image

PeyamaKurd - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump'a kolay eriştiği o dönem kapanıyor. ABD’de Başkan seçilen Joe Biden, seçim kampanyasının ilk aşamalarında kara bulutların Türkiye-ABD ilişkilerini gölgelediğini belirterek, “Asıl sorun Türkiye” ve “Erdoğan ağır bir bedel ödeyecek” sözlerini kullanmıştı. 

Türkiye Eski Dışişleri Bakanı ve AKP kurucu üyesi Yaşar Yakış kaleme aldığı, “Türkiye-ABD İlişkileri Biden Döneminde Daha Büyük Zorluklarla Yüzleşecek” başlıklı analizde Türkiye ve ABD ilişkilerinin yeni dönemine yer veriyor. Yakış, Joe Biden yönetiminin Donald Trump yönetimi gibi olmayacağını ifade ediyor. 

Eski Türk Dışişleri Bakanı ayrıca, Türkiye ile ABD arasındaki ana problemlere yer veriyor. Kürt sorununa ilişkin ise Biden’in, Erdoğan ile bu konuda geçmişten beri ters fikirde olduğunu ifade ediyor. Yaşar Yakış Halkbank konusunda ise şu yorumda bulunuyor: “Eğer Joe Biden söz konusu dosyayı açarsa bu, Türkiye’de siyasi bir tsunamiye neden olabilir.” 

İki ülke arasında çözüm bekleyen sorunların listesi uzun ama en önemlileri ise şunlar:

  • ‘Türkiye'nin Rus yapımı bir hava savunma sistemi olan S-400’leri satın alması,   
     
  • Türkiye’nin F-35 süper savaş programından çıkarılması,   
     
  • Kürt sorunu,   
     
  • Halkbank davası   
      
  • Türk din adamı Fethullah Gülen'in iadesi.” 

“S-400’ler ve Türkiye-Trump ilişkisi” 

Türkiye’nin, S-400 satın alması, ABD'de bir yılı aşkın süredir sert eleştirilere konu oluyor. Söz konusu satın alma için Türkiye’ye CAATSA (Amerika'nın Düşmanlarına Yaptırım Yoluyla Karşı Mücadele Yasası) uygulanması için Kongre’de bir fikir birliği var. Ama Trump ise bu yaptırımların uygulanmasını ısrarla durduran isim.

ABD'nin güçlü itirazına rağmen Türkiye, bir hava savunma sistemine ihtiyacı olduğunu belirterek S-400’leri aldıklarını ifade ediyor. Para zaten ödendi, donanım teslim edildi ve ilk testler çoktan yapıldı. Dolayısıyla Türkiye bunu bir anlaşma olarak görüyor. 

ABD'nin satın alma konusundaki itirazı, S-400 sisteminin ABD yapımı F-35’lerin açıklarını tespit edebileceği iddialarına dayanıyor. Fakat bu iddia pek geçerli değil. Çünkü F-35’lerin zayıf yönünü bulmak için S-400’leri Türkiye'de konuşlandırmanın bir gereği yok. Gerçek anlamda bir zayıflık, bir açıklık varsa sistem Türkiye dışına da uygulandığında tespit edilebilir.

ABD'nin diğer iddiası ise bir NATO ülkesinin envanterinde Rus yapımı bir hava savunma sistemi olmaması gerektiği. Bu iddia da geçerli değil çünkü Yunanistan'da Rus yapımı hava savunma sisteminin başka bir versiyonu olan S-300 de var. Ankara ise neden Yunanistan’ın değil de Türkiye'nin sorun yarattığını öğrenmek istiyor.

Türkiye ile ABD arasındaki bir diğer tartışma, Türkiye'nin F-35 ortak yapım programından çıkarılması. Türkiye, uçağın ortak üretim anlaşmasının bir parçası. Uçağın yaklaşık 900 farklı bileşeni Türkiye'de üretilmekte.

Türkiye, 100 adet F-35 uçağı satın alma niyetini resmi olarak duyurdu. Türkiye'ye giden uçaklardan birinin üretimi tamamlandı. Türk pilotlar onları uçurmak için eğitildi, ancak S-400 satın alındıktan sonra ABD, Türkiye'yi ortak yapımdan çıkarmaya karar verdi. Sorunun askeri ve diplomatik yönlerinin yanı sıra çözülmesi gereken ticari, hukuki ve mali boyutları da var.

“Kürt sorunu ve Biden’ın tutumu”  

Kürt sorunu, Joe Biden'in Barack Obama yönetiminde başkan yardımcılığından bu yana Erdoğan'la tartıştığı bir meseledir. 

Kendi başkanlık kampanyası sırasında Biden, Trump'ın Türk güçlerinin Kürt kontrolünde bulunan Suriye topraklarına girmesine izin vermesini sık sık eleştirdi. 

Biden ayrıca ABD'nin desteklediği, finanse ettiği, eğittiği ve donattığı Kürtlerin faaliyetlerini sınırlandırma yönündeki Türkiye'nin tutumunu da eleştirdi

Halkbank konusu” 

Türkiye için en büyük baş ağrılarından biri ise Türk bankası olan Halkbank meselesidir. Çünkü Trump’ın, Halkbank'ın İran'a yönelik ABD ambargosunu atlatmadaki rolüne ilişkin yasal bir sürece müdahale etmiş olabileceği iddiaları bulunuyor. 

Eric Lipton ve Benjamin Weiser tarafından 29 Ekim'de The New York Times'da yayınlanan bir makale, Türkiye'deki pek çok kişinin kısmen bilmediği yeni gerçekleri ortaya çıkardı. Yazarlar, Türkiye’nin Trump'a, yalnızca Halkbank'ı değil, Türkiye'deki bir dizi siyasi figürü de tehdit eden bir soruşturmayı durdurması için baskı yaptığını iddia ettiler.

Söz konusu makalede, ABD Başsavcısı William P. Barr, Halkbank hakkındaki soruşturmanın durdurulmasını istedi. 

Ayrıca yazarlar, ABD Adalet Bakanlığı'nın, Türk bankası ve Türkiye'deki siyasi figürlerle bağlantısı olan yetkilileri ile ilgili soruşturma ve ceza davalarına son vermeyi kabul edeceğini iddia etti. 

Ama eğer Joe Biden söz konusu dosyayı açarsa bu, Türkiye’de siyasi bir tsunamiye neden olabilir.

Fethullah Gülen’in iadesi”

Fethullah Gülen'in iadesi konusunda Trump yönetimi, iade talebinin gerektiği gibi doğrulanmadığı izlenimini verdi. Bundan ötürü de iade gerçekleşmedi. Lakin Biden yönetimi, onu iade etmeye daha az ilgi gösterebilir.

Bu iç karartıcı tabloya rağmen Türkiye ve ABD,  NATO müttefikidir. Türkiye, NATO’da ABD’den sonra en büyük ikinci orduya sahip ülke. Birkaç ortak ilgi alanları da vardır. 

Türkiye'de nükleer başlıklı füzeler depolanıyor. Washington hoşuna gitse de gitmese de Ankara Orta Doğu'nun önemli bir oyuncusu. 

İktidara gelen Joe Biden yönetiminin Erdoğan ile ilgili endişelerine rağmen, iki ülke muhtemelen karşılıklı çıkarlarını korumak için ortak bir zeminde buluşmanın ana yollarını arayacaktır. 


Çeviri | PeyamaKurd