image

PeyamaKurd – Dünya sistemi; Din, siyaset, ekonomi, ve sosyo-kültürel yapı üzerine inşa edilmiş olup ulus devletler mantalitesine göre mikro yapılanmalara ayrılmıştır. Neredeyse her ırk kendi devletini kurmuş ve yaşadıkları topraklar üzerinden kimliklerini, kültürlerini, dillerini dünya uluslar ailesine tanıtmışlardır. Günümüzde milletlerin devlet olması normalken, milletlerin devlet olmak istemesi ise anormal karşılanmaktadır. Aşağıdaki yazıda Kürtler milletinin yaşadığı süreçleri kısa bir şekilde farklı bir paradigmadan analiz etmeye çalışacağız.

****

Bilindiği üzere bir grup Suriyeli yılbaşı gecesi İstanbul’un en işlek yerlerinden biri olan Taksim Meydanı’nda toplanarak Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bayrağı açtı ve yılbaşını kutladı. Elbette ki onların eğlenmesine karşı çıkamayız fakat bazı noktaları eleştirmeden de ileriye dönük refleksler geliştirmemizin kabul görülür bir yanının olmadığı düşüncesindeyiz.

Bilindiği üzere ÖSO, Türkiye tarafından desteklenen bir çete grubu ve Kürtlerin Rojava’daki kazanımlarını bertaraf etmek için piyasaya sürülen kiralık tetikçiler. Tüm dünyanın da bildiği gibi ÖSO, Türkiye’nin kardeşlerimiz dediği Kürtlere karşı kindar bir savaş yürütmekte. Tabii bunlar işin farklı tarafı. Bu konuya başka yazılarımızda değineceğiz.

‘Tepki göstermek ile karşı çıkmak arasında fark vardır’

Sosyal medyada yayınlanan görüntüler ve yorumlar ışığında yola çıkıldığı zaman birçok kişinin Suriyelilerin eğlencesine tepki verdiği görülmektedir. Fakat bu duruma karşı çıkarak herhangi bir girişimde bulunmamaktadırlar. Şüphesiz ki Taksim’de Kürdistan Bayrağı açılıp kutlama yapılsaydı olacakları hepimiz tahmin edebilirdik. Kan, çatışma, bölücülük algısı vs vs…

Ertesi gün Türk medyasında çıkacak manşetler daha o zamandan soslanarak hazır hale getirilirdi.

****

Bölücüler, sözde Kürdistan Bayrağı açtılar. Türkiye’yi bölmeye çalışan bir grup terörist İstanbul’da bayrak açtı. Terör destekçileri halktan tepki gördü. Kürt- Türk kardeşliğine fitne sokuyorlar! Gibi başlıklar ile karşılaşılacağı mutlak bir durum olurdu. Unutulmamalıdır ki bir duruma tepki göstermek ile karşı çıkmak çok çok farklı iki durumdur. Türkiye’de Suriyelilerin terörist ÖSO bayrağına verilen bir tepkidir ama Kürtlere yapılan karşı çıkmak, engellemektir. Siyasi atmosferdeki bu tarz tepkiler geçici ve olumsuz sürecin normalleşerek olağan duruma gelerek kabul görmesi için bir zemindir. Fakat karşı çıkmak durumun engellenmesi ve kesinlikle ‘Kırmızı çizgimizdir’ algısı ile zihinlere enjekte edilme sürecidir.

’63 Müslüman ülke ve devletsiz Kürtler’

Kâsr-ı Şirin anlaşmasından başlayıp Sykes- Picot anlaşması ile ana yurdu parçalanan Kürt milleti yıllardır kendi öz hakkını aramak için gerek silahlı gerekse politik mücadeleler ile kazanım(lar) elde etmeye çalıştı. Kürtler, çoğu zaman yokmuş gibi bir ırk olarak gösterildi. Özellikle Türkiye’de yaşayan Kürtler, kültürel asimilasyona uğratılarak ‘modernleşme süreci’ içinde yeni bir kimlikmiş gibi pazarlandı ve işgal edilmiş ülkeler tarafından sanki o millettenmiş gibi gösterildi.

