildir o; ezanı putlaştıran ve putlaştırmasına rağmen ezan okunurken kadınlara saldıranların terbiyesizliğidir o.