image

PeyamaKurd- Kürt halkı adına belleklerden silinmeyecek bir tarihtir, 16 Mart 1986. 
Yüzyıllardan beri her türlü hak ve hukuktan maruz bırakılmış Kürt milletinin haklı ve her türlü hukuksal mücadeleye tabii faaliyetlerini bastırmak için Baas Rejimi tarafından kimyasal silahlar kullanılmıştı. 

“Kimyasal silahlar kullanıldı”
Saddam Hüseyin Rejiminin kullandığı kimyasal silahlar neticesinde 5000’e yakın Kürt jenoside uğratılmış, 10.000’e yakın insan da yaralanmıştı. Unutulmalıdır ki katliamın boyutu kullanılan kimyasal silahların sebep olduğu hastalıkları ve toplum içinde yarattıgı psikolojik sorunlar, durumun ne kadar vahim olduğuna bizzat kanıttır. 
Halepçe’de kimyasal silahların yarattığı yara ve izler silinmeden, Kürt halkı ülkesi Kürdistan’ın her köşesinde Halepçeye benzer katliamları yaşamaya devam etmektedir. 

Kısa bir süre önce, sorunun mahiyeti ve nereden kaynaklı olduğu gerçegi üzerinde durmadan, Cizre, Silopi, Nusaybin ve Sur’da binlerce Kürt Gencinin hayatını kaybettiği gerçeğini görmemiz gerekiyor.
Kürdistan’ın batısında olup bitenler şu an bile gözlerimizin önünde cereyan etmektedir. Sırf Kürtleri tasfiye etmek adına, Kürtlerin gelişmesini engellemek için, çağımızın en gerici ve despot güçleri ile ittifaklar kuruluyor. Kürdistan’ın güneyinde ise elde edilen özgürlükleri imha etmek için kurulan kirli ittifaklar hâlâ gündemi işgal etmiş durumda.

“Irak’ın tutumu değişmedi!”
Her ne kadar Irak Yüksek Mahkemesi, 1 Mart 2010 tarihinde Halepçe katliamını ‘Soykırım Eylemi’ olarak tanımış olsa da, bu Bağdat’ın Kürtlere karşı olan yaklaşımını değiştirmemiştir.
Uluslararası Camianın olaylara yaklaşım tarzı, Soğuk Savaş dönemi gibi olmasa da, Kürt halkını alışagelmiş katliamlardan koruyabilecek bir seviyeye gelmemiştir.
Kerkük’te olup bitenler bu gerçeğin göstergesidir. Kobani ve bugün Afrin’de cereyan eden olaylar bu gerçegi kanıtlamaktadır.

“Batı Dünyası tereddüt içinde yaklaşıyor”
Batı dünyası, ABD öncülüğündeki gelişmelere tereddütlü yaklaşıyor ve fazla müdahil olmaktan kaçınıyor. Rusya ise Orta Doğu’daki üslerini koruyabilmek için her türlü kirli ittifakları sürdürmeye devam ediyor.Rusya’nın bugünkü yaklaşımı, Saddam Hüseyin’in Halepçe’ye kimyasal yağdırdığı dönemdeki SSCB’nin yaklaşımını hattırlatmaktadır. 
Moskova, 1986 yılında Saddam Hüseyin ile olan birlikteliğine zarar gelmesin diye, “Bağdat Halepçe’de kimyasal silahlar kullanmamıştır. Bu iddia, Kürt çeteleri ve Emperyalist ülkelerin ortaya attığı bir yalandır,“ duruşunu sergilemişti.
Moskova, 1986 yılında sürdürdügü politikayı bügün Beşar Esed yönetiminin koruyuculuğunu yaparak, Türkiye ile kirli ilişkileri sürdürerek, devam ettirmektedir.
Halepçeyi anmak, gerçekleri kavramak ve Kürt halkının mücadelesinin önünü açmak, Rusya öncülüğündeki kirli ittifakı mahkum etmekten geçer. Aksi taktirde Kürt halkı olarak daha çok Halepçeler yasayacağız...