image

PeyamaKurd - Türkiye’de yapılan 31 Mart Yerel Seçimlerinde seçilerek göreve gelen belediye başkanlarının, geçtiğimiz Ağustos ayında kayyımlar atanarak görevden alınması ve hukuksuz yargılanmalara ilişkin bir rapor hazırlayan ABD kökenli sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türk hükümetinin giderek Kürt muhalefeti üzerinde baskını arttırdığını ifade ediyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson ise, "Türkiye, Suriye'nin kuzeydoğusuna yaptığı (Rojava) askeri saldırısını muhalefet partisinden demokratik olarak seçilmiş kişi ve kurumlara baskısını yoğunlaştırmak için bir bahane olarak kullandı” değerlendirmesinde bulundu.

“Baskı artıyor, seçmen hakları ihlal edildi”

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türk makamlarının, Kürt kentlerinde demokratik olarak seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve tutuklanmasının seçmen haklarını ihlal ettiğini açıkladı. Türk hükümeti, belediye başkanlarını görevden alarak ve Türkiye’deki Kürt kentlerindeki (güneydoğu bölgesi) seçilmiş yerel belediyelerin işleyişini engelleyerek muhalefet konumundaki Halkların Demokrat Partisi'ne (HDP) baskısını arttırıyor.

Yirmi üç belediye başkanı terör suçu işledikleri iddiaları ile tutuklu haldeler. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın, 10 Şubat 2020 tarihinde “terör örgütüne üyelik” suçlamasıyla ikinci duruşması yapıldı. Savcı, Mızraklı'nın mahkumiyetinin devamına karar verse de, aleyhindeki iddianameler, terörizm veya söz konusu suçlarla ilgili somut  verileri desteklememektedir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yerel bir Kürt siyasetçiyi, suç faaliyetine yönelik kanıt bulunmayan bir silahlı militan olarak göstermek, gözaltına almak ve yargılamak Türk hükümetinin siyasi muhalefeti ortadan kaldırmak için tercih ettiği bir yol gibi görünüyor. Bu davalar meşru değil. Belediye başkanlarının ve onları seçen 1.8 milyon seçmenin hakları çiğneniyor” diyor.

“DSG operasyonu sonrası kayyım ve tutukluluk oranı arttı”

9 Ekim 2019'da Türkiye’nin, Demokratik Suriye Güçlerini (DSG) ve bölgeyi kontrol altında tutan yönetimini ortadan kaldırmak için kuzeydoğu Suriye’ye (Rojava) askeri müdahalesinden sonra, sol tabanlı Kürt partisi HDP’ye yönelik kayyumlar ve tutukluluk oranları giderek arttı. O tarihten bu yana mahkemeler, belediye başkanlarını PKK ile ilişkilendiren iddialar hazırlayarak tutuklama talebi verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, “Görevden alınma ve tutuklamalar devam ederken geleceğim işaretini de gösteriyor” yorumunda bulunuyor. Belediye başkanlarının görevden alınması ve yerel belediyelerin güçsüzleştirilmesi, Kürt kentlerindeki 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarını  da etkin biçimde iptal sayıldı.

Belediye başkanlarına karşı açılan davalar geçtiğimiz Ağustos ayında Türkiye'nin Kürt kentlerinin önde gelen üç büyük kentinde HDP’li belediye başkanlarının görevden alınmasıyla başlamıştı. Halk  ise hükümetin Diyarbakır'daki faaliyetlerine karşı protesto gösterilerine başlamıştı.

“Demokrasi sistematik olarak ikinci defa askıya alındı”

HDP Mart yerel seçimlerinde bölgede 65 belediye kazandı. Bölgede otuz iki seçilmiş HDP’li belediye başkanı görevlerinden alındı ve yerlerine Ankara tarafından atanan “isimler” getirildi. Söz konusu isimler atamalarından sonra yerel meclisleri bir araya getirmedi, yerel yönetimlerde karar alma görevlerini ise etkili bir şekilde kısa süreye indirdiler.

Türk hükümetinin söz konusu faaliyetleri, bölgedeki Kürt seçmenler için yerel demokrasiyi sistematik olarak ikinci kez askıya aldı. Temmuz 2016 darbe girişimini izleyen olağanüstü hal durumunda, Erdoğan hükümeti Belediyeler Kanunu'nda değişiklikler yaptı ve 94 HDP belediyesinin doğrudan kontrolünü ele aldı ve 2014 yerel seçimlerinde sandıklarda kazanan belediye başkanlarını ve belediyelere kayyum atadı. 

“Terörist suçlamaların siyasi kullanımına son verilmelidir"

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson ise açıklamasına şöyle devam ediyor, “Türkiye, siyasi muhalifleri gözaltına almak ve uzaklaştırmak için terörist suçlamaların siyasi amaçlı kullanılmasına son vermelidir. Parlamento, belediye başkanlarının keyfi olarak görevden ve gözaltına alınmasını haklı çıkarmak için kullanılan olağanüstü hal olgusu ile Belediyeler Kanunu'nda yapılan değişiklikleri yürürlükten kaldırmak için çaba göstermelidir.”  

Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikası Sözcüsü, Ağustos ayında üç belediye başkanının görevden alınmasını “31 Mart seçimlerinin demokratik sonuçlarına itibar edilmediği için ciddi endişelerini” dile getirdiler. Avrupa Parlamentosu (AP) ise Türk yetkililerine, “31 Mart 2019'da eski alınan sonuçların kabul edilmesi gerektiği” çağrısı yaptı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson sözlerini şöyle noktaladı, "Türkiye, Suriye'nin kuzeydoğusundaki (Rojava) askeri saldırısını muhalefet partisinden demokratik olarak seçilmiş kişi ve kurumlara baskısını yoğunlaştırmak için bir bahane olarak kullandı. Erdoğan yönetimi Kürt kentlerindeki hukuk politikalarını kapatıyor ve potansiyel olarak şiddet içeren, demokratik olmayan ve yasadışı alternatiflere destek sağlıyor. ”

 

Çeviri | PeyamaKurd