image

PeyamaKurd - İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) silah ambargosunun Ekim ayında sona ermesiyle, ABD'nin ambargoları genişletme girişimleri uluslararası eleştirilerle karşılandı. Bu hadise yıllardır süren ABD-Çin ilişkilerindeki en düşük paritede gerçekleşmekte ve Pekin’in, İran'la ilgili duruma yönelik görüşlerine ek bir ağırlık vermesine zemin hazırlamaktadır. 

Atlantic Council’de Jonathan Fulton imzası ile kaleme alınan bir analizde Çin ve İran ilişkisinde silah ticaretinin yeri ele alındı. “Çin, İran’ın yeni silah tedarikçisi olacak mı?” Başlıklı yazıda Fulton, "Çin'in köklü Orta Doğu silah endüstrisinde İran, bir pazarı temsil etmiyor. Çin’in, İran'la olan ilişkileri ABD ve Körfez ülkelerinin sağlamış olduğu menfaati sunmuyor. Ayrıca ABD ile olan gerilimler Çin’i öncelikli olarak ABD ile olan ilişkilerini düzeltmeye yönlendiriyor” diyor. 

“İran, Çin için büyük bir pazar ama…” 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin'in ABD’ ambargosundan faydalanacağı konusunda endişe duyuyor. Çin'in İran için büyük bir silah tedarikçisi durumuna gelme olasılığı nedir? Bu soru tek başına, mükemmel ve mantıklı geliyor. Çünkü iki ülke, savunma işbirliği çerçevesinde kapsamlı bir stratejik ortaklığı paylaşıyor . Uzun zamandır devam eden diplomatik bağları ve yüzyıllar öncesine dayanan tarihi ilişkileri var. 

İran, Çinli tüccarlar için büyük bir potansiyel pazar; sadece silahlar için değil, tüketici ve endüstriyel satışlar için de öyle. Ama Çin’in, İran’ın zayıf ekonomisine rağmen silah satış ilişkisinin devam etmesi Pekin yönetimine sadece birkaç milyon dolar katkı sağlayacaktır. Bu durum aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri'ni gereksiz yere antagonize edecek ve Orta Doğu'da birçoğu Çin için stratejik ortak olan İran karşıtı ülkeleri bu ticarete yabancılaştıracaktır. 

ABD faktörü önemli bir husustur. Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Kıdemli Başkan Yardımcısı Jon Alterman, “İran, Çin için yararlı bir fayda sağlıyor. Çünkü İran bir manada ABD Deniz Kuvvetleri'nin Körfez'e bağlı kalmasını sağlıyor. Bu nedenle Pekin’in de İran'a destek vermesi Orta Doğu'yu meşgul etmek adına düşük maliyetli bir yöntem sunuyor.” diyor. 

“Çin, ABD’yi devre dışı bırakma konusunda isteksiz olacaktır” 

Diğer yandan, ABD-Çin ilişkisindeki bozulmalar göz önüne alındığında, Çin muhtemelen az bir getiri için ABD’yi devre dışı bırakma konusunda isteksiz olacaktır. Çin-İran ilişkisi tek yönlü işlemektedir. İran, Çin'e Çin'in İran’a duyduğundan daha fazlasına ihtiyaç duyuyor. Çin’in, ABD ile  İran’la ortaklığa ihtiyaç duyduğundan çok daha fazla fonksiyonel ihtiyacı var. 

Trump yönetimi için kırmızı bir çizgi olduğunu bilerek İran'a silah satmak, Çin-ABD ilişkilerinde önemli bir maliyet kaybı getirecektir. Çin'in bu kadar büyük bir risk alması ise pek olası görünmüyor. 

Bir diğer önemli nokta ise, Çin-İran ilişkisinin tasvir edildiğinden çok daha az önemli olduğudur. Söylemler ve maddi ilişki arasında büyük bir boşluk var. Çinli liderler çok taraflı bir dünya düzeni tercih ediyorlar ve ABD'nin liderliği konusunda rahat değiller. Çin, İran olmadan istediklerini başarabilir. Ayrıca Çin, İran'la ekonomik ilişkilerini sürekli olarak düşürüyor. Çünkü ABD’nin yaptırımları karşısında İran ile olan ilişkileri olduğundan daha fazla bir sorun olarak görülüyor. 

Chatham House’a ait bir rapor da bu durumu destekliyor. Rapora göre Çinliler, İran’ı “Çin'in ulusal çıkarlarıyla uyuşmadığı” konusunda birleşiyor. Çin hem ABD'yle olan ticaret anlaşmazlığıyla meşgul, hem de İran ile olan ilişkisinde hayal kırıklığına uğradı. Ayrıca pek çok Çinli, zorluklar ve problemler göz önüne alındığında İran ile iş yapmaya değmediğine inanıyor. 

“İran, silah konusunda Çin için bir pazarı temsil etmiyor” 

Pekin, Orta Doğu'nun geri kalanındaki çıkarlarını da değerlendirmek zorunda. Evet, İran potansiyel bir pazarı temsil ediyor ama bölgedeki diğer gelişmiş ülkeler daha fazla yerleşik pazarlara sahip. Suudi Arabistan ve BAE özellikle önem taşımaktadır. Her iki ülkenin de Çin ile kapsamlı stratejik ortaklıkları bulunuyor ve hatırı sayılı derecede Çin menşeli silahı satın alıyor, Çin’e çok fazla enerji satıyorlar. Tahran'la silah ticareti konusuna balıklama atlamak, Pekinli satıcıların diğer Orta Doğu pazarlarında son yıllarda kazandığı kazançları tehlikeye atacaktır. 

Çin, Tahran'ın kendi başına gelişmiş bir yerli İHA endüstrisine sahip olduğunu biliyor. Çin'in Orta Doğu’daki köklü silah endüstrisinde İran, bir pazarı temsil etmiyor. Çin'in, özellikle İran'ın İHA ihtiyaçlarının yerli üretim tarafından karşılandığını bilerek, mevcut potansiyel müşterilerine karşı yabancılaşmak istemesi pek olası görünmüyor. 

Sonuç olarak Çin’in İran'la olan ilişkileri ABD ve Körfez ülkelerinin sağlamış olduğu menfaati sunmuyor. Çin, şu anda İran'a asgari düzeyde erişim sağlarken değişebilecek uzun vade göz önüne alındığında bu kapıyı açık tutmasını bekleyebiliriz.


Çeviri | PeyamaKurd