image
Veysel Göker Yazarlar
image

İran, Irak ve Suriye’nin İçinde bulunduğu Handikap, artık taşıyamaz oldukları gerçeğin, dayanılmaz ağırlığıdır.

Türkiye’yi bu ülkeler ile ittifak arayışlarına iten sebep, paranoya haline getirdiği ve son dünya komplosu olarak gördüğü Kürdistan gerçeğidir.

Bu yapay ülkelerin yönetim şekilleri değişse bile, din-leştirdikleri kin ve nefret dolu resmî ideolojileri değişmemektedir.

Esiri oldukları ortak SYKES / PİCOT tasarımı resmî ideolojileri onların tek yaşam gerekçeleridir. Bu sebeple vicdan muhasebesinden uzaktırlar, vicdan azabı çekemezler.

Korkuları ortaktır. Sürdürdükleri sonu gelmez ret, İnkâr ve asimilasyona rağmen korkuları, hayaletin gerçeğe dönüşmesidir, hayali Kürdistan’ın Barzan’daki dirilişidir.

Neden bu dört devletin resmî ideolojinin temelini, “Ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür” şiarı oluşturur?

Oysa İsveç ya da Norveç’in böyle saçma sapan bir takıntısı yoktur,

Ya da Yunanistan ve Polonya’nın böyle uyduruk paranoyaları yoktur.

Çünkü gasp ettikleri başkalarına ait haklar ve prensipler yoktur, bu sebeple korkuları da yoktur.

Bu coğrafyada dengeleri alt üst eden tek faktör Kürtlerin bağımsızlık talepleridir.

Türkiye’de çeyrek yüzyıldır devleti yöneten, ben de dahil olmak üzere Kürtlerin ezici çoğunluğunun desteklediği İslamcı iktidarın, önceleri “sıcak baktığı”, sonra genetik yapılarına nüfus ettiğinden dolayı dışa vurdukları, “İttihat-ı Terakki mühendisliği-kalıtsal düşmanlık” sonucu “karşı çıktıkları” Kürdistan bağımsızlık referandumu, Kürtleri yüm dünyanın ortak hassasiyeti haline getirdi.

Türkiye’nin bu durumda en büyük hassasiyeti; Irak’tan fiili olarak ayrılmış, BM, İİT, AB, AP, Rusya, Japonya, Avustralya, Hindistan, Çin ve NATO üyesi diğer ülkeler tarafından sonradan destek gören bu süreci kabullenmek ve bu sürece katılarak tanımak olmalıdır.

Türkiye İsrail’in, Güney Afrika’nın, Filistin’in, KKTC’nin, Kosovalı Arnavutların, Ermenistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Asya ülkelerinin bağımsızlığını nasıl savunup tanıyorsa, Irak’tan ayrılmak için gün sayan Kürdistan’ın Bağımsızlığını da tanımak, savunmak ve himaye etmek zorundadır.

Türkiye, İran terör devletinin İşgali altındaki Kürdistan eyaleti ile birleşerek oluşumunu tamamlayacak olan Kürdistan’ın, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü tanımak, savunmak ve himaye etmek zorundadır.

Türkiye, Turgut Özal zamanında sahip çıktığı, yüreğini açtığı, diplomatik pasaport vererek tüm dünyaya haklı mücadelelerini anlatmalarında fırsat verdiği, desteklediği Kürtleri ve Efsanevi Liderleri Mesut Barzani’yi, bir Aliya İzzetbegoviç gibi, bir Yaser Arafat gibi, bir Rauf Denktaş gibi, bir Haydar Aliyev gibi, bir Nelson Mandela gibi, görmeli bağrına basabilmelidir.

Sayın Mesut Barzani belki de çok kısa bir süre sonra, Bağımsız Kürdistan’ın kurucu ilk Devlet Başkanı unvanına sahip olacak ve Birleşmiş Milletler ‘deki konuşması saatlerce ayakta alkışlanacaktır.

Tüm dünya televizyonlarında canlı yayınlanacak olan bu durum Türkiye’deki Kürtleri mutlu edecek sevindirecektir.

Türkiye’de bu mutluluğun önündeki en büyük engel 1945’lerin Soğuk savaş döneminde, sol ve sosyalist akımların önünü kesmek için Florida’da tasarlanmış, soğuk savaş taktiği Antikomünizm mekaniğinin “bileşeni” olan Türkçü faşist ideolojidir.

Bu mekanik NATO/CIA tarafından örgütlenmiş öncesi olmayan kontrgerilla seferberlik mekaniğidir. Türkçü faşist ideoloji ve ruh ikizi Turancı Türk İslamcılığı, bu mekaniğin kurgulanmış birer bileşenleridirler.

Bugün bu coğrafyayı şekillendiren emperyalist müdahaleciliğin, o dönem ki ihtiyaçlarıydılar. Saddam Hüseyin, Hafız Esat ve Ayetullah Humeyni’nin öncülük ettiği diğer faşist ideolojiler ile aynı zaman diliminde doğmuş ve büyütülmüştüler.

1945’lerin Emperyalist Kuşatmasının en büyük dayanağı uydurulan dünya komplosu Komünizm tehlikesiydi. Bunun için uyduruk bir faşist Türkçü düşün sistemi geliştirilmişti.

Bugün uydurulan bu faşist Türkçü ideoloji kendisini yaşatabilmek için ikinci bir dünya komplosu yalanına ihtiyaç duymaktadır.

Bu yalan, korku ve kin ile besledikleri, Kürdistan’ın Dirilişidir.

Bu gerçeklik tüm kötüleri bir cephede buluşmaya sürüklemekte, kaosu derinleştirmekte, kırgınlıkları süreklileştirmektedir. Oysa Kürdistan bir Dünya komplosu değildir.

Türkiye İttihat-ı Terakki Pantürkizm’i ile zehirlenen 100 yıllık zaman dilimini tersine çevirmek zorundadır.

İran tapınak rahiplerinin ve Esat Rejiminin içine düştüğü telaşın gerçek sebebi de bu gerçekliktir. Türkiye için önemli olan, Suriye, Irak ve İran’ın ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü değil,

Kürdistan’ın ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü olmalıdır.

Çünkü Sykes/Picot antlaşması ile ülkesi ve milleti ile bölünen kadim İslam eyaleti Kürdistan’dır, Kürtlerdir. Bölenler Rusya, İngiltere ve Fransa’dır.

“Ser xet ve bin xet” diye ayıran yine onlardır. Bu bölünmede Türkiye’nin bir dahli bulunmamaktadır.

Türkiye’nin kurucu unsurları arasında Kürtlerin varlığı bugün için Türkiye’de kabul edilmektedir.

Bu düşünce vatana ihanet, Kürtçülük ya da bölücülük paranoyası olmaktan çıkmalıdır.

Türkiye’de yaşayan milyonlarca Kürt’ün, Suriye, Irak ve İran’da ki soydaşlarının özgürlüklerine kavuşmalarının verdiği bir ortak mutluluk olarak kabullenilmelidir.

Bunun için Türkiye’de ırkçı faşizme bir daha imkân tanımayacak yeni bir ortak siyasal perspektif yaratılmalıdır.

 

Osmanlı Devleti’nden ayrılan Ülkeler.

1.Türkiye

2.Bulgaristan (545 yıl)

3.Yunanistan (400 yıl) 

4.Sırbistan (539 yıl) 

5.Karadağ (539 yıl) 

6.Bosna-Hersek (539 yıl) 

7.Hırvatistan (539 yıl) 

8.Makedonya (539 yıl) 

9.Slovenya (250 yıl) 

10.Romanya (490 yıl) 

11.Slovakya (20 yıl) Osmanlı ad: Uyvar 

12.Macaristan (160 yıl) 

13. Moldova (490 yıl) 

14.Ukrayna (308 yıl) 

15.Azerbaycan (25 yıl) 

16.Gürcistan (400 yıl) 

17.Ermenistan (20 yıl) 

18.Güney Kıbrıs (293 yıl) 

19.Kuzey Kıbrıs (293 yıl) 

20.Rusya’nın güney toprakları (291 yıl) 

21.Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adı: Lehistan 

22.İtalya’nın güneydoğu kıyıları (20 yıl) 

23.Arnavutluk (435 yıl) 

24.Belarus (25 yıl) -himaye- 

25.Litvanya (25 yıl) -himaye- 

26.Letonya (25 yıl) -himaye- 

27.Kosova (539 yıl) 

28.Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adı: Banat

29.Irak (402 yıl) 

30.Suriye (402 yıl) 

31.İsrail (402 yıl) 

32.Filistin (402 yıl) 

33.Urdun (402 yıl) 

34.Suudi Arabistan (399 yıl) 

35. Yemen (401 yıl) 

36.Umman (400 yıl) 

37.Birlesek Arap Emirlikleri (400 yıl) 

38.Katar (400 yıl) 

39.Bahreyn (400 yıl) 

40.Kuveyt (381 yıl) 

41.İranın batı toprakları (30 yıl) 

42.Lübnan (402 yıl) 

43.Mısır (397 yıl) 

44. Libya (394 yıl) Osmanlı adı:Trablusgarp 

45.Tunus (308 yıl) 

46.Cezayir (313 yıl) 

47. Sudan (397 yıl) Osmanlı adı: Nubye 

48.Eritre (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş 

49.Cibuti (350 yıl) 

50.Somali (350 yıl) Osmanlı adı: Zeyla 

51. Kenya sahilleri (350 yıl) 

52.Tanzanya sahilleri (250 yıl) 

53.Cad'ın kuzey bölgeleri (313 yıl) Osmanlı adı: Reşade 

54.Nijer'in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adı: Kavar 

55.Mozambik' in kuzey toprakları (150 yıl) 

56.Fas (50 yıl) -himaye- 

57.Batı Sahra (50 yıl) -himaye- 

58.Moritanya (50 yıl) -himaye- 

59. Mali (300 yıl) Osmanlı adı: Gat kazası 

60. Senegal (300 yıl) 

61.Gambiya (300 yıl) 

62.Gine Bissau (300 yıl) 

63.Gine (300 yıl) 

64.Etiyopya'nın bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş

 

Veysel Göker/

08.06.2019