image

PeyamaKurd - Ezilen milletlerin başat maddesi ‘birlik ve beraberlik nüansı’ olmalıyken Kürt milletinin bir kesiminde bu nüans ‘karalama ve başarıları yok etme’ üzerine tesis edilmiş bir realiteye dönüşmüş durumda. Bu bağlamda sözde ‘Kürt olan’ ama özde ‘Kürt karşıtı’ duran birçok şahıs, kurum ve yapılanma bulunmaktadır. Bu stratejiyi, faal programa dönüştüren ve pekala işlemekte usta olan kanat ise PKK’nin kendisi ve oluşumlarıdır.

Yukarıda PKK bahsi geçti diye yine öfkelenecek, Barzanileri ihanetçi ilan edecek, KDP’yi işbirlikçi olmakla suçlayacak birçok kişi elbette olacaktır. Bu, normaldir. Çünkü bu kişilerin ‘bireysel düşünebilme potansiyelleri’ ellerinden alınmış ve onlara bir konu üzerine ‘nasıl düşünmeleri gerektiği’ kanalize edilmiştir. Bu ayrım çok önemlidir. Söz konusu ayrımın önemini bu yazıda yalın bir şekilde aktarmaya çalışacağız.

Hatırlayacağınız üzere Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelil geçtiğimiz günlerde, Uluslararası Koalisyon ve ABD tarafından donatılan, Rojava için özel eğitilen ve Rojavalılardan oluşan Roj Pêşmergelerine ‘çete’ şeklinde hakaret etti. Kabul edilemez bu sözlere tepkiler çığ gibi büyürken, Aldar Xelil ve bağlı olduğu habitattan ise KDP’yi suçlayan, Pêşmergeleri karalayan açıklamalar geldi. Çünkü bu taraftarlar ‘nasıl düşünmeleri gerektiği’  şeklinde özenle işlenmişlerdir.

“Diyalog Batının dahil olduğu süreç üzerinden ilerliyor”

Kürtler için çok önemli ve hayati olan bir noktaya çok dikkat edilmeli. Rojava’daki birlik görüşmeleri bu noktanın kendisidir. Burada hatırlatılması en önemli olan gerçek ise birlik görüşmelerinin sadece ‘Kürtler arasında değil ABD, Uluslararası Koalisyon, Batı ve Birleşmiş Milletlerin (BM) dahil olduğu bir süreç üzerinden ilerlediğidir.’

PYD, Kürt kamuoyunda, Kürt diyaloğu tekrar başlayamaz algısı yaratmak istiyor,. PeyamaKurd’e gelen bilgilere göre ABD heyetinin en geç Ocak ayının sonlarına doğru Rojava’da olacak. Peki bu açıklamalar ile gündemi meşgul edenler, Kürtler arasında problem çıkartmak isteyenler bunu bilmiyorlar mı?

PYD ve özellikle Aldar Xelil’in ENKS’ye yüklenmelerinin sebebi ABD’nin seçim süreciyle başlayan ve bölgede henüz doldurulamayan boşluktan yararlanmadan öte bir durum değil.

Aynı şekilde İran ve İran destekli Hadi Şabi, Hizbullah gibi yapılanmalar da seçimlerden dolayı meydana gelen boşlukta kendi iktidarlarını korumaya yönelik eylemler yaptılar. Sadece bunlar değil, Türkiye’de buna dahil. Çünkü ABD’deki yeni yönetim oluşmadan önce Ayn İsa’yı SDG’nin elinden çıkarmaya yönelik girişlerde bulundu.

Eskiden olduğu gibi bugün de Kürtleri birbirine kırdırmaya çalışan güçler mevcuttur. Kürtler ‘batının müttefiki’ konumuna ulaşmışken bazı kesimlerin hâlâ Kürtlerin kötülüğünü isteyen güçler ile hareket etmesi ise oldukça düşündürücüdür.

Bilenler bilir, 90’lı yıllarda Türkiye ve İran’ın provokasyonları dahilinde Güney Kürdistan’da meydana gelen olaylarda barışı sağlayan yine ABD idi. O günlerde de taraflar arasında anlaşma sağlanana dek Aldar Xelil’e benzer sesler mevcuttu ama bu sesler o günlerde de başarılı olamadılar.

“Aldar’ın Pêşmergelere çete demesi kabul edilemez’

Peşmerge’ye çete yakıştırması yapan Xelil’e, ‘ABD’nin o dönemde ‘Güneyli Kürtlere sağladığı imkanların aynısını şu anda Güneybatı Kürtleri için yaptığı’ gerçeği bir an önce hatırlatılmalı. Tüm dünya biliyor ki Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Rojava’ya desteği Uluslararası Koalisyon veriyor. Tabi Peşmergelerin, kardeşleri ile Kobanê’de omuz omuza savaştığı gerçeği de göz ardı edilmemeli.

Fakat Aldar Xelil ile türevlerine ‘sen çık ve sadece konuş’ dendiğinden bu gerçekleri görmemesi normaldir. Ama Kürtlerin başarısında payı olan Peşmergelere ‘çete’ demesi ise anormaldir. Kürt milleti ne olursa olsun bu şahıs(lar)a gerekli yanıtı vermelidir.

Kürtlerin geldiği bu konumda ABD ve Koalisyonun olumlu girişimlerine karşı durmak, Rusya İran ve Türkiye koalisyonunun yanına durmak demektir. Çünkü onlar Kürtleri, ABD ve Koalisyondan uzak tutmak için her yöntemi deniyorlar. Maalesef bu yöntemlerin bir yansıması olarakta Aldar Xelil ve türevleri biçimde karşımıza çıkmaktadır. Kürt milletinin geleceği Batı, ve ABD önderliğinde kurulan Koalisyon güçlerinin müttefiki olmaktan geçer. Çünkü uluslararası güçlerle ortaklık yapmak bölgesel güçlerin kuvvet gösterisine yenilmekten daha doğru daha politiktir.

“Roj Pêşmergelerine çete denmesi, Kürt kardeşlerine nasıl bakıldığı ile ilişkilidir’

Aldar Xelil ile hemcinsleri ve Roj Peşmergeleri güçlerinden rahatsız olanlar isteseler de istemeseler de uluslararası diplomasinin getireceği uzlaşı temelinde bu güçler Rojava’nın önemli bir parçası olacaktır. Aldar Xelil’in Roj Pêşmergelerine ‘çete’ demesi o ve onun şahsında sözde Kürt geçinenlerin diğer Kürt kardeşlerine nasıl baktığı, nasıl gördüğü ile ilişkilidir.

Kürt milleti bu gerçeği göz ardı etmemeli ve Kobanê’de kardeşleri ile omuz omuza savaşmış Pêşmergeleri, bu şahıslara kurban etmemelidir. Çünkü birlik, sözden değil icraatten geçer.