image

PeyamaKurd Özel - Türkiye’nin Ocak 2018’de Zeytin Dalı operasyonunu başlatılmasından kısa bir süre sonra, bölgede ve özellikle Efrin’de kültürel yıkım ve yağma olayları fazlası ile yaşanmaya başladı. Türk hava operasyonları “M.Ö. bin yılında yılda inşa edilen ‘Ayn Dara Tepesi’ne büyük zarar verdi.’

Efrin'de, ulusal miras listesinde Teklike Kalesi, Ayn Dara Tepesi, Cinderus Tepesi, Antik Tiyatro, tarihi köprü ve Nabi Huri tarihi bölgesi bulunuyor. 

Gerçekleri denetleme, açık kaynaklı istihbarat ve araştırmacı gazetecilik web sitesi Bellingcat, Türkiye’nin saldırıları ve yerel çetelere verdiği destek sonucu Efrin’deki kültürel yapıların talan edildiğini, hırsızlık olaylarının yaşandığın, bölgenin demografik yapısının değiştirildiği belgeler halinde rapor şeklinde yayımladı.

PeyamaKurd, Bellingcat web sitesindeki söz konusu raporu sizler için derledi. Türkiye’nin, Kürt halkına yönelik yapılan zulümlere nasıl göz yumduğunu ve bizzat işin içinde olduğunu belgeleyen araştırma şu şekilde.

‘Rapor, Türk hava saldırılarının zararlarına atfedildi’

ASOR (Amerikan Doğu Araştırma Okulları) Kültürel Miras Girişimleri, yaşananlara ilişkin bir rapor yayınladı ve ortadaki hasarı detaylı bir şekilde ortaya koydu. Raporda, Türk hava saldırılarının verdiği zararlara atfedildiği” sonucuna varıldı. Türk destekli militanlar, tiranlıktan kurtuluşu simgeleyen Kürt folklorundan bir kahramanı betimleyen sembolik  Kawa heykelinin  yıkımı ile yaptıklarını doruk noktasına ulaştırdı.

ASOR raporları 4 ay boyunca devam etti ve benzer iddiaları izlemeyi sürdürdü. Bu raporların yayımlanması Mayıs 2018'de bilinmeyen sebeplerle sona erdi. Söz konusu bu araştırma makalesi ve analizi ise; Türkiye'nin Zeytin Dalı operasyonu ile Efrin’deki mezarlıklar, dini mabetler ve diğer kültürel alanlara uyguladıkları saygısızlık ve imha olayları hakkında toplanan verileri daha fazla araştırmayı ve genişletmeyi amaçlamaktadır.

Burada incelenen zararlar, Türkiye ile yerel ortak güçleri tarafından Efrin ve sakinleri için yapılan suiistimallerin sadece bir kısmını oluştururken, bu tür olaylar OSINT teknikleri kullanılarak uzaktan doğrulanabilir ve belgelenebilir şekilde sizlere sunulmuştur.

‘Efrin’in demografik yapısı değiştirildi’

Efrin, zeytin endüstrisi ile ünlüdür. Bölgenin yaklaşık 200.000 olan nüfusu savaş öncesi neredeyse tamamen Kürt etnik kökenliydi ve sadece küçük bir Arap azınlığı, çoğunlukla güneyde yaşıyordu. Fakat Efrin'in asıl sakinlerinin yanı sıra birçok kişi de Suriye'yi son sekiz yılda terk ettiği için, bölgenin demografik yapısı değiştirildi.

Son yıllarda Efrin oldukça seküler bir üne kavuşmuştu. Suriye Kürtlerinin, Orta Doğu'daki Siyasi Partiler ve Kimliklerinin yazarı olan tarihçi Harriet Allsopp'a göre bölge, ülke çapında en az camiye sahipti ve sakinleri tipik olarak dini sözleşmelere sıkı sıkıya bağlı değillerdi. Ancak Efrin; Sufi, Ezdi, Alevi ve Hıristiyan topluluklarına da ev sahipliği yapıyordu. Bölgedeki Sufiler, Ezdiler ve Aleviler kırsal kesimdeki, şeyhlerin ve kutsal figürlerin mezarlarını da koruyordular.

Dinleri ve kimlikleri Baasçılar tarafından tarihsel olarak bastırılmış olsa da, 2012 yılında rejimin bölgeden çekilmesi, Efrin'deki Ezdilerin dini ve siyasi faaliyetlerinin hareketlenmesine zemin hazırladı. Bu hem eğitim hem de toplumu örgütlemek için faaliyet gösteren Ezdi Derneği gibi kuruluşların faaliyetleri sonucu gelişti.

Muhtemelen Suriye'deki tek Kürtçe konuşan Alevi cemaati olan Efrin'deli Aleviler, son birkaç yüzyıl önce gelmiş ve Anadolu'daki zulümlerden kaçmıştı. En son akın, 1938 Dersim isyanının ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin yaptığı katliamlar sonrasında yaşanmıştı. Efrin'in Alevileri, merkezi bir konumda bulunan Maabatlı’nın alt sınırları içinde yaşıyor. 

‘PYD’nin Öz Yönetim Modeli’

Arap rejimleri uyguladıkları politikalar ile Alevi halkının inancını ve kültürünü kaybetmesine zemin hazırlıyordu. Fakat Efrin’deki Ezdilerin deneyimlerine benzer şekilde, Aleviler’in de PYD'nin “Öz Yönetim Modeli” projesi kapsamında özgürce ve inançlı bir şekilde örgütlendikleri, serbest yaşadıkları ve pratikte yaşama katıldıkları açıkça görülüyor.

Mart 2018'den bu yana, Efrin'in demografik yapısı muazzam değişikliklerden geçti. Olive Branch gözlemlerini şöyle anlatıyor: “Rejim ve Türk operasyonlarının başlamasından sonra bölgenin yaşayanlarının büyük bir kısmı kaçtı. Hemen ardından Türkiye'nin Sünni Arapları terkedilmiş evlere ve yeni inşa edilen kamplara yeniden yerleştirme popülasyonu gelişti. Bu durum içerisinde, kültürel bölgelere yönelik yıkım olayları da meydana geldi. 

‘Zeytin ve kutsal sayılan ağaçlar dahi kesildi’

Efrin'deki Kürt kaynaklar, 5 Aralık 2018'de Şeyh Hamza tapınağındaki büyük bir türbe ağacının kesildiğini açıkladı.

 

100 yaşın üzerinde olduğu bildirilen meşe ağacının, Zerê Bilbil köyü yakınlarındaki dini tapınağın önemli bir parçası olduğu bildirildi. Ağacı kesmek için amacın ne olduğu belirsizdi, ancak odun karaborsasında kâr elde etmek için çok sayıda zeytin ağacının da dahil olmak üzere bölgenin ağaçlarını yasadışı yoldan kesen militan gruplar vardı. Suriye’de muhalefet yanlısı haber sitesi Enab Baladi, bu durumu Ocak 2019'da doğrulayarak , yerel çetelerin yanı sıra Türk destekli örgütlerin de suçlu olduğunu kanıtlayan röportajlar verdi.

‘YPG şehit mezarlığı talan edildi’

Efrin’de bulunan yerel aktivistler Şubat 2019’da, Kutsal bir ağacın kesildiğini ve çevresindeki mezarlıkta en az bir mezar taşının yıkıldığını gösteren resimler yayınladılar. 

Ayrıca Şubat ayındaki Türk bombardımanından zarar gören YPG Şehit Seydo mezarlığı, geçtiğimiz üç ay içinde daha da şiddetli talanlara maruz kaldı. YPG mezarlıklarından biri olan Şehit Seydo mezarlığı, Cinderes’in kuzeyinde 2015 yılında inşa edilmişti. Mezarlığın dış tarafı Şubat ayında, Türkiye ve müttefikleri tarafından bombalama ve saldırılara maruz kalarak büyük zarar görmüştü, mezarlığa yönelik saldırıları ne amaçla yapıldığı ise hala anlaşılmış değil.