image

PeyamaKurd- Kürt halkının tarihini bilenler, Kürtlerin içinde bulunduğu felaketten kurtulmanın yegâne çaresinin Kürt ittifakı olduğunu bilmelidirler. Özellikle içinde bulunduğumuz dönem bize, Kürtlerin ne kadar birlikte hareket etmelerinin zorunlu olduğunu gösteriyor.
 
Kürt parti, kurum, yazar ve aydınlarının, Orta Doğu’yu cehenneme çeviren Türkiye ve İran devletlerinin işgalinden kurtulmanın tek yolunun Kürt ittifakı olduğu gerçeği ile hareket etmeleri gerekmektedir.
 
Bu bakımdan kullandıkları üslup ve eylem tarzı çok önemlidir. Örgüt egoizmi çerçevesinde hareket etmek, kendi dışında bulunan siyasi yapılanmaları reddetmek veya “Hain“ ilan etmek Kürt halkının meşru mücadelesine zerre kadar faydasının olmadığı gibi, Kürtleri önü belli olmayan bir istikamete de mahkûm eder.
 
Dolayısıyla Kürtlerin artık örgütçü zihniyetten kurtulmaları ve ulusal çizgiyi esas almalarının zamanı gelmiştir. Kürt halkı bunu Kürt siyasilerinden talep ediyor. Aynı zamanda Kürtlere yardım etmek isteyen uluslararası camia da bunu talep ediyor.
 
Ne var ki; Kürt halkının içinden geçtiği bu hassas dönemi fark edemeyen, Kürt ve Kürdistan mücadelesinin bütün gelişmelerini kendi örgüt ve önderleri aynasında gören, “Reis’in“ Tabanına benzer bazı cahillerin mide bulandıran icraatları ile karşı karsıyayız. Aynen “Reis’in“ S-400’lerin Türkiye’de üretildiğine ve “Reis’in“ bütün dünyayı hizaya getirebilecek kudrette olduğuna inanan taban gibi...
 
“Bilinçsiz tüketiciye dönüşen güruhun reality şovu” 
 
İdeolojik ve fikirsel ölümler neredeyse eskiye döndürülemeyecek kadar acı bir durumdur. PKK’nin 4 parçada ‘Kürtlerin hakkını savunuyoruz’ gösterisi bir yana sözüm ona PKK taraftarlarının her gördüğü ürünün reklamına inanarak bilinçsiz bir tüketici gibi sürekli ona gösterileni alma konusunda işlenmesi birçok problemi de beraberinde getirmektedir. 
 
Dün Almanya’da bir grup PKK taraftarı ellerinde ‘Başkan Mesut Barzani ve Kürdistan Bölgesi’nin demokrasi yolu ile seçilen Yeni Başkanı Necirvan Barzani’yi ihanet ile suçlayan pankartlar’ ile reality şov yaparak kendilerinden kopmaya hazırlanan; insanların, camiaların, destekçilerin vb... kesimlerin ‘bizden olmayan mutlak suretle ihanetçidir’ taktiği ile tekrar ilgilerini çekmeye çalıştılar. 

Hem de 130 yıldan günümüze Kürt halkının özgürlük mücadelesinde ağır bedeller ödeyen Barzanileri suçlayarak...
Bu güruh sadece Barzani bölgesinden 8000 Barzani erkeğinin Saddam tarafından katledildiğini bilmeyecek kadar cahil durumdadır. 
 
“Kandil ve Rojava’da destek veren Barzani değil mi?” 
 

Barzani ailesinin PKK’ye yaptıkları yardımlar işlerine gelmeyen kesimler tarafından da gayet iyi bilinen bir gerçektir. Kandil’de PKK’ye yer veren de ABD’nin Rojava’ya giden askeri mühimmatların Güney sınır kapılarından geçerek DSG’ye ulaşmasına zemin hazırlayan da bizzat Kürdistan Hükümeti ve Barzani ailesinin kendisidir. 
 

Türk ordusunu Kürdistan’a Barzaniler sokmuş gibi gösterip onları ve onların bağımsızlık davasına gönül vermiş insanları ihanet ile suçlayan bu güruhun ya kendileri çok cahil ya da birileri bunları her zaman olduğu gibi algı yaratmaları adına sokağa salıyor. 
 
“PKK doğru, Barzaniler ihanetçi algısı”
 
PKK’nin fanatizm boyutuna ulaşmış destekçileri Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin hassasiyetlerine saygı gösterelim, 40-50 bin Kürt gencin Rojava’da ölmesine rağmen ‘Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyalım’ açıklamasına hiçbir tepki göstermezken, Barzanilerin diplomatik stratejilerini eleştirmeleri, onları ihanetçi gibi lanse etmeleri abesle iştigalden başka bir şey değildir. 
 
Bu hususta bir diğer konu ise son günlerde sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve yazılar. PKK kanadına yakın kesim ve kişilerin AKP’ye yakınlaşma senaryoları tekrar faaliyete sokulmuş gibi duruyor. 
 
Hatırlanacağı üzere ABD, Türkiye’nin Rojava’da Kürtlere karışması durumunda sizi ekonomik olarak çöküntüye uğratırız demiş aynı zamanda Türkiye (NATO kurallarına rağmen) S-400 konusunda ABD ile rekabete girmeye çalışmıştı. 
 
“Bir PKK taktiği: Gizli bildiriler” 
 
İstanbul seçimlerinde başarısız olan AKP, Kürtleri kaybettiğini anladı ve hemen akabinde Erdoğan’ın direktifi ile Öcalan jokerini masaya vurarak tüm kartları alırız rahatlığı ile hareket etti. Fakat AKP, bu jokerin işlevini yitirdiğini, Kürtlerin Öcalan’dan bağımsız da hareket edebildiğini gördü. 

 
Almanya’da yapılan söz konusu yürüyüşü siyasi bakımdan okumak zor olmasa gerek. PKK zor durumlarda önce Avrupa’da algı yoklaması yapmak için kendilerine destek veren dernek, oluşum, kurum ya da kişileri gizli bildiriler ile sokağa toplar ve bu tarz pankartları açarak yürüyüş yapmalarını ister. Daha sonra gelen geri dönüşleri teraziye koyarak tartar ve ona göre ikinci bir strateji geliştirir. Bu, PKK’nin bir örgüt taktiğidir. 
 

PKK, Kürtlerin bir araya gelme çabalarına ket vuran bu grubun böyle davranmasına zemin hazırladığı için Kürt halkına bir açıklama yaparak özeleştiri vermelidir. PKK mantığında özeleştiri normal bir durumdur. Hareketin şeffaf olması için bunu kendi üst kadrolarının da yapması gerekmelidir.
 
Bu arada, Güney’in göbek bağlayan çakma müşavir ve gazetecilerin de kabul edilemez bu konuda nasıl tavır alacakları ya da nasıl bir yol sergileyebilecekleri de merak konusu...