image

Kürdistan Referandumu zamanı Mesud Barzani’nin emekliye ayrılması gerektiğini söyleyenler, Barzani’ye etmediğini bırakmayanlar, Barzani’yi açlık ile tehdit edenler şimdi Barzani ile yeni bir sürece mi girecek? Bu iddia doğru bile olsa Kürt halkı, bu durumdan hoşnut olmayacak ve sahnelenen tiyatroyu en ön sıradan izleyecektir. Çünkü Kürtler apolitik değil, en küçüğünden en büyüğüne doğuştan politik hislerle donatılmış bir halktır.

 

PeyamaKurd - Türkiye’nin gündemini yaklaşık 6 aydır meşgul eden seçimler, YSK’nın İstanbul kararı ile beraber Türkiye’nin birçok gündem algısının da bu eksen üzerinden şekillenmesine zemin hazırladı. Seçim öncesi söylenen sözler, seçim sonrası hiç söylenmemiş ve üzerinden politika üretilmemiş gibi lanse edildi.

İktidar kanadının “Beka meselesi, Kürtleri terörist olarak lanse etmesi, def olun Kürdistan’a gidin” gibi sert sözleri Türkiye’nin büyük bir bölümünde hegemonyalarını kaybetmelerine ve sudan çıkmış balığa dönmelerine sebep oldu. Gündem ‘Def olun Kürdistan’a gidin’ sözlerinden MHP’li Bahçeli’nin, “Öcalan avukatları ile görüşebilir sözlerine, oradan da Öcalan’a ait olduğu iddia edilen mektuba kadar” politik bir evreye doğru ilerledi. Hatta bu yetmedi Barzani ve Öcalan ile beraber yeni bir sürecin başlayacağı da öne sürüldü.

‘Devletin fast thinker’leri iş başında’

Geçtiğimiz gün kamuoyuna iktidarın en kıdemli ‘fast thinker’lerinden (devlet eli yetiştirilmiş ve karmaşık algı yöntemi ile iktidar lehine uzmanlık yaparak, halkı devlet kanadına çeken televizyon konuşmacıları ve gazeteciler) biri olan Nagehan Alçı’nın bir yazısı servis edildi. Söz konusu yazıda Alçı, “Cumhurbaşkanlığının yeni bir süreç istediğini fakat bu sürecin çözüm süreci olmayacağını fakat Barzani ve Öcalan’ın ön planda olacağını” iddia etti.

31 Mart seçimlerinde HDP’ye oy verenleri terörist ilan edecek derecede azgın bir parametreye ulaşan iktidar ve destekçileri, seçimden aldıkları ağır darbeden sonra en büyük kozları olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kaybetmemek için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) gizli kapılar arkasından yaptıkları baskı ile çıkan sonuçları ‘Çaldılar’ kılıfı adı altında iptal ettiler.

Seçimin iptali ve 23 Haziran tarihine kadar geçen süre içinde ise Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yaveri Devlet Bahçeli, Kürtlerin oylarını geri kazanmak için ‘Öcalan’ faktörünü devreye sokarak şanzımanı bozulmuş motoru tekrar çalıştırmayı denediler. Önce Öcalan ile yapılan görüşmeler ardından da onu izleyen açıklamalar gösterdi ki “Kürtler kendini satacak bir halk değil. Kürtler sadece, kendisini ezmeyecek, değerlerini aşağılamayacak, benliklerine saygı duyacak ve ucuz yöntemlerle kendilerini kandırmayacak bir yapıdan medet umuyorlar.”

‘Kimdir bu karanlık adam?’

Durum böyle iken; ortaya farklı bir koz olarak Abdullah Öcalan’a ait olduğu iddia edilen bir mektubun varlığı ortaya atıldı. Seçime günler kala Öcalan’a ait olduğu iddia edilen bu mektupta ‘HDP’nin yani İstanbul’da AKP’ye kök söktüren Kürt kökenli değil, KÜRT halkının’ tarafsız kalması çağrısı yapılıyordu. Söz konusu mektubu kamuoyuna açıklayan ise Kuva-i Milliye’nin katı savunucularından biri olan Dr. Ali Kemal Özcan idi. Bu karanlık zat, 2008-2009 yılları arasında Kürdistan Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak görev yapmak istiyordu fakat bu adamı yakından takip eden isimler daha göreve başlamadan Kürt gençlerini devletleşme ve ulusallaşma fikrinden alıkoyduğunu fark etti ve Kürdistan’ın kutsal topraklarından def ettiler.

‘Öcalan kozu tutmadı, Barzani’yi deneyelim’

Nagehan Alçı çok ciddi bir iddiada bulunarak, “Çok güvendiğim güvenilir kaynaklardan teyit aldığım çözüm süreci değil. Çünkü devlet, çözüm sürecinin psikolojik olarak çok yıpratıldığını, manipülatif hale geldiğini düşünüyor haklı olarak, ama yeni bir süreç Öcalan’ın da devrede olacağı ve arada çözüm sürecindeki aktörlerin olmayacağı yeni aktörlerin olacağı bir süreç. Burada da Erbil yönetiminin, Barzani yönetiminin rolü olacak” sözlerine yer verdi.

Öcalan kozu tutmayan AKP’nin, Kürtleri tekrar kazanmak için bu defa gülünç biçimde Barzani’yi öne sürerek yeni bir süreç olacakmış gibi algı yaratması artık malulen emekli olma vaktinin açıkça bir göstergesidir. Yani AKP’nin, “Öcalan olmadı Barzani’yi deneyelim” düşüncesi tamamen Kürtleri kurbanlık kuzu olarak görmekten başka bir şey değildir.

‘Öcalan ve Barzani elinden geleni yapmıştı’

Çözüm süreci iddiaları gerçeği yansıtmayacak şekilde ortadadır. Bu algı operasyonu sadece İstanbul seçimleri ve kaybedilen koltukların yeniden kazanımı için sistematize edilmiş bir gündem yaratma zinciridir. Hatırlanacağı üzere Abdullah Öcalan’ın 2013 Newroz’unda okunan mektubu ile beraber başlayan çözüm süreci, Erdoğan’ın 28.07.2015 tarihinde kullandığı, “Milli birliğimize ve kardeşliğimize kast edenlerle çözüm sürecini devam ettirmek mümkün değil” sözleri ile son buldu.

Hatta daha yakın bir tarihe gidersek bundan yaklaşık bir ay önce Erdoğan, Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından yeni çözüm süreci iddialarına şu sözler ile cevap vermişti, “Çözüm süreci diye bir şey söz konusu değil.”

Abdullah Öcalan ve Başkan Mesud Barzani çözüm süreci zamanında elinden geleni yapmış, çözüm sürecinin bitmesinin birçok probleme zemin hazırlayacağını belirtmişlerdi. Başkan Mesud Barzani kendi bölgesi dışındaki gelişmeler müdahil olmak istememesine rağmen çözüm sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için gereken rolü de üstlendi. Fakat çözüm sürecini bitiren ise Erdoğan ve AKP iktidarının kendisi olmuştu. Nagehan Alçı’nın Barzani’yi öne sürerek ortaya attığı yeni bir süreç iddiası tamamen yeniden kurgulanmaya hazırlanmış tiyatro sahnesinden başka bir şey değil. Neçirvan Barzani’nin seçime yakın bir tarihte İstanbul’u ziyaret etmesinin ise şu anda herhangi bir açıklaması yok. Kimleri etkilemek ya da gerçekten birilerini etkilemesi için mi geldi o da bilinmiyor.

Kürdistan Referandumu zamanı Mesud Barzani’nin emekliye ayrılması gerektiğini söyleyenler, Barzani’ye etmediğini bırakmayanlar, Barzani’yi açlık ile tehdit edenler şimdi Barzani ile yeni bir sürece mi girecek? Bu iddia doğru bile olsa Kürt halkı, bu durumdan hoşnut olmayacak ve sahnelenen tiyatroyu en ön sıradan izleyecektir. Çünkü Kürtler apolitik değil, en küçüğünden en büyüğüne doğuştan politik hislerle donatılmış bir halktır.

‘Nagehan, Özcan’a kefil olmuştu’

Hatırlanacağı üzere Nagehan Alçı, Öcalan ile görüşen Ali Kemal Özcan’a da geçen günlerde kefil olmuş ve, “Mektubun sadece 23 Haziran seçimi bağlamında değerlendirilmemesi gerektiğini, Kürt meselesi açısından da önemli bir aşama olduğunu” iddia etmişti.

Türkiye’de eşi Rasim Ozan Kütahyalı ile beraber iktidarın bir numaralı kalemşörleri olarak bilinen Nagehan Alçı’nın bu iddiaları neye dayandırdığına inanmak için üst düzey apolitik olmak gerekli. İslami iktidarın destekçilerinden olan ikiliden Rasim Ozan Kütahyalı’nın geçtiğimiz aylarda sosyal medyaya yayılan bir videoda ramazan ayında alkol aldığı görülmüştü.

Toparlayacak olursak; Kürt halkının bu tarz algı oyunlarına riayet etmemesi ve Kürt halkının temel sorununa odaklanması gereklidir. Sahnelenen bir tiyatronun nabız yoklamasıdır. Ne Barzani’nin Türkiye ile bir diyalog süreci vardır ne de Kürt halkının AKP ve Öcalan’dan yeni bir çözüm sürecine ilişkin beklentisi.