image

PeyamaKurd - Kedi, mülayim ve saldırgan bir hayvandır. Ama yeri dar olduğunda, canı acıdığında ve ölüm korkusu içine düştüğünde saldırgan olur. 

Bugün İran devletinin durumu da bir kedi gibidir, her yer ona dar olmuş durumda. 

Lübnan, Suriye ve Yemen’de büyük darbeler yiyor ve geriliyor. Buradan umduğunu bulamayan İran, öcünü almak ve acısını dindirmek için bu sefer Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde türlü dolaplar çeviriyor, provokasyonlar yaratıyor. Böylece acısını Kürtler, Amerika ve Uluslararası Koalisyon’dan çıkarmak istiyor. 

Haşdi Şabi ve Irak Hizbullahı gibi İran yanlısı örgütler son zamanlarda özellikle Bağdat çevresinde roketler ile ABD ve koalisyona saldırıyorlar. Bu saldırıların arkasında İran’ın olduğu gayet açık şekilde bilinmektedir ve hedefleri de gayet açıktır. İran, bu saldırılar ile Irak’ı, Afganistan gibi istikrarsızlaştırarak ABD ve uluslararası koalisyonu bu konuda bir şey yapamaz noktasına getirmek istiyor. 

Bu, İran’ın başat amaçlarından bir tanesidir. Fakat diğer yandan İran, çok uzun zamandır 16 Ekim kliki ile Erbil, Süleymaniye ve Duhok’ta terörist eylemler icra ederek Kürdistan Bölgesi Hükümeti’ni sıkıntıya sokmak için uğraşıyor. 

Rojava’daki partilerin yakınlaşması ve uluslararası girişimler de Türkiye ve İran’ın saldırıları sonucu doğan olağan bir gelişmedir. 

Ayrıca KDP ve KYB 11 Ağustos 2020’de Hoşyar Zebari ve Bafil Talabani liderliğinde Dukan’da bir toplantı gerçekleştirdi ve taraflar birkaç madde üzerine uzlaşmaya vardı.İran, KDP ve KYB’nin arasının iyi olmasını istemiyor. İran’ın saldırgan politikası ve provokasyon girişimleri de birinci sıradaki konular arasında idi ve taraflar bu konuyu da ele aldı. 

Her ne kadar 16 ekim grubu İran’ın eski ortağı olsa da KDP ve KYB’Nin yakınlaşması İran’ı korkutuyor. 

El Kaide’nin eski üyesi Soran Omer’in provokasyon ve oyunları da İran’a hiçbir şekilde fayda sağlamadı ve başarılı olamadı. 

İran Kürdistan Hükümeti, KDP ve Barzanilere alanı dar etmek ve hedefine ulaşmak için her türlü yolu ve yöntemi deniyor, her türlü dolabı çeviriyor. 

Şimdi de Qeladize ve Ranya gibi ilçelerde -İran sınırı üzerindeler- PKK ve Kandil yolu ile hükümete karşı sahte bir organizasyon düzenlemek için bölge halkına çağrı yaptırdılar. 

Bu çerçevede iki gün önce (12 Ağustos) PKK ve Kürdistan Bölgesi’nde PKK’nin yeni nesli olarak görev yapan kişiler Goran Hareketi binasına saldırdılar, binalarını yaktılar ve KDP binasını da taş yağmuruna tuttular. 

İran, Bağdat’ta roketler ile uluslararası koalisyona saldırıyor, Kürdistan Bölgesi’nde ise PKK yolun ile kaos çıkarıyor. Bu saldırılar ve düşmanca provokasyonlar aynı zamanda PKK medyası için bir araç oluyor ve PKK medyası da bunları ‘yeni başkaldırı, yeni bir isyan’ olarak pazarlıyor. 

Bu noktada, Kürt parti ve oluşumlarının üzerine çok önemli bir rol düşüyor. Ama en önemli rol Kürdistan Bölgesi, KDP ve Barzanilerin üzerine düşüyor. 

Çünkü Kürdistan Bölgesi Hükümeti bilmelidir ki, İran ve Türkiye’den gelen tüm saldırı ve provokasyonlar Kürdistan Bölgesi’nin gücünün kırılması ve teklemesi için yapılıyor. 

KDP ve Barzanilerin çökmesi, Kürdistan Bölgesi’nin çökmesi demektir. 

Kürdistan Bölgesi’nin çökmesi de Kürt milletinin kazandığı başarıların çökmesi demektir. 

Kürt milletinin kazandığı başarıların çökmesi demekte, özgürlük ve Bağımsız Büyük Kürdistan rüyasının çökmesi demektir. Bundan dolayı: 

KDP dar değil çok geniş düşünmelidir. Bu bağlamda Kürdistan’ın dört parçası için hesap, plan, proje ve ulusal strateji hazırlamalı ve hayata geçirmelidir. 

En başta milliyetçi, Kürdistani basın ve medya oluşturmalıdır. Nasıl ki işgalcilerimiz Kürt ve Kürdistan'ın yıkılması için birçok yolu deniyor, nasıl ki geniş çaplı strateji ve programlar hazırlıyorlar ve faaliyete koyuyorlarsa KDP ve Barzanilerin de dar kalıptan çıkarak büyük hesaplar yapması gerekiyor. 

Strateji ve siyasetlerini Büyük Kürdistan ve birlik üzerine bina etmeleri lazım. 

Eğer böyle olmazsa kurtlar sofrasında yıkılarak kaybolmaya mahkum kalırlar.