image

PeyamaKurd - Bugün Türkiye’de yayın yapan Yeni Şafak gazetesinde , “10 ülkeye 5 dilde gazete” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde Albayrak Medya’nın, yurt dışından Türkiye’ye gelen öğrenci sayısını arttırmak için Yeni Şafak Üniversite Gazetesi’ni hazırladığı ifade edildi. Azerbaycan Türkçesi, Kazakça, Arapça, İngilizce ve Soranice olmak üzere 5 dilde hazırlanan Üniversite Gazetesi, 10 ülkede dağıtılıyor.

‘Türkiye’nin Soranice hamlesi yeni bir plan mı?’

Türkiye bundan iki yıl öncesine kadar Kürdistan Refarandumu’nda yürüttüğü politikalar ile öyle bir algı yaratmıştı ki sanki, ‘Kürtlerin devlet olması, bütün dünyanın siyasal sistemine bozacaktı.’ Türklerin sadece gündem kardeşi olan Kürtler, herhangi bir hak talebinde bulunduğu an karşısında ilk olarak yine Türkleri bulmakta.

Bugün Yeni Şafak gazetesinde çıkan “10 ülkeye 5 dilde gazete” başlıklı yazıda beş dilin içinde Soranice de geçmekteydi. Yeni Şafak gazeteyi ‘Üniversite Gazetesi adı altında çıkartarak 10 ülkeye servis edecek.’ Referandumda sınır kapısını kapatırız aç kalırlar diyen bir Türkiye şimdi iktidar destekli, yandaş Yeni Şafak gazetesinin ‘Soranice dilinde çıkacak gazetesine’ tepki vermiş değil.

Bu durum akıllara, “Türkiye’nin Soranice hamlesi yeni bir plan mı yoksa Soranice ticari bir meta olarak pazarda kullanılacak bir ürün haline mi dönüştürülecek?’” sorusunu getiriyor.

Son günlerde ortaya atılan iddialardan bir tanesi de, “Yeni Şafak gazetesi sahipleri olan Albayraklar grubu İstanbul'da belediyelerden toplam 33 ihale aldığı yönünde.” Hatta Yeni Şafak yazarı Ömer Lekesiz dün, ‘Kürt illerinde Belediye başkanları atama ile gelsin’ diye bir köşe yazısı yayımladı.

1970 yılında KDP ve BAAS rejimi arasında 11 Mart Otonomi Anlaşması imzalanırken Türkiye, Kürdistan’ın güneyine sadece 'Soranca' eğitiminin yapılması "önerisinde" bulunmuştu. Fakat bu plan tutmadı. 50 yıl sonra bugün Albayrak Grubun arkasındaki iktidar, Güney Kürdistan ile stratejik ve siyasi ilişkilerinde, Kuzey Kürtlerini susturma ve AKP'li olmalarını esas aldı fakat bu plan da tutmadı.

‘Mesud Barzani’ye karşı sözde en net uyarıları yapan yayın organı!’

Hatırlanacağı üzere, Yeni Şafak Kürdistan Referandumu zamanında yaptıkları haberler ve attıkları başlıklar ile Mesud Barzani ve Kürdistan’a yönelik düşmanca politikasını açıkça belli etmişti. Hatta Yeni Şafak gazetesi resmi Twitter hesabından (21 Eylül 2017) ‘Yeni Şafak Barzani’nin ‘Bağımsız Kürdistan’ girişimi karşısında en net uyarıları yapan yayın organı oldu’ haberini paylaşmıştı. Bugün aynı şafak gazetesini Soranice de basacak. Dikkat edilirse gazete Kurmancî değil, Soranice basılacak. Bunun amacı da yurt dışına açılacak olması olarak belirtiliyor.

 Peki neden Kurmancî değil de Soranî? Cevap açık ve net: Kürtlerin çoğunluğu Kurmancî konuşur ve Latin alfabesi kullanır. Bu da Kürtlerde milli bir uyanma yaratabilir.

‘Sözde Kürt entelektüeller de bu aralar piyasadalar’

Bu grift yapının bir diğer ilginç durumu ise Kürdistan’ın güneyinde bulunan bazı ithal akademik entelektüellerin, tekrar piyasada alıcıya çıkması. Para karşılığı Doğu Blokundan (Rusya) diploma sahibi olan bu akademik entelektüeller Türkiye seviciliği hakkında tüccarlık yapmaya başlamışlar. Bu güruh içinde yer alan kimi akademisyenler son zamanlarda, ‘Hiç olmazsa Türkiye, gümrük kapısını bize kapatmadı’ türünden mesnetsiz açıklamalar yaparak, Kürtler hakkında söz hakkı almaya girişmekteler.

‘Türkiye referandumda bize gümrük kapısını kapatmadı’ diyen Sovyet kırıntısı sol taban akademisyenler, bu sözleri ile aynı zamanda 16 Ekim ihanetine de onay vermiş oluyorlar.

Erdoğan 16 ekim ihanetinden hemen sonra, ‘Gümrük memurlarını TSK eşliğinde Silopi’ye yerleştirip, İbrahim Halil Gümrük kapısını Bağdat’a teslim etmenin yollarını arıyordu.’ Gümrük kapısı meselesi gündemde iken dönemin Başbakanı Binali Yıldırım şu ifadeleri kullanıyordu: “Bu sabah itibari ile Habur merkezi hükümete teslim edildi. Bundan sonra gümrük kapısından geçişindeki bütün kontroller, Irak Hükümeti tarafından yapılacak. Önümüzdeki kısa vadede ise ayrı bir koridoru da devreye alacağız.” Yani 90lı yıllarda devreye sokulmak istenip bir türlü faaliyete geçirilemeyen aynı zamanda bypass eden Ovaköy projesi.

Geçtiğimiz günlerde Mevlüt Çavuşoğlu da Erbil ile ilişkilerimizi normalleştireceğiz açıklamasında bulunmuştu. Tüm bu olaylar yukarıda da belirttiğimiz gibi;

Akıllara, “Türkiye’nin Soranice hamlesi yeni bir plan mı yoksa Soranice ticari bir meta olarak pazarda kullanılacak bir ürün haline mi dönüştürülecek?’” sorusunu getiriyor.