image

PeyamaKurd - Cilo-Sat Dağları'nda, kalınlığı yer yer 40 metre, uzunluğu ise 4 kilometreyi bulan buzulların küresel ısınma nedeniyle erimeye başlaması, çevrecileri ve doğaseverleri endişelendiriyor.

Dağlar, her yıl Türkiye'nin çeşitli kentlerinden gelen yüzlerce doğasever ve dağcıyı ağırlıyor.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi(YYÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Onur Köse buzul erimelerinin sadece Hakkari'de değil, Türkiye'deki yüksek dağların çoğunda olduğunu söyledi.

Dr. Köse, "Bu buzullar Ağrı'da da, Süphan'da da başka yüksek dağlarda da var. Bu buzullar yok olmak üzere. Tabi bu sadece Türkiye'de yaşanan bir problem değil, tüm dünyada yaşanan bir problem ve bu küresel ısınma ile ilgili bir sorun. Bu durumu ele alırsak, biz atmosfer dengelerinin çok iyi korunması açısından kendi ulusal katkılarımızı ortaya koymamız lazım. Bunun için de ülkemizde ve dünyada yapılan karbondioksit emisyonları önemli bir faktör. Bu emisyonların mümkün olduğunca az bir şekilde yapılması, dünyanın atmosferik dengesini korunması açısından önemlidir" şeklinde konuştu.

Buzul erimelerinin ülkedeki atmosfer dengelerinin bozulmasıyla ilgili olduğunu anlatan Dr. Köse, "Bizlerin atmosferin dengesini korumamız gerekir. Bu durumda insanlara önemli bir görev düşmektedir. O yüzden çeşitli gazlarla, atmosferin dengesinin bozulmasına izin vermemeliyiz.

Cilo, Ağrı ve Süphan'daki buzullarda meydana gelen erimelere, biz kendi ülkemiz açısından atmosfere gaz salınımını engelleyerek katkı sağlayabiliriz. Onun dışında da yapacağımız hiçbir şey yok. İnsan kaynaklı faktörleri azaltmamız gerekiyor. Bu nedenle jeotermalleri, güneş enerjisini tercih etmemiz gerekiyor. Hem devlet destekli, hem de diğer sektörlerin rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerjisi gibi sürdürülebilir enerji kaynaklarında artışa gitmemiz gerekir" dedi.

Buzul erimelerinin dünyanın dengelerini de değiştireceğini kaydeden Dr. Onur Köse, şöyle konuştu:

"Buzullar o kadar hızlı eriyor ki; üzerinde akarsu şelaleleri oluşmuş durumda. Buzul erimeleri dünya dengelerini de değiştirecektir. Bu yeni savaşlara, yeni işgallere sebebiyet verebilecek bir doğal olay olacaktır. İnsanlık açısından kendi kendini yok etmeye çalışan, kendi kıyametini hazırlayan bir varlık topluluğudur.

İnsanlara düşen görev, dünyayı kirletmeyi bırakmak. Biz buna katkı sağlamalıyız. Bu yapılmadığı taktirde zaten dünyamız zarar görecek. Hiç beklenmedik su, gıda ve toprak savaşları başlayacak insanlar arasında. Daha çevreci ve daha güzel bir dünya için uygulamalar yapılmalı. Küresel ısınmayla ilgili de üniversiteler, kurumlar eğitimler vermelidir"