image

PeyamaKurd - ABD'li Delta Crescent Energy şirketi, Rojava’da Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile petrol üretme ve pazarlama anlaşma imzaladı. Kaynaklar, anlaşmada petrol yataklarının geliştirilmesini içeren maddelerin de olduğunu aktardı.

İran medyası “ABD'nin Suriyeli Kürtlerle petrol anlaşmasına neden olan hedefleri nelerdir?” başlıklı bir analiz kaleme aldı. AhlulBeyt ajansı analizinde ABD’nin, Kürtlerle olan geçmiş politikasındaki zararları telafi etmek istediği ve bu bağlamda Kürtlerin özerklik kurması için çalıştıkları belirtildi. Analizde ayrıca, ABD’nin Rojava’yı tüm bölgedeki yeni nüfuz üssü haline getirmek istediği ifade edildi. Kürtler, şu anda Suriye petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 70'ini kontrol ediyor denilen analizde ABD'li Delta Crescent Energy şirketi ve Kürtler arasında yapılan petrol anlaşmasına ilişkin değerlendirmeler de yer alıyor. 

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın gelişmeye dair açıklamalarının ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, anlaşmanın SDG komutanı Mazloum Kobani ile imzalandığını belirterek söz konusu anlaşmayı doğruladı. 

Hem Amerikalılar hem de Kürtler, anlaşmanın temel amacının Rojava’daki (Suriye’nin kuzeybatı bölgesindeki) petrol üretim sahalarını ve tesislerini düzenleyerek, geliştirmek olduğunu söylediler.

Ancak ABD’nin son hamlelerine ve savaş bölgesi denklemlerine bakıldığında, Beyaz Saray'ın Suriye'nin geleceğini etkileyebilecek gizli planlarının olduğundan bahsedilebilir. 

Kürtlerle yapılan petrol anlaşmasının arkasında iki ana hedef var gibi görünüyor:

Suriye Hükümetinin mali kaynaklarını sıkıştırmak

Suriye’de, Heseke ve Deyrezor illerinde yaklaşık 2,5 milyar petrol varili bulunmaktadır. Suriye'de kriz başlamadan önceki yıllarda, petrol satışları hükümet için temel gelir kaynağıydı. Ancak 2012’de iç çatışmalar başladığında yaşanan kriz durumu daha da genişledi. IŞİD’in ortaya çıkması ve petrolü ele geçirmesi de bunu tetikledi. Daha sonra Kürt güçleri petrol tesislerini terörist gruptan aldıkları için onların eline geçti. Petrol gelirlerindeki kayıp, Suriye hükümetine ekonomik olarak büyük darbe indirdi.

Suriye'nin 2008 yılında günlük petrol üretimi 406.000 varildi. 2011'de 353.000 varile düştü ve 2018'de ise 24.000 olarak kayıtlara geçti. Bu rakamlar da yüzde 90'ın üzerinde bir düşüş anlamına geliyor. Krizden etkilenen ülkenin petrol üretimi şu anda önemsiz olmakla birlikte, ABD’nin, Kürtlerin petrol üretimi ve satışına doğrudan destek vererek Suriye petrolünün büyük bir bölümünde egemenlik kurma planları var gibi görünüyor.

“Kürtler, petrolün yaklaşık %70’ini kontrol ediyor”

SDG güçleri şu anda Suriye petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 70'ini kontrol ediyor. Ayrıca 2011 yılına kadar her gün 80.000 varil petrol üreten El-Omar petrol sahası da dahil olmak üzere gaz rezervlerini de kontrol ediyor. 

Al-Tank petrol sahası günde 40.000 varil üretiyordu. Heseke’nin güney eteklerinde 1322 petrol kuyusu ve yaklaşık 25 gaz kuyusu bulunan Sweidyah ve Rimeylan petrol sahaları, 2011 yılına kadar yaklaşık 200.000 varil petrol üretti. Fakat bu sahaların hepsi şimdi Kürt kontrolü altında.

Washington, Kürtlerle yaptığı anlaşmanın perde arkasında kesinlikle Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetine karşı azami baskıyı sürdürmek istiyor. Amerikalılar, daha önce acı çeken Suriye ekonomisini yok etmek için Şam'da Sezar yaptırım Yasası'nı uygulamışlardı. Şimdi de Kürtlerin hem merkezi yönetime yaklaşmalarını hem de Şam’ın gelirlerine darbe vurması için petrol satmalarına yardım ediyorlar.

Başka bir deyişle Washington, Suriye hükümetinin ülke yönetiminde sakat bırakılması için ağır bir baskı uygulamak istiyor. Ancak uluslararası standartlara göre bu anlaşma yasa dışı. Çünkü anlaşma Şam’ın tanımadığı bir güç ile imzalanmıştır.

“Kürtlere geçmişteki zararları telafi etmek”

Ayrıca ABD'nin Suriye Kürtleri ile petrol anlaşması imzalaması ABD'nin son aylarda strateji değişikliğinin olduğunu da gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump 2018'den bu yana Amerikan kuvvetlerinin Suriye'den çekilmesi konusunda ısrar etti. Trump yönetimi, Türkiye Afrin'de Kürt güçlerine karşı operasyon başlattığında ABD müttefiki Kürtleri korumasız bıraktı. Operasyondan birkaç gün önce, Trump kuzeydeki ABD kuvvetlerinin görevlerinden ayrılacağını açıkladı.

Beyaz Saray'ın geçen yıldan bu yana benimsediği politikalar ABD'nin Kürtlere ve Suriye denklemlerine yönelik değişken politikasını nerdeyse ortadan kaldırdı. 

“ABD, Kürtlerin özerklik kurması için çalışıyor” 

İlk olarak Washington Kürtlerle petrol anlaşması yaparak, Türkiye’nin Kürtlere saldırması durumunda hareketsiz kalma tavrından uzaklaştırmak istiyor. Bilindiği üzere Kürtler, ABD’nin Türk saldırısından kısa bir süre önce bölgeden çıkışını “ihanet” olarak nitelendirdiler.

İkinci olarak ise ABD, Suriye’deki geçmiş politikalarına karşın şimdi Rojava’da Kürtler için doğrudan destek ve denetimleriyle özerklik kurmaya çalışıyor ve savaşın harap ettiği ülkedeki askeri varlıklarını sağlamlaştırmalarına yardımcı oluyor. 

Suriye’deki petro-dolarlar Trump ve ABD stratejistlerini yeni bir ana üs kurmaya ikna etmiş görünüyor. Heseke’deki büyük üste bunun göstergesi. 

Başka bir deyişle, ABD, Rojava’yı tüm bölgedeki yeni nüfuz üssü haline getirmek istiyor. Doğal olarak böyle bir fırsatın yaratılması için de Kürtlerin petrol satışları ile Şam'dan ekonomik bağımsızlık elde etmesine yardımcı olmayı gerektirecektir.