image
Veysel Göker Yazarlar
image

Seçilmiş Son Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun Manifestosu Türkiye’de varlığı netleşen,

İran destekli Paralel Devlet Yapılanması

PELİKAN TERÖR ÖRGÜTÜNÜ deşifre ederken,

Türkiye İttifakının konuşulduğu,

Devamında kızgın demirin soğutulmasının tartışıldığı son sürece katkı sunması beklenilirken,

SS’lerin örgütlediği ÇUBUK KATLİAM GİRİŞİMİ, aslında İktidara yapılan Sert bir ihtar niteliğindedir.

Bu Linç girişimi

Ayaktakımlarından Katiller yaratan,

Maraş’ta,

Çorum’da,

Sivas’ta imzası bulunan,

Menderesi İdam ettiren,

Özal’ı zehirleyen,

28 şubatla Erbakan’ı indiren,

Hrant Dink ve Tahir Elçi’yi acımasızca katleden,

18.81 gücündeki İÇ BARIŞ KARŞITI O bilindik Karanlık Aygıtın;

“Toplumsal uzlaşıya izin vermeyiz mesajıdır.”

Önceki Müzakere, Açılım ve Çözüm Süreçlerinde Devletin attığı her adıma, anında kendi yöntemleri ile “paralel” cevaplar uyarlayan karanlık bir mekanizma, bugün yine tüm heybeti ile sahalardadır.

Seçilmiş Son Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun,

Acemice kurgulanmış öz yönetim ilanları ile itibarsızlaştırılması,

Pelikan Darbesi ile indirilmesi ve troller tarafından linç edilmesi yine toplumsal uzlaşıya izin vermeyiz mesajı taşımaktaydı.

Bu manifesto İslamcının İslamcıyı kurtarma girişimi değil, cesaret, Vicdan ve merhametin Kleptokrasiye meydan okumasıdır.

MHP’leşen AK Parti’nin Yok oluş serüvenini önceden okuyabilmektir.

 “Özal’ın Zehri, Menderesin İlmeği” ile başlayan o “korku dolu” kötü sinopsisi boşa çıkarmaktır.

Kibir hırsızın, Mahcubiyet mazlumun sığınağıdır. Ey talib! Diyebilmektir.

Heybende gizlediklerinin hepsini,

ilk girdiğin o heybetli kapıdan halkın nefretini kazanarak çıkmadan önce,

Divanın altına bırak demektir.

Aynı perdeden sürekli olarak tekrarlanan 100 Yıllık iğrenç bir Atonal müziğin Etkisi atlındayız.

Stravinsky’nin “Bahar ayini’’ etkisi gibi her şey,

Alametler iyiye alamet değil artık!

Anadolu ve Mezopotamya’nın renkli halk ezgileri,

Ayaktakımından oluşan Haydutların çaldığı enstrümanların “epileptik ritimleri” altında boğuluyor,

Ret ve İnkar sesleri Nazi Türkü S.S’lerin  asimetrik olarak aynı perdeden sürekli olarak tekrarladığı korkunç bir OSTİNATOYA dönüşüyor,

Buna rağmen “Baharın bütün yaratımları” dikkat çekmek için birbirleri ile yarışıyor.

Gerilim giderek artıyor,

Artıkça artıyor,

Arttıkça artıyor,

Ama akacak bir mahreç (çıkış yolu) bulamıyor.

Bu Düzensiz moment tıpkı bir Mahşer Müziği gibi acımasızlaşıyor.

Vuruş giderecek öldürücü bir Kuvvetli sese (fortissimo ’ya) dönüşüyor.

Asi Ayaktakımları giderek agresifleşiyor,

Sataşmalar kavgaya,

Kavga birbirini Acımasızca boğazlamaya,

Boğazlama Dehşete, dehşet kaosa dönüşüyor.

Sonrasında herkes bir Amok koşucusuna dönüşüyor.

“Bu ayin Kürtleri Türkleştirmenin ne ilk ne de son ‘Son Bahar’ Ayinidir”

Son yaşananlar ve yaşatılanlar, 100 yıllık Cumhuriyet Tarihinin en mide bulandıran kesitidir.

Darbecilerin her ihtilalde hedefledikleridir.

Milli Beka Meselesi diye yutturulan Son Emperyal yalanın, Yüzyıllara yayılacak “Belayı” tetiklediğinin mesajıdır.

 “Özal’ın Zehri ve Menderesin Yağlı ilmeği hafif kalacak, Şehir Şehir, Kasaba Kasaba, Köy Köy,

Mahalle mahalle boynunda prangalar ile kendi taraftarları önünde rencide edilecek” planını deşifre etme ikazıdır.

İran ile ticaret muafiyetinin kalktığı, Kerkük’ün yeniden Kürdistan’a bağlandığı,

Irak’ta, Bağımsız bir Kürdistan’a en çok ihtiyaç duyulduğu yepyeni bir dönemin başlangıcındayız.

Hayatın doğal akışı kolay kolay değiştirilemez,

Gerçekleşmesi kaçınılmaz olan hiçbir şey engellenemez,

Ne Hz. Havva ve Adem (as)

Ne Hz. Musa (as)

Ne Hz. İsa (as)

Ne Hz. Muhammed (sav)

Bu bu doğal akışa müdahale edemedi,

Güneş Balçıkla Sıvanmadı.

Ya doğru bir perspektifle yola koyuluruz, ya da hep beraber yok oluruz.

Vicdan en iyi yol göstericidir.

 

Veysel Göker

26.04.2019