image

"İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin, ”İran İslam Cumhuriyeti Kürdistan'ın güvenliğini ve rahatını ve tüm Kürt gruplarının birliğini ve bütünlüğünü istiyor" iddiası doğru ve içten değildir. Aşağıdaki inceleme ve veriler, İran İslam Cumhuriyeti'nin, Kürdistan'a yönelik 42 yıldır yürüttüğü faaliyetleri ve yaklaşımı ele alıyor." 


PeyamaKurd - İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi, 11 Şubat'ta Irak’ın eski Dışişleri Bakanı ve Kürtlerin özel elçisi Hoşyar Zebari ile görüştü. 

İbrahim Reisi, görüşme sonrası ise, "İran İslam Cumhuriyeti, Kürdistan'ın güvenliğini, refahını ve tüm Kürt gruplarının birliğini istiyor. İstediğimiz şey, tüm Kürt gruplarının birliği ve dayanışmasıdır. Kürt grupları arasındaki herhangi bir farklılık ve ayrılık zararlıdır. Bu durum bölgede düşmanların varlığının önünü açar. Kürdistan’ın güvenliği ve rahatlığı bizim güvenliğimiz ve rahatlığımızdır biz de kendi halkımız gibi Kürdistan Bölgesinin değerli halkını hissediyoruz. Her zaman Kürt grupların refahını düşünüyor ve refah diliyoruz” açıklamasında bulundu. 

“İran son 42 senede Kürdistan'da güvenlik ve rahatlığın sağlanmasını istiyor mu?”, “İran, Kürt grupları birleştirmek için herhangi bir adım attı mı?” bu ve benzeri soruları sormak İbrahim Reisi’nin iddiasını değerlendirmek için önemlidir. 

Reisi, söz konusu görüşmede İran ve Kürdistan Bölgesi’nin ilişkisine değindi. Bu ilişkileri doğru bir şekilde anlamak için önce İran Kürdistanı (Rojhelat) ve Kürdistan Bölgesi’nde (Başûr) son kırk yılda neler olup bittiğini doğru bir şekilde anlamak gerekiyor. 

Yurttaş gazeteciliği, muhalifliği ve gündemdeki söylemleri veriler ile rapor haline getirmeleri ile bilinen İranWire internet sitesi, İran ile Kürdistan arasındaki 42 yıllık ilişkiye genel bir perspektif sunuyor ve İran’ın, Kürtlere olan yaklaşımı tarihten bugüne rapor şeklinde, veriler ve sorular ile geniş biçimde ele alıyor. Söz konusu inceleme ve raporu ise PeyamaKurd sizler için çevirdi. 

‘Kürdistan-İran: 1979-2021’

1979 İslam Devrimi sonrası Kürtlerin tarihsel taleplerine vurgu yapması ile Tahran ve Kürdistan arasındaki gerilimler arttı. Kürtlerin, yeni İslami hükümetin referandumunu boykot etmesi ve etkisinin diğer Kürt bölgelerinde yayılması ile beraber gerilimler arttı. Boykotun hızla büyümesi sonucunda ise Ayetullah Humeyni, saldırı emri verdi. Tahran’ın Kürtler ile olan savaşı daha öncesinden başlamış olmasına rağmen Humeyni’nin bu emri ile resmileşti ve askeri operasyonlar hız kazandı. 

Savaş üç ay sürdü ve Humeyni'nin ateşkes ilan etmesiyle sona erdi. İran ve Kürt liderler arasındaki görüşmeler yeniden başladı, ancak sonuçsuz kaldı ve kısa süre sonra tekrar çatışmalar çıktı. Dolayısıyla Kürt siyasi grupları ile İslam Cumhuriyeti rejimi arasındaki çatışmanın devrimden sonraki ilk aylarda başladığı ve hiç bitmediği söylenebilir. 

Kürdistan Demokratik Partisi İran’ın (KDP-İ) Genel Sekreteri Abdurrahman Kasımlo’nun, 13 Temmuz 1989'da Avusturya'nın başkenti Viyana’da suikaste uğraması, KDP-İ’nin bir diğer sekreteri Sadık Şerefkendi’nin, 17 Eylül 1992'de Berlin'deki Mikonos restoranında iki meslektaşı ve tercümanları ile birlikte bir terörist komplosunda hedef alınması ve Eylül 1989'da Komala Partisi lideri Sadık Kamangar'a suikast düzenlenmesini İran hiçbir zaman üstlenmiş olmasa da, Kürdistan'da son 42 yılda yapılan infazlar, oturma eylemleri, grevler, protestolar, mitingler listesine bir bakış atıldığında, Kürdistan'ın sürekli olarak tehlike altında  olduğu görülüyor. 

İran’ın, Kürt partilerini birleştirmek için herhangi bir adım atmadığı açıkça söylenebilir. Bu durum 30 Mart 1979'da Komala Başkanı Şeyh İzzettin Hüseyni ve diğer tanınmış Kürt parti liderlerinin ‘İran’da İslam Cumhuriyeti’nin' kurulmaması için yaptıkları boykot çağrısı ile başladı ve günümüze kadar devam ediyor. Sadece 2021'in ilk iki ayında 100'e yakın Kürt aktivist tutuklandı. Kürdistan'ın hiçbir zaman huzurlu olmadığı ve İran İslam Cumhuriyeti ile sürekli bir çatışma içinde olduğu gayet açıktır. İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin açıklamaları ise güven verici ve tatmin edici değildir. 

Parti aktivistlerine yönelik yasaklar ve ceza davaları

İran’da 1981'de onaylanan Taraflar Kanunu'na göre parti faaliyetlerine ‘sadece İran İslam Cumhuriyeti'nin genel politikasına sadık olanlar için izin verilmektedir.’ Bu politika, İslam'ı onurlandırmak ve desteklemek, "iyiliği emretmek ve ahlaksızlığı yasaklamak" ile İslam Devrimi'ni ve değerlerini genişletmek, sürdürmek şeklinde tanımlanmıştır. Dini azınlıkların dini ve kültürel işlere karışmalarına izin verilir, ancak sadece İran’ın politikaları doğrultusunda olabilir.

Bu nedenle Tahran, genel olarak İslam Cumhuriyeti yönetimini eleştirdikleri için Kürt partilerinin faaliyetlerini tanımayı esasen reddetmektedir. Bu partilerin bazıları doğrudan İslam Cumhuriyeti’nin yönetim anlayışına karşıdır. Ayrıca Kürtler, Sünni eğilimleri nedeniyle genellikle dini bir azınlık olarak görülüyor, İran’a bağlılıklarını ispat etseler dahi siyasi parti kurmaktan men ediliyorlar. 

Nitekim İran yargısı son 42 yılda, Kürt partileriyle işbirliğinin hapis cezası gerektiren bir suç olduğunu açıkça ortaya koydu. 2008 yılında Uluslararası Af Örgütü, İran'daki Kürt siyasi gruplarına verilen destekle bağlantılı suçlamalar veya mahkumiyetler nedeniyle 300'den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Raporda, "İran Kürdistan Demokrat Partisi'ne göre, en az 200 kişi altı ay ile 20 yıl arasında hapis yatıyor" denildi. 

Yoksunluk ve yoksulluk

İbrahim Reisi, İran’ın Kürdistan’da her zaman refahı desteklediğini iddia ediyor. Ama İran Kürdistan’ında yaşanan acılar ve yerel sorunlar, Tahran’ın bölgede güvenliği baskın öncelik haline getirdiğini, bunun sonucunda ise Kürdistan'ın ülkenin en yoksul ve en yoksun yerlerinden biri olduğunu gösteriyor.

IranWire sitesi Rojhilat’taki gelişmelerin göstergelerini de analiz etti. Site, geçim kaynaklarını ölçmek için sefalet endeksini (enflasyonla çarpılan işsizlik oranı) kullandı. 

Aşağıdaki veriler, Kürdistan'ın son yıllardaki net resmini anlamamıza yardımcı oluyor:

  • Kürdistan yaklaşık %15 ile İran'da yedinci en yüksek işsizlik oranına sahip yer. Raporlara göre, iş alanı %40 ile 50'si resmi olmayan (kaçak yollar) sektörlerde. Bu nedenle, kolberi gibi işler (Sınır ötesi emek ve nakliye işleri) yaygındır.

  • İran İstatistik Merkezi'nin verdiği istatistiklere göre 10 kişi ve üzeri sanayi birimlerine sahip iller arasındaki tabloda Kürdistan, son altı arasında yer alıyor.

  • 2015 yılında Kürdistan'ın GSYİH içindeki payı yüzde 0,98. Bu veri ile ülkede 26. sırada yer almaktadır.

  • 2017'de Kürdistan'da kentsel hanelerin ortalama geliri ayda iki milyon tomanın biraz üzerindeydi. Sıralama 30. 

  • Kürdistan halkı gelirinin % 37,2'sini gıdaya harcıyor ve bu konuda ülke içinde ikinci sırada yer alıyor. Enflasyon açısından ülkede ikinci sıradalar.

  • 2017 yılında her 100.000 Kürtten 227’si, yoksunluğun göstergesi olan uyuşturucu suçlarından hapse atıldı.

İran İslam Cumhuriyeti’nin 42 yıldır vatandaşlarına bu şekilde davrandığı veriler ile göz önüne alındığında, Irak Kürdistanının (Başûr) güvenliğini ve rahatını aradığını nasıl iddia edebiliyor?

Irak'taki Kürt partileri

Tahran, İran’daki Kürt partileriyle bariz düşmanlığına rağmen, görünüşte Iraklı Kürt partileriyle dostane ilişkiler kurmaya çalıştı. Bu yakınlaşmanın sebebi iki ana konuyla ilgilidir:

1- Ortak düşmanın varlığı (bir zamanlar Saddam Hüseyin ve yakın zamanda IŞİD). Bu durum, Kürdistan Bölgesi temsilcisi Nazım Dabbagh tarafından İran yarı resmi ajansı Tasnim Haber Ajansı'na verdiği röportajda da doğrulandı.

2- Irak Kürdistan’ında daha fazla İsrail etkisinin önlenmesi ve Kürt bölgesi üzerinden Suriye ile Lübnan'a erişim. Bundan dolayı İran, iki Kürt lider Celal Talabani ve Mesud Barzani'ye her zaman özel destek verdi. 

Kürdistan Bölgesi'nde muhalefet figürlerine suikast

Araştırmalar İran’ın, Kürdistanı Bölgesi’nin güvenliğini garanti altına almak istemesiyle kalmayıp uluslararası ilişkilerden bağımsız olarak bölgedeki muhaliflere suikast düzenlemek için her fırsatı kullandığını da gösteriyor.

İranWire internet sitesi, daha önce İslam Cumhuriyeti'nin, Kürdistanı Bölgesi’nde gerçekleştirdiği suikastleri araştırmış ve muhalifleri ortadan kaldırmak için en fazla girişimin Kürdistan Bölgesinde meydana geldiğini tespit etmişti. Verilere göre 295 kişi öldürülmüş, 121 kişi ağır yaralanmış veya sakat kalmıştı. Düzenli suikastlar ise 1990'ların başında başlamış ve 1993 ile 1997 arasındaki dönemde zirveye ulaşmıştır. 

Son yıllarda ise İran Devrim Muhafızları Birliği, İran’a muhalif Kürtleri ve ABD’li personelleri katletmek amacıyla Kürdistan Bölgesi’ne çok sayıda füzeli saldırı başlattı. Devrim Muhafızları komutanları, bu saldırıları resmi olarak duyurmaktan da çekinmedi. 

İran’ın, son 42 yıldır Kürdistanı Bölgesini, Suriye ve Lübnan'a açılan bir kapı olarak kullanmak ve bölgedeki çıkarlarına göre şekillendirmek istediği açıkça ortadadır. Bundan dolayı Tahran’ın, İranlı Kürtlere yönelik tutumunun, İranlı olmayan Kürtlere yönelik tutumuyla aynı olmadığı öne sürülebilir.

Sonuç

İbrahim Reisi, Hoşyar Zebari ile görüşmesinde, "İran İslam Cumhuriyeti, Kürdistan'ın güvenliğini, refahını ve birliğini istiyor ve tüm Kürt grupların bir arada olmasını istiyor” dedi. 

'İran’ın son 42 yılda Kürdistan'ın güvenliğini ve refahını gözetip gözetmediğini ve Kürt grupları birleştirmek için adımlar atıp atmadığı’ sorusu ayrıntılı olarak inceledikten sonra şu bulgular ortaya çıkıyor: 

  • Tahran’ın, İranlı Kürt aktivistlerle ilişkisi, son 42 yıldır sürekli şiddet içeriyor. Bu durum silahlı çatışmayla başlayan, suikastler, tutuklamalar ve hapislerle devam eden bir ilişki şeklinde sürüyor. 

  • İran, hiçbir zaman Kürt partilerini tanımadı. Yasaya göre sadece Kürt parti temsilcilerinin aday olmasına izin vermiyor, aynı zamanda Kürt partilerine desteği bir suç eylemi haline getirdiler. Yüzlerce kişi bu suçlamayla hapis cezasına çarptırıldı.

  • İslam Cumhuriyeti'nin son 42 yıldaki politikası, Kürdistan'a ekonomik desteği ve kalkınmayı içermedi. Bu nedenle Kürdistan, İran'ın en yoksul bölgeleri arasında yer almaktadır.

  • İran ve Kürdistan Bölgesindeki Kürt partileri arasındaki ilişkiler, Saddam Hüseyin'in düşüşünden önce ve sonra olmak üzere iki aşamada değerlendirilmelidir. Saddam Hüseyin, Iraklı Kürt partileri ve İran’ın ‘ortak düşmanı olarak’ görüştü ve iyi ilişkilerin yolunu açtı. Ancak hükümetinin devrilmesi ve Mesud Barzani'nin Kürdistan’ın bağımsızlığını ilan etme hamlesiyle İran ve Kürdistan arasındaki ilişkiler düşmanca bir boyuta ulaştı. 

  • İran, son yıllarda Kürdistan bölgesi topraklarında muhalifleri defalarca katletti ve hatta zaman zaman Kürdistan'a füze saldırıları bile gerçekleştirdi.

  • İran, Kürdistan’ın bağımsızlığına resmen karşı çıktı. Haşdi Şabi milis grubunun, Kerkük’te Kürtlere saldırısını destekledi.

Dolayısıyla İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin, ”İran İslam Cumhuriyeti Kürdistan'ın güvenliğini ve rahatını ve tüm Kürt gruplarının birliğini ve bütünlüğünü istiyor" iddiası doğru ve içten değildir. 

Yukarıdaki veriler, istatistikler, yaşananlar ve siyasi gerilimler bu sözlerin "doğru olmadığını" teyit etmektedir.


 

Çeviri ve düzenleme: PeyamaKurd