Dindar ve muhafazakâr ritüele sahip bir millet olan Kürtler, bugün bile Müslümanlığın en büyük koruyucusu durumundadır. Dünya’da 63 tane İslam ülkesi bulunmaktadır. Bunların hepsinin de devlet yapılanması güvenliği çerçevesinde (Anadil, hak, hukuk, ekonomi, sağlık, eğitim vb…) kendi kültürel sermayeleri kapsamında hakları bulunmaktadır. Hepsi de kendi bayraklarını açarak hem ülkelerini temsil etme hem de Müslümanlığı temsil etme hakkına sahiptir.

‘Peki Kürtler neden terörist kime ne yaptılar?’

İlginçtir ki bu durum Kürtler için öyle değildir. Kürtler, 4 parça Kürdistan topraklarında ne zaman hak talep etmeye kalkarsa Türkiye, İran, ırak ve Suriye’nin kendi vatandaşlarına ‘Sanki Kürtler ülkeyi bölmek için varmış gibi oradalar algısını oluşturan bir halet-i ruhiye mekanizması’ geliştirmektedirler.

Oysaki Kuran-ı Kerim bunu reddetmektedir. Kuran-ı Kerim’in Hucurât Suresinde şu sözler yer almaktadır,

“Ey insanlar! Muhakkak ki Biz, sizi bir erkek ve bir kadından yarattık. Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. Muhakkak ki Allah’ın indinde en çok kerim olanınız (ikram olunanınız, en şerefli olanınız), (ırk ya da soy olarak değil) en çok takva sahibi olanınızdır. Muhakkak ki Allah, en iyi bilen ve haberdar olandır.”

Bir başka pencere ise Birleşmiş Milletler (BM) maddeleridir. Birleşmiş Milletlere göre her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkı vardır. Yani bu madde, bir halkın referandumla ya da başka yöntem aracılığıyla, nasıl yönetilmek istediğine özgürce karar verebilme hakkıdır. Özü itibariyle ayrı bir devlet olarak örgütlenebilme hakkıdır. Kürt halkı bu yolu da denedi. Yine terörist oldu yine bölücü oldu. Peki bunca hak varken ve Kürtler ayrı bir devlet olmayı isterken neden terörist oluyorlar? Kime ne yaptılar?

‘Siyasal fantazmada her şey bellidir’

Kürt milleti hem dini hem uluslararası şartlara göre kendi kaderini tayin etme hakkına sahipken, olası bir hak arama mücadelesine giriştiği zaman neden ‘Terörist, bölücü, sorun, gerici, ilkel…’ olarak görülmektedir. Bunların siyasal fantazmadaki yeri gayet açıktır. Çünkü Kürtlerin devlet olması kendilerini işgal eden devletlerin birçok açıdan kaybı demektir.  Bu durumda Ulus- Devlet zamanının geçtiğini söyleyenler kendi halkına en büyük darbeyi vuranlardır.

Bugün Türklerin İstanbul’daki Suriyelilere tepki vermesi normal gibi görünse de bu normal bir durum değildir. Açılan bayrak ÖSO bayrağıdır. Yani terörist bir çete ya da oluşumu temsil etmektedir. Bu oluşum IŞİD terörüne karşı tüm global devletlerin kabul gördüğü başı dik bir savaş veren Kürtlere karşı (Evet, evet! Türklerin kardeşi olan…) bir katliam yürütme çabası içinde ve mallarını gasp etme mücadelesi vermektedir.

‘Kürtler, oyun hamuruna dönmüş durumda’

Kürt halkı mazlum ve dindar bir millettir. 100 yıldır görmediği zulüm, katliam, kıyım ve jenosid kalmamıştır. Daha anadil hakkına bile sahip değildir. Kürt toprakları, Türkiye’de hala ‘Doğu illeri’ çerçevesinde sanki uzaydaymış gibi algılanmaktadır.

Durum çok açıktır. Eğer Kürtler kendi devletini kurmak ister ve bayrağını dalgalandırmak isterse bir sorun bir problem en önemlisi de bölücü olarak görülmektedir. Fakat kendini asimile eder kültürünü unutarak sömürgeleşirse ikinci sınıf vatandaş muamelesine reva görülmektedir. Maalesef ki Kürt halkı bu devletleri elinde oyun hamuruna dönmüş durumda.

Zamanın bütün Kürt halkı için en iyi şekilde akması dileği ile…

 

| PeyamaKurd Editör |