image

PeyamaKurd - Rojava Kürtleri, her taraftan kuşatılmış durumda. Rojava'daki iç ayrılıklar ise bu kuşatılmış durumda ayrıklığa zemin hazırlmamış. Peki Kürtler, uygulanabilir bir özerklik oluşturma çabalarını birleştirmeye hazırlar mı? 

Al-Monitor’de "Suriyeli Kürtler savaş bölgesinde hala tanınmayan hakları için mücadele ediyor” başlıklı bir analiz yayınladı. Şivan İbrahim’in imzasını taşıyan makalede, ‘Kürtlerin, Suriye’deki iç savaşın yükünün ağırlığını taşıdığı, terör örgütü IŞİD ile savaşa rağmen bölgede istikrarlı bir yapı oluşturdukları fakat ‘Özerklik’ taleplerinin Şam tarafından kabul edilmeyerek ‘askeri tehdide’ vardığı, müttefik güçlerin de Kürtlere karşı yetersiz davrandığı’ ifade ediliyor. 

‘Kürtler ve bölgede yaşananlar'

Kürtler uzun zamandır Suriye iç savaşının ağırlığını taşıyor. Kürtlerin yaşadığı yerler, Suriye rejimi  ve Türkiye’nin desteklediği muhalefet gruplarının yanı sıra çeşitli milisler ile askeri gruplara da ev sahipliği yapıyor. 

Keza Rus güçleri de belirli Kürt bölgelerine konumlanmış, aynı biçimde ABD askeri de kendi üsleri kurmuş durumda. Yaşanan bu gelişmelerin bir sonucu olarak Kürtlerin ana omurgasını oluşturduğu ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG), terörizmle mücadelede uluslararası koalisyonla ortaklık kurdu.

Güvenli bölge oluşturma çerçevesi altında ABD bölgeden, Ekim ayında kısmi bir geri çekilme gerçekleştirdi. Birkaç gün sonra Türkiye, Rojava’nın Grê Spî ve Serêkaniyê bölgelerinde ‘Barış Pınarı’ adını verdiği operasyonlar başlattı. 

Fakat gi çekildiğini açıklayan ABD, Kasım ayında Rimelan’dan Deir ez-Zor'a uzanan petrol kuyularını korumak için yeniden bölgede konuşlandı

Türkiye’nin desteklediği gruplar ile yaptığı ‘Zeytin Dalı’ ile ‘Barış Pınarı’ gibi operasyonlar sonrası Kürtler, topraklarını kaybetti, yüz binlerce vatandaş Kürt bölgelerinden göçmek zorunda kaldı. Binlerce Rojavalı Kürt, diğer Kürt bölgeleri ile Türkiye ve Avrupa'ya kaçtı. Ama en önemli nokta ise özellikle IŞİD’e karşı savaşta binlerce Kürdün hayatlarını kaybettiği. 

‘ENKS ve PYD arasındaki bölge ilişkisi’

Yaşanan bu gelişmelerde, Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS), Suriye muhalefeti organı içinde bağımsız bir statü ederek, Cenevre’deki  Suriye Anayasa Komitesi'nde temsil hakkı da elde etti. 

Diğer yandan, ENKS ile Demokrat Birlik Partisi (PYD) arasında Kürt bölgelerinin idaresi konusunda var olan çatlak genişledi. ENKS, milliyetçiliği Suriye'deki Kürt meselesine bir çözüm olarak görürken, PYD ise kantonları savunuyor. 

Mayıs ayında İngiltere ve Fransa, Kürtlerin yakınlaşması için bir girişim başlattı ancak girişim başarısız sonuçlandı. 

Kürdistan Demokrat Partisi-Suriye (KDP-S) üyesi olan Nashat Zaza, Kürtlerin Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın destekçileri ile muhalifleri arasında bölündüğüne inandığını ifade ederek, “Kürtler arasındaki bu sürtüşme siyasi duruşu baltalayarak federasyon projesi şansını da öldürdü” diyor. 

‘DSG’nin politik ve popüler konumu zayıfladı’

Zaza yaşananlara ilişkin konuşarak şu açıklamalarda bulundu: “Suriye Demokratik Güçleri çeşitli Kürt bölgelerini kaybetti ve müttefiklerinden hiçbir askeri destek görmedi. Rejim ise destek verirse SDG'nin teslim olmasını istiyordu. Ayrıca Türkiye ve desteklediği gruplar bölgede etnik temizlik politikası uyguladılar. 

Bu hadiseler yaşanırken Kürtler, kendilerini hem sahada hem de siyasi olarak yeniden dönüştüremediler. ENKS’nin müzakere organında yer alması ve [Anayasa Komitesi] üyeliği, SDG'nin bölgedeki politik ve popüler konumunu da zayıflattı. 

Artık Kürt bölgelerinin geri kalanını kurtarmak ve Kürt halkının haklarını savunmak için yakınlaşma konusunda iyi bir fırsatımız var. SDG Komutanı Mazlum Kobane, Kürtler arasında gerçek bir ortaklık için uluslararası çabalar sarfetmelidir.” 

‘Şam, özerk yönetimi tanımayı reddediyor’

Rojava olarak bilinen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi, siyasi kazanç elde etme çabalarını sürdürüyor. Fakat Şam rejimi, özerk yönetimi tanımayı reddediyor ve sadece Yasama Kararı 107. madde uyarınca ademi merkeziyetçiliği savunuyor. Esad rejimi ayrıca,  Kürtler, askeri güç kullanmakla da tehdit etti .

Geçtiğimiz Aralık ayının son günlerinde bir Rus heyeti ile Suriye hükümetinin temsilcileri, PYD ve bölgede ileri gelen Kürt temsilcileriyle bir araya geldi .

Özerk yönetim ile Şam’ın politikalarının görüşüldüğü bu toplantıda, özerk yönetim ile Şam arasındaki anlaşmazlık genişlemeye devam etti. Kürt kanadı Kürt sorununun çözülmeden Suriye’deki meselelerin bir çözüme ulaşmasının mümkün olmadığını defalarca vurguladı. 

‘Kürtler kendi kendilerini yönetti, anayasa Kürtlere gerekli hakları vermeli’

PYD’nin üst düzey yetkili isimlerinden biri olan  Fawza Yusuf, Kürtlerin son dokuz yılda büyük başarılar elde ettiklerini belirterek şöyle devam etti:

Kürtler bölgelerini IŞİD terör örgütünden koruyorlar. Kürtler; Araplar, Süryaniler ve Ermeniler dahil olmak üzere Rojava’nın kuzey ve doğu bölgelerindeki tüm bileşenlerin de katılımıyla kendi kendinlerini yönettiler. Kürt bölgesinin tüm bileşenlerini temsil eden SDG, Suriye topraklarının %30'unu terörist güçlerden kurtardı. Kürtler demokratik bir model oluşturdu ve tüm kurumlarda kadın-erkekler arasında tam eşitlik, inanç, anadil özgürlüğü ile bölgede büyük bir sivil başarı sağladı.” 

“Tüm bileşenlerin haklarını garanti eden merkezi olmayan bir devlet talep ediyoruz” diyen PYD’li Yusuf şöyle devam etti: “Anayasanın Kürtlere gerekli haklarını vermesini istiyoruz. Suriye yapısal bir krizden mustariptir ve sorunlar, basit reform önlemleriyle çözüme kavuşmayacaktır. Mevcut siyasi rejim radikal bir değişim gerektiriyor. Nesnel ve öznel koşullar bugün bu tür değişiklikler için her zamankinden daha keskin. Ama yakın gelecekte ciddi adımlar atılacağı konusunda iyimserim.” 

Çeviri | PeyamaKurd