image

PeyamaKurd– Siyasetin aktif sahası olan Orta Doğu’da her geçen gün yeni bir gündem oluşmakta ve bu bağlamda ‘ileriye dönük politik hamleler’ yapılmaktadır. Özellikle terör örgütü IŞİD savaşı sonrası bölgede söz geçerliliği artan Kürtler, hem çevre konumunda olan ülkeler hem bu ülkelerin müttefiki olan güçlerin eliyle itibar kaybına uğratılmak istenmektedir.            

Bu ülkeler münferit çıkarları gereği Kürtleri, ‘terörist, kaba, gerici ve daha da ileriye giderek kötü hayvanlara’ benzeterek onları bu şekilde piyasa sunmak için karşılıklı diyalog halinde hareket etmektedirler.

Kürt halkı, Kasr-ı Şirin anlaşmasından, Sykes-Picot’a kadar bu ülkeler arasında pay edilmek üzere sıcak bir yemek olarak her zaman göz önünde olmuştur. Kürtler, haklarını talep ettikleri zaman bu ülkelerin düşmanı, fakat bu ülkelerin taleplerini yerine getirdiği takdirde (zorbalığa boyun eğdiği sürece) kardeşleriymiş gibi lanse edilmiştir. Bu da hem politik hem de medya aracılığı ile profesyonel bir şekilde işlenmiştir.

Kürt halkına yönelik kabul edilemeyecek açıklamalar’

Şüphesiz Orta Doğu’da en çok acı çeken millet Kürtlerdir. Kürt halkı, Nemrut’undan Saddam’ına kadar katliamlara uğratılmış ve jenosid sürecine terk edilmiştir. BAAS Rejiminin baş aktörü Saddam, Kürtlere yapmadığı eziyeti bırakmamış ve uluslararası hukuk kurallarına göre insanlık suçu işlemiştir. Saddam’ın, Kürtlere yaptıkları dünyaca bilinir ve lanetlenir durumda iken; Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) yöneticilerinden Tuğgeneral Esad ez-Zabi’nin bugün kişisel sosyal medya hesabından yaptığı, “Biz ne zaman terörist Kürt örgüt PYD gerçeğini ifşa etmişsek, bir sürü hayvan ortaya çıkıp eşek gibi anırmış, köpek gibi havlamış, kurbağa gibi vıraklamış ve hamam böceği gibi cırcır etmiş. Bu haşaratların kökünü kazımak için ilaca gerek yok, Saddam demek yeterlidir. Bu yüzden binlerce kez Saddam’a rahmet diliyorum” açıklaması Kürt halkı tarafından kabul edilemeyecek ve hatta gündem oluşturulacak bir durumdur.

Gelen tepkiler üzerine yeni bir açıklama yapan Ez-Zabi, “Sözlerim yanlış anlaşıldı. Irak’taki Kürtlerden özür diliyorum. Irak Kürtlerini kastetmedim. Kürt kardeşlerimizin Kuzey Irak’ta yaşadıkları acının aynısını Suriye’de yaşıyoruz. Ben Suriye rejimiyle ilişkili Kamışlo, Haseke ve Rakka’da Kürt ve Araplara karşı hareket edenleri kastettim. Kürt kardeşlerimi ve PYD’yi ayırıyorum” dedi.

“Tüm Kürtleri kastetmiyorsanız neden Saddam’a rahmet okuyorsunuz?” sorusuna ise Ez-Zabi, “Saddam İran’a karşıydı. Suriye’de şu anda bizi öldürenlere karşı olduğu için rahmet diledim. Ben mücadele eden Kürtler ile Suriye rejimiyle ilişkisi olan PYD’yi bir tutmuyorum. PYD’yi kastettim. Kürdistan’daki Kürt kardeşlerimi selamlıyorum. Kürtlerin mücadelesini değerli buluyorum” şeklinde yanıt verdi.

PYD Kürt değil mi?’

Uluslararası Koalisyonun Orta Doğu’daki en önemli partnerlerinden biri olan PYD’nin askeri kanadı ise YPG’dir. Ayrıca YPG, Demokratik Suriye Güçlerinin (DSG) de ana omurgasını oluşturan güçtür.

YPG uluslararası koalisyon desteği ile terör örgütü IŞİD’i bitiren güçtür ve dünya kamuoyu da dahil olmak üzere YPG/PYD’nin Kürtler olduğunu bilmektedir. Bu gerçek ortada iken Ez-Zabi’nin ben PYD’yi kast ettim demesi onun ırkçı ve küstah açıklamalarını kapatmayacak kadar büyük bir kusurdur. Yaptığı yeni açıklama ise işlediği kabahatinden daha büyük bir küstahlıktır.

Peki Kürtler (DSG/PYD/YPG) terör örgütü IŞİD’i Suriye ve Rojava topraklarından temizlerken Tuğgeneral Ez-Zabi neredeydi? Ya da başka bir soru ile Kürtler, koalisyonun ortağı durumuna gelmiş ve uluslararası kamuoyunun saygısını kazanmışken bu Saddam kalıntısı zatın piyasa sürülüp algı yoklaması yapmasına zemin hazırlayanlar kimlerdir ve ırkçı açıklamalar ile neyi hedeflemektedirler?

Ez-Zabi’nin yaptığı ırkçı açıklamalar tüm Kürtleri ilgilendiren bir durumdur. Bu kişinin, “Kürdistan’daki Kürt kardeşlerimi selamlıyorum. Kürtlerin mücadelesini değerli buluyorum” açıklaması da hiçbir Kürdün yemeyeceği ucuz numaralardandır.

Irkçı ve küstah açıklamaya ilk tepki’

Ez Zabi’nin açıklamalarına ilk tepki Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu (SMDK) Yöneticisi Abdullah Gedo’dan geldi. Gedo, ez-Zabi’nin Kürtlere yönelik ırkçı söylemine “Nazi” benzetmesi yaparak, “Ez-Zabi Suriye rejimi ile aynı çizgide ilerliyor. Nazi ve Baas rejimi gibi farklı düşüncelere tahammül edemiyorlar” şeklinde yanıt verdi.

Fakat burada gelmesi beklenen önemli iki açıklamadır. Biri PYD diğeri ise ENKS tarafından yapılacak açıklamalardır. Çünkü ez-Zabi PYD’yi hedef göstererek bir nevi ENKS üzerinde oynamış Rojava’nın sıcak atmosferinde ENKS kanadını baskı altında bırakmaya yeltenmiştir.

Bu hilkat garibesi Tuğgeneral Esad ez-Zabi’nin haddini aşarak Kürtleri hayvanlara benzetmesinin nedeni, Kürtlerin kendi içinde değil, Kürtlerin son zamanlarda artan başarısında ve bu zatın aitlik hissettiği makamların, Kürtlere yönelik tavırlarında aranmalıdır.

Dikkat edilirse Kürtlerin son 5 yıl içindeki kahramanlıkları ve başarıları dünyaca takdir edilip saygı duyulurken, bu tarz üçüncü sınıf şahısların sözde politik kimliklerini kullanarak sokak aksanı kullanmasına ve onların ‘Kardeşlerimiz dedikleri’ Kürtler hakkındaki gerçek düşüncelerini de açığa vurmaktadır.

ENKS’nin rolü ve tavrı önemli’  

Tuğgeneral Esad ez-Zabi’nin açıklamalarından önce bugün Rojava’ya ilişkin açıklama yapan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkan Yardımcısı ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) üyesi Abdulhakim Beşar, “Roj Peşmergelerinin bölgede rol alması gerektiğini” dile getirdi.

Dikkat edilirse bu iki isim de ‘Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkan Yardımcısı ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) üyesi.’ Abdulhakim Beşar aynı zamanda Kürdistan Demokrat Partisi Suriye’nin (KDP-S) eski genel sekreteri.

ENKS elbette Rojava’da önemli aktörlerden ve önemli güçlerden bir tanesi. Fakat ENKS’ye yönelik son zamanlarda karalama politikaları yapılmakta ve işbirliği ile suçlamalar yöneltilmektedir. İşte asıl önemli nokta da burasıdır. Yani ENKS içine alyuvar oluşturmuş mikrobik canlıların, Kürtlerin hak talebi esnasında parazit yaparak Kürtler arası ayrıştırma bloğu oluşturmak.

ENKS’nin bu kötü algısı da örgüt içindeki ne idüğü belli olmaya taraflardan sonucu ortaya çıkan bir durumdur. ENKS’nin burada atacağı en önemli tavır şüphesiz ki Tuğgeneral Esad ez-Zabi’nin, Kürtleri ‘hayvanlara benzeten’ seviyesi düşük açıklamasını reddetme adımıdır. ENKS ve kendini ENKS’ye bağlı hisseden kişiler, Rojava’daki gücünü kullanmalı ve Kürt halkına yapılan bu duruma bir çözüm üretmelidirler.

ENSK’nin tavırsızlığı Kürtleri boşluğa sürükleyebilir’

Burada en önemli görev şüphesiz ki Abdulhakim Beşar’a düşmektedir. Çünkü, birincisi yukarıda da belirtildiği üzere Abdulhakim Beşar, KDP-S’nin eski genel sekreteri ve konuya ilişkin gündem oluşturacak gücü bir nebze elinde tutmakta. Fakat bunu kullanır mı? Onu da zaman gösterir. Çünkü Abdülhekim Beşar, hem ENKS hem de Partisi KDP-S'den bağımsız hareket edip Tuğgeneral Esad ez-Zabi gibileri ile birlikte Türkiye ilişkilerine abartılı bir şekilde değer vermekle tanınıyor. Bu yaklaşımla beraber hala sessizliğini koruyan Beşar’a KDP-S'nin haddini bildirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Beşar hazretleri, KDP geleneğine ters düşen ilişkileri yürütmeyi adet haline getirmiş durumda.

Eğer Beşar bu durumun sorumluluğunu üstlenmezse geriye üçüncü halin imkânsızlığı kalır, “Ya ENKS bölgeden çıkarak bölgeyi Tuğgeneral Esad ez-Zabi gibilerin eline terk eder ya da Abdulhakim Beşar o makamdan gider.”

İkincisi ise; Esad ez-Zabi’nin, Kürtler hakkındaki sözleri kabul edilemeyecek bir durumdur ve Abdulhakim Beşar ile Tuğgeneral Esad ez-Zabi aynı fraksiyondan (Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu) hareket etmektedirler. Bu iki ismin aynı fraksiyona bağlı olmaları Kürtleri, ENKS’den uzaklaştırır ve bölgenin kaderinin Kürtler açısından daha da boşluğa sürüklenmesine zemin hazırlayabilir